Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının tutuklanmasının ardından başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” buluşmalarının İstanbul ayağı bu hafta Ataşehir oldu.
Buluşmada, Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel ve çalışma arkadaşlarının gece yarısı operasyonuyla gözaltına alınması yurttaşlar tarafından protesto edildi. Ataşehir Belediyesi önündeki alanı hınca hınç dolduran vatandaşlar, 394 gündür Silivri’de, 12 metrekarelik bir hücrede tutulan İmamoğlu ve diğer tutuklu belediye başkanları lehine sloganlar atarak, iktidarı istifaya davet etti.
Özel: "Erdoğan kaçmasın, gelsin milletin karşısına çıksın"
Mitingde konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel "Türkiye sıkıştığında çareyi hep sandıkta buldu. Erdoğan iki yıl daha bekleyerek bu ülkeye daha fazla yük bindirebilir ama millet buna mecbur değil. Erken seçim ve ara seçim istiyoruz. Cesareti varsa kaçmasın, gelsin milletin karşısına çıksın. Geçmişte gücünü sandıktan alanlar bugün sandıktan kaçıyor. Ama bu vakitten sonra bu milletten kaçamayacaksın; son sözü millet söyleyecek.” dedi.
İmamoğlu: "Onlar kaybedecek, milyonlar kazanacak"
Özel'den önce Ataşehir Belediye Başkanı Adıgüzel’in gözaltındayken ilettiği mesajı CHP Ataşehir İlçe Başkanı Atakan Anıl Dizdaroğlu okurken, İmamoğlu’nun Silivri’den Ataşehir’e yolladığı mektubu da CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik kamuoyu ile paylaştı. 19 Mart'ta tutuklanan CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ataşehir Belediyesi önündeki alanı dolduran on binlere, 394 gündür tutulduğu Silivri’deki hücresinden seslendi.
Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel ve çalışma arkadaşlarının gözaltına alınmasına tepki gösteren İmamoğlu'nun mektubunu İstanbul İl Örgütü Başkanı Özgür Çelik okudu. İmamoğlu mektubunda özetle şunları söyledi:
“Biz, Silivri mahkemesinde yalanlarını ve iftiralarını yüzlerine vurdukça, onlar yeni kumpasların peşinde koşuyorlar. Yalanlarını daha büyük yalanlarla örtmeye uğraşıyorlar. Milletten kaçıyor, yalanlara sarılıyorlar. Öyle bir bataklığa saplandılar ki; iftiralarını ve yalanlarını büyüttükçe, milletin gözünde küçülüyorlar. Onlar baskıyı, zorbalığı artırıp bizi korkutmaya ve sindirmeye çalıştıkça; bizim cesaretimiz ile direncimiz artıyor. Ülkemize dayattıkları bu adaletsiz ve çürümüş düzeni değiştireceğiz. Her birimizi hapsetseniz, dışarıda tek bir Cumhuriyet Halk Partili kalmasa bile başaracağız. Can havliyle çırpınanların memlekete yaydığı karanlığa bakmayın. Sandık kurulacak, millet mührü vuracak. Onlar kaybedecek, milyonlar kazanacak. Her şey çok güzel olacak,” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel de konuşmasına “Ataşehir’in güzel insanlarına; yüreği memleket için atan, yüreği merhametle atan insanlarına; korkuyu evde bırakıp meydanlara koşanlara, seçtiğine ve seçme hakkına sahip çıkanlara; onuruna, Onursal’ına sahip çıkanlara selam olsun." diyerek başladı.
"Dünya kadar yalanla, iftirayla, algı operasyonuyla devletin televizyonuyla, Anadolu Ajansı’yla her türlü yalan bilgiyi yayanlara inat seçtiğine arkasında duran, ne oluyor - ne bitiyor her şeyin farkında olan, bir darbeye karşı dimdik ayakta duran, olması gereken yerde olan, bu muhteşem meydanı dolduranlara" seslendi.
