Tayip Temel: Bir yıla yazık edildi, süreç uzadıkça tehlike artıyor
PKK'nin Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ne bağlı Süleymaniye'nin Dukan ilçesi kırsalında yer alan tarihi Casene Mağarası'da (Şikefta Caseneyê) 11 Temmuz 2025'te düzenlediği silah yakma töreninin üzerinden bir yıl geçti. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tayip Temel, bu süre içerisinde yaşananları değerlendirdi.
Selahattin Demirtaş: Süreç artık somut adımlar gerektiriyor
Mezopotamya Ajansı'ndan Diren Yurtsever'e konuşan Temel, şunları söyledi:
"Besê Hozat ve grubu, demokratik bir cumhuriyette, özgür topluluk olarak, Kürtlerin bir ferdi olarak, demokrasi mücadelesi vermeye ve dahil olmaya kararlı olduklarının mesajını verdi tüm dünyaya. Bu kadar savaşa mecbur bırakılmış bir güç, bu kadar radikal bir şekilde savaşı tarihe gömen sembolik bir eylem gerçekleştirdi. Ama maalesef bu yüksek kararlılıktaki eylemin düzeyine ulaşan bir politika ve yaklaşım göremiyoruz. Silahlar yakıldı ama silahı yakan gerilla hala dağda. Kürtlerin özgürlük sorunu devam ediyor. Muhatap olarak devlet sadece Başkan Öcalan’ın çağrısıyla gerçekleşebilecek bu yüksek düzeydeki çağrıya atfen hemen çıkarması gereken yasaları çıkarmadı ve geçen bir yıla yazık edildi. Sayın Öcalan hala İmralı’da. Hala sınırlı koşullar hatta imkansızlar içinde bu süreci yürütüyor."
"Bir kesim, Kürtlere saldırılması gereken bir varlık olarak görüyor"
PKK'nin silah bırakmasını istemeyen propagandaların yapıldığına vurgu yapan Temel, sözlerine şöyle devam etti:
"Türkiye'de bir eğilim, ısrarla Kürtlerin düşman ilan edilmesi gereken, Kürtlere saldırılması gereken bir varlık olarak görüyor ve bunu bir politikaya dönüştürüyor. Buradan milliyetçilik türetiliyor. Mesela istenen kuruma kayyım atanabiliyor, istediği mala çökebiliyor, demokrasi güçlerini bastırabiliyor. Dolayısıyla Türkiye’de savaştan beslenen bir çark ve zihniyet maalesef hala çok hakim. Medyada çözüm karşıtlığı körükleniyor. Türkiye'deki medyanın yüzde 80'inde hala PKK'nin silah bırakmasını istemeyen propagandalar yapılıyor. Hala Kürt sorunu çözülmesin diye Kürt'e inkar dayatılıyor. Bahçeli'nin çağrısı önemliydi. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'ın tutumu da ön açıcıydı. Fakat iş pratik adımlara gelince, Bahçeli’nin çağrısı havada kalıyor. Sayın Erdoğan'ın heyetimizle yaptığı görüşmeler sonuçsuz kalıyor. İmralı heyetinin, devlet ve diğer kurumsal yapılarla yaptığı müzakereler sonuçsuz kalıyor. Sayın Öcalan ile yapılan görüşmelerde çok önemli öneriler ve çözüm paketleri var ama muhatap yok, dönüş olmuyor. Dolayısıyla aslında bir oyalama, bir zamana yayma politikasının olduğu hissi giderek derinleşiyor. Kürt halkının bu sürece şüpheyle bakmasının temel nedeni bu. Devletteki muğlak, adım atmayan, zamana yayan, sürekli söz ile sürecin yürüyeceğini düşünen siyasal akıl, umutları giderek tüketiyor."
İmralı'da hangi talepler konuşuldu?
ÜST DÜZEY, ÜÇÜNCÜ ÜLKELERE GÖNDERİLECEK
9 bin PKK'linin "eve dönüşü" için yasa hazırlığı
"Meclis’in bir haftada çıkarabileceği bir yasa, bir yıl oldu hala taslak var mı yok mu tartışması üzerinden ilerliyor" diyen Temel, şöyle dedi:
"Kürt Hareketi de heyetimiz de Sayın Öcalan da iktidarın üzerinde çalıştığı taslağın madde madde neyi kapsadığını bilmiyor. Sayın Öcalan çok önemli 7-8 maddelik öneriler yaptı. DEM Parti hukukçuları, hem Sayın Öcalan ile hem de heyetle çerçeve konuştu. İktidarla, iktidarın kurmaylarıyla tartışmalar yürütüldü. MHP ile tartışmaları yürütüldü. Ama iş geliyor, ‘taslak var, üzerinde çalışıyoruz’ deyip zamana yayma durumuna takılıyor. Sayın Öcalan’ın birkaç tane temel çizgisi var. Birincisi, yasa kapsayıcı olmalı. Gerilla komutanlarını kapsamayan bir yasayı savaşçılar ciddiye almaz. İkincisi, 'suça bulaşmış, bulaşmamış' tartışması çok gereksiz bir tartışma. PKK zaten yasa dışı bir örgüt. Dolayısıyla ona üye olan herkes suçlu ilan edilmiş. Üçüncüsü, Sayın Öcalan dahi bütün PKK ile yargılanan herkesi kapsayabilecek nitelikte ve süreli bir yasa olmasıdır. Diğeri de hem bizim hem de kamuoyunun da talebidir. Zaten yapılan dört mitingde de görüldü. Sayın Öcalan, özgür koşullarda bu sürece öncülük etmelidir. Ama Sayın Öcalan’ın koşullarında hala bir değişiklik yok."
"Temmuz'da yasanın bir hafta içerisinde çıkması planlandı"
Temel, yasanın Meclis'e gelmesini beklediklerini söyledi:
"Yasaların çıkmasının önündeki engellerden biri de Sayın Öcalan ile sağlıklı bir iletişim olmamasıdır. İkincisi, yasanın çerçevesinin belirlenmesinden sonra, bu yasa Sayın Öcalan ile de ortaklaştırılacak. Yani bir kere baş müzakereci olarak tanınan aktör, Kürt siyasi hareketi adına bunun uygun olup olmadığına bakmalıdır. Bu yasadan faydalanacak olan, bu yasayı ciddiye alacak olan PKK'dir. Dolayısıyla bu taslağın, Sayın Öcalan ile tartışılması lazım. Heyetimiz bu konuda kendi önerilerini, görüşlerini de alacak. Daha sonra bu süreç Meclis’te başlayacak. Biz bu aşamadayız. Fakat basına yansıyan haberler ile ilgili kaygılar oluşuyor. Yani bu haberlerin kaynağı eğer iktidar ise ve bu haberlere göre bir yasa çıkaracaksa, hakikaten geçmiş olsun. İktidar bize yasanın kapsayıcı olduğu, yasanın ihtiyaca cevap olabileceği, bunun üzerinde çalışma yürütüldüğü söyleniyor. Fakat bir eğilimin sürekli basını böyle enforme etmesi kaygı vericidir. Bir hedefle yapılıyor. Temmuz'da yasanın çıkması konusunda hem Sayın Öcalan hem iktidar hem DEM Parti hem de Meclis Başkanı hem fikir. Temmuz'da yasanın bir hafta içerisinde çıkması planlandı. Beklentimiz en kısa zamanda taslağın bütün tartışmalardan geçip Meclis’e gelmesi ve bir an önce yasallaşmasıdır. Bu süreç uzadıkça tehlikeler artıyor."
(FY)