Özel konuşmasının devamında şunları söyledi:
Millet, en karanlık zamanlarda hep çıkış yolu buldu
CHP Genel Başkanı, Ataşehir’in yüksek oyla CHP’li bir belediye başkanını seçtiğini ve bu tercihin şimdi yok sayılmak istendiğini söyledi. İstanbul’da ve Ataşehir’de halkın iradesinin yerine yukarıdan karar vermeye çalışan bir anlayışla karşı karşıya olduklarını dile getirdi. Bunun yalnızca bir kişiye ya da bir belediye başkanına sahip çıkma meselesi olmadığını, asıl meselenin sözün ve kararın millete ait olması olduğunu vurguladı. Türkiye’de halkın tarih boyunca baskı karşısında geri çekilmediğini, en zor zamanlarda bile çıkış yolu bulduğunu anlattı. Meydandaki kalabalığın korkutulamayacağını, susturulamayacağını ve sindirilemeyeceğini söyledi. Konuşmasının bu bölümünde hem Ataşehir’in siyasal tercihini hem de genel olarak halk iradesini savunma çağrısı yaptı. Sonunda Erdoğan’a yönelik istifa sloganlarını meydanla birlikte yükseltti.
“Bu millet ezelden beri zalime diz çökmedi. En karanlık zamanlarda hep bir çıkış yolu buldu. ‘Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım’ diyen bu milletin iradesini kimse yok sayamaz. ‘Korkuturum, sustururum, sindiririm’ diyenler bu meydana iyi baksın. Seçtiğine sahip çıkanlar burada. Bu muhteşem meydan darbeye de dayatmaya da geçit vermeyeceğini gösteriyor.”
Darbecilerin Anadolu'daki yeni hedefi Onursal Adıgüzel oldu
Özel, Onursal Adıgüzel’i çocuk yaşlardan beri CHP içinde yetişmiş, uzun yıllardır partide ve siyasette emek vermiş bir isim olarak anlattı. Milletvekilliği, genel başkan yardımcılığı ve belediye başkanlığı sürecini hatırlatarak onun partinin içinden gelen bir kadro olduğunu söyledi. Ataşehir’de iki yıldır yoğun biçimde çalıştığını ve halkla bağ kurduğunu ifade etti. Belediye başkanı olarak ilçede karşılık bulduğunu, sokaktan ve yurttaştan kopmadığını belirtti. Ardından 19 Mart’tan beri süren sürecin Anadolu yakasındaki yeni hedefinin Onursal Adıgüzel olduğunu söyledi. Bu hedef almanın, yalnızca bir kişiye değil, CHP’nin yerelde kurduğu siyasal güce yöneldiğini dile getirdi. CHP Genel Başkanı Ataşehir bağlamında Adıgüzel’i siyasal ve kişisel olarak sahiplendi.
“Onursal Adıgüzel Cumhuriyet Halk Partisi’nin öz evladıdır. Bu partide büyümüş, bu ilçede siyaset yapmış, emeğiyle buraya gelmiştir. Ataşehir’de gece gündüz çalışan, sizin yanınızdan ayrılmayan bir belediye başkanıdır. İki yıldır bu kent için çalışıyor. Şimdi 19 Mart darbecilerinin Anadolu yakasındaki yeni hedefi odur. Onursal’a sahip çıkmak, Ataşehir’in iradesine sahip çıkmaktır.”
Onursal’a soru soramayacak durumdalar
Özel, Emniyet’te Onursal Adıgüzel’e yöneltilen soruların ve verilen yanıtların avukatlar tarafından alındığını söyledi. Dosyada ne teknik takip, ne dinleme, ne para alışverişi, ne de somut bir suç isnadı bulunduğunu belirtti. Savcılığın ortaya koyabildiği hiçbir doğrudan delil olmadığını, bu yüzden Adıgüzel’e gerçek anlamda soru bile sorulamadığını dile getirdi. Buna rağmen örgüt suçlamasıyla her şeyden sorumlu tutulmak istendiğini savundu. Bunun, Ekrem İmamoğlu ve CHP’nin yürüyüşünü durdurmak için kurulan daha geniş bir kumpasın Ataşehir ayağı olduğunu söyledi. Onursal Adıgüzel’in masum olduğunu açık biçimde ilan etti. Bu iftiranın hesabının eninde sonunda sorulacağını ifade etti.
“Onursal Adıgüzel’e ilişkin ortada bir baz kaydı yok, teknik takip yok, dinleme yok, bir alım satım iddiası yok. ‘Şunu yaptı, bunu aldı, bunu sattı’ diyebilecekleri tek bir somut veri yok. Soru soramayacak durumdalar. Buna rağmen ‘örgüt’ diyerek her şeyi onun üstüne yıkmak istiyorlar. Bu, 19 Mart darbesini sürdürmek için kurulan bir kumpastır. Buradan söylüyorum: Onursal Adıgüzel masumdur ve bu iftiranın hesabı sorulacaktır.”
Keser döner, sap döner
CHP lideri, Onursal Adıgüzel’i ailesinden, Ataşehir’den ve siyasal çevresinden koparmaya çalışanlara seslendi. Açılan bu yolun yalnız CHP’ye karşı değil, ileride iktidar değiştiğinde herkese karşı kullanılabilecek tehlikeli bir yol olduğunu söyledi. Delilsiz suçlama, örgüt isnadı ve iftiracı tanık düzeninin yarın AK Partili belediye başkanları ve siyasetçiler için de kullanılabileceğini hatırlattı. AK Parti içinde hâlâ makul insanların olup olmadığını sorgulayarak, olan biteni görmeleri gerektiğini belirtti. Yapılan işin haksız, kötü örnek oluşturan ve çok tehlikeli bir yöntem olduğunu ifade etti. CHP’lilerin intikam değil adalet istediğini, meydandaki insanların iyiliğin ve hakkaniyetin savunucusu olduğunu anlattı. Bu meydandan kötülük çıkmayacağını vurguladı.
“Keser döner, sap döner. Bugün açtığınız bu yol, yarın sizi de bulur. Kanıtsız suçlama, iftiracı tanık, örgüt şeması çıkarma gibi yöntemler kötü bir örnektir ve çok kötü bir yol açmaktır. AK Parti’de makul olanlar varsa bunu görsün. Biz kimseye kötülük vadetmiyoruz; biz adalet istiyoruz. Bu meydandan kötülük değil, yalnızca hakkın ve vicdanın sesi çıkar.”
Onursal hangi örgütü kurduysa, oraya beni de yazın
Özgür Özel, Duygu Adıgüzel’i ve Algı Adıgüzel’i anarak Onursal Adıgüzel’in ailesini sahiplendi. CHP’nin kusuru, suçu ve yanlışı olanla yolunu ayırdığını; ancak iftira ve kumpas karşısında hiçbir partiliyi yalnız bırakmadığını söyledi. Onursal Adıgüzel’in suç örgütü değil, parti örgütü, sevgi, hizmet ve mücadele örgütleyen biri olduğunu ifade etti. Erdoğan’a seslenerek, Onursal hangi örgütü kurduysa kendisinin ve partinin de orada olduğunu söyledi. İçişleri Bakanı’na da seslenip, gece 01.00’de yapılan ev baskınının CMK’ye açıkça aykırı olduğunu anlattı. Evde hiçbir şey bulunmadığını, buna rağmen yapılan işlemin hukukun ayaklar altına alınması anlamına geldiğini belirtti. Siyasal sahiplenmenin yanında hukuka aykırılığı sergiledi.
“Cumhuriyet Halk Partisi yanlışla, suçla, kusurla yol yürüyen bir parti değildir. Ama iftira karşısında da hiçbir arkadaşını yalnız bırakmaz. Onursal Adıgüzel çocukluğundan beri sevgiyi, hizmeti ve mücadeleyi örgütleyen bir arkadaşımızdır. Buradan Erdoğan’a söylüyorum: Onursal hangi örgütü kurduysa beni de oraya yazın. Gece 01.00’de yapılan ev baskını hukuka aykırıdır. Bu, hukukun ayaklar altına alınmasından başka bir şey değildir.”
Hangi AK Partili’yi evinden polisle aldınız?
CHP Genel Başkanı Özel, İçişleri Bakanı’nın “AK Partili ve CHP’li belediyeler hakkında soruşturma izni verdik, taraf tutmuyoruz” sözlerine yanıt verdi. Kaç AK Partili siyasetçinin gece baskınıyla evinden alındığını, kaçının nezarete götürüldüğünü, kaçının tutuklandığını sordu. İddiaların sayısının ve ağırlığının CHP’ye yöneltilenlerden fazla olmasına rağmen, AK Partililer hakkında aynı işlemlerin yapılmadığını belirtti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin AK Parti dönemine ait dosyaların inceletilmediğini, Ankara’da Melih Gökçek dosyalarının üzerinin kapatıldığını söyledi. CHP’li genç isimlere ise somut delil olmadan ağır muamele yapıldığını ifade etti. Adalet Bakanlığı’nın bir partinin yargı kolu gibi davranmaması gerektiğini söyledi. Bölüm boyunca iktidarın yargıyı eşit değil, seçici kullandığını anlattı.
“591 AK Partili hakkında soruşturma izni verdiğinizi söylüyorsunuz. Peki hangisinin evine gece yarısı gittiniz? Hangisini polisle evden aldırdınız, hangisini nezarete koydunuz, hangisini tutuklattınız? İddialar orada daha büyük, ama işlem yok. Bizim arkadaşlarımıza ise kanıtsız suç isnadıyla en ağır muamele yapılıyor. Adalet Bakanlığı bir partinin yargı kolları başkanlığı değildir. Yargı herkese eşit uygulanacaksa, bunu herkes görecek.”
Bir gün bunların da iddianamesi olacak
Özel, Onursal Adıgüzel hakkındaki tutuklama kararının ardından bazı televizyon programlarına aynı anda yalan bilgiler servis edildiğini söyledi. Beş gazetecinin aynı gece aynı içerikte yalan ithamları dolaşıma soktuğunu, bu kayıtların ellerinde olduğunu belirtti. “7 milyon dolarlık rüşvet kanıtlandı” biçimindeki bilginin Adalet Bakanlığı kaynaklı olarak medyaya servis edildiğini öne sürdü. Ertesi gün iktidara yakın gazetelerin aynı manşetlerle çıkmasını da bu zincirin parçası olarak anlattı. Bu eşgüdümlü iftira düzeninin bir gün yargı konusu olacağını söyledi. Haysiyet cellatlığı yapan medya ve bürokrasi çevrelerinden hesap sorulacağını dile getirdi. Konuşmasında açıkça meydan okudu.
“Onursal Adıgüzel hakkında aynı anda yalan bilgileri servis edenleri biliyoruz, kayıtları elimizde. ‘7 milyon dolarlık rüşvet kanıtlandı’ yalanını televizyonlara, gazetelere kim taşıdıysa bunun bir gün iddianamesi olacak. Ertesi gün aynı manşetlerle çıkanlar da bunun hesabını verecek. Haysiyet cellatlığı yapanlar bundan kaçamayacak. Bu iftira düzeni sonsuza kadar sürmeyecek. Gün gelecek teker teker bunun hesabı sorulacak.”
Eninde sonunda hak yerini bulacak
Özel, Adalet Bakanlığı’ndan gelen WhatsApp mesajlarını sorgusuz sualsiz doğru kabul edip televizyonlarda anlatanlara ve gazetelerde yayımlayanlara seslendi. Sorguda doğrulanmayan bilgilerin iftira ve kumpasın parçası haline geldiğini söyledi. Onursal Adıgüzel’in anne ve babasının bu süreçte maruz kaldığı sözlü saldırıları anlattı. Ekrem İmamoğlu’nun ailesine yönelik geçmişteki kampanyaları hatırlatarak, benzer bir yıldırma siyasetinin yeniden devreye sokulduğunu ifade etti. Kendilerini ezemeyeceklerini ve yıldırmayacaklarını söyledi. İstanbul’daki bazı yargı mensuplarını da doğrudan hedef alarak, yaptıklarının hesabını vereceklerini dile getirdi. Hak ve adaletin sonunda yerini bulacağını söyledi.
“Her önüne gelen, Adalet Bakanlığı’ndan gelen mesajı doğruymuş gibi anlatmasın. Sorguda doğru çıkmayan yalanlarla bu iftiranın parçası olmayın. Onursal’ın annesine, babasına bunu yaşatanlar bizi yıldıramaz. Bizi ezemezsiniz. Karıncanın kardeşi vardır; o da bütün Cumhuriyetçilerdir, bütün demokratlardır. Eninde sonunda hak yerini bulacak. Hak da Allah da sizden hesap soracak.”
Milletimiz bunları unutmasın
Özel, bir yıl boyunca Ekrem İmamoğlu ve CHP’li isimler hakkında ortaya atılan çok sayıda iddianın boşa çıktığını anlattı. 560 milyar dolar, 1200 telefon, bavullarda para, parkelerin altında dolar gibi geçmiş iddiaları sıralayarak, hiçbirinin kanıtlanmadığını söyledi. Jammer görüntülerinin para diye sunulduğunu, bazı kasa görüntülerinin ise stok videolar çıktığını aktardı. Onursal Adıgüzel hakkında bugün televizyonda söylenen ama sorguda sorulamayan iddiaların da aynı yöntemle üretildiğini ifade etti. Silivri’de görülen bir davada bazı kişilerin iftiralarını geri çektiğini ve “zorla söyledim” dediğini anlattı. Yaşanan sürecin tamamının siyasi olduğunu, rakipleri seçimde yenemeyenlerin onları yargı eliyle tasfiye etmeye çalıştığını belirtti. CHP’nin hedefinin makam paylaşımı değil, ülkeyi ayağa kaldırmak olduğunu vurguladı.
“Milletimiz bunları unutmasın. Dün Ekrem İmamoğlu için söyledikleri ne çıktıysa, bugün Onursal için söyledikleri de odur. 560 milyar dolar dediler, bulamadılar. Telefon dediler, para dediler, kasa dediler; hiçbirini ispatlayamadılar. Bugün de aynı iftiraları dolaşıma sokuyorlar. Bu sürecin tamamı siyasidir, tamamı kumpastır. Ama bu yolculuk birkaç kişinin makam yolculuğu değil, ülkeyi yeniden ayağa kaldırma yolculuğudur.”
Geçmiş olsun ziyaretine gittik
Özel, kendisiyle Onursal Adıgüzel’in arasını açmak için yeni bir yalan dolaşıma sokulduğunu söyledi. İspanya’ya gittiklerinde Pedro Sánchez ile birlikte demokratik güçlerle temas yürüttüklerini anlattı. Aynı gün Zülfü Livaneli’nin eşinin ameliyatı nedeniyle geçmiş olsun ziyaretine gittiklerini, bunun “yemek” gibi gösterildiğini belirtti. Bu ziyaretin, Onursal Adıgüzel’in gözaltına alındığının öğrenilmesinden 14 saat önce gerçekleştiğini söyledi. Aralarına nifak sokmak isteyenlerin kasıtlı biçimde bunu çarpıttığını ifade etti. Bu tür hadsizlikleri unutmayacağını ve affetmeyeceğini belirtti. Sonunda meydandan Onursal Adıgüzel’e dayanışma mesajı ve “Yiğidim Aslanım” çağrısı yükseltti.
“Geçmiş olsun ziyaretine gittik, bunu bile yalanla çarpıttılar. Onursal gözaltına alınmadan 14 saat önce yapılmış bir ziyareti, aramıza nifak sokmak için başka türlü göstermeye çalıştılar. Bizim birbirimize sahip çıkışımıza kimse gölge düşüremez. Bu hadsizlikleri unutmayacağım, affetmeyeceğim. Onursal yalnız değildir. Bu meydan onun arkasındadır ve çıktığı gün bu meydanda yine birlikte olacağız.”
Orbán’la sonunuz aynı olacak
Özel, hafta sonu uluslararası demokrat liderlerle birlikte İspanya’da bulunduğunu, Erdoğan’ın ise Trump ve onun çevresiyle yakınlık içinde olduğunu söyledi. Trump’ın Netanyahu’ya “savaş kahramanım” dediğini aktararak buna sert tepki gösterdi. Kıbrıs örneği üzerinden iktidarın dışarıdan yön verme çabasına halkın yüzde 65 oyla yanıt verdiğini belirtti. Bolsonaro’nun rakibini hapse atmasına rağmen yenildiğini, Ekrem İmamoğlu’nu hapse atanların da yenileceğini söyledi. Erdoğan’ın Macaristan lideri Orbán’la kurduğu yakınlığa da değinerek, onun da seçimde ağır yenildiğini hatırlattı. İstanbul’da mitinglerini tamamlayıp Ankara’ya döndüklerini, ancak CHP’li isimlere yönelik yeni hamle gelince yeniden meydanlara çıktıklarını belirtti. Erdoğan’a açık biçimde meydan okudu.
“Bolsonaro rakibini hapse attı ama yenildi. Orbán’a özenenler de yenildi. Ekrem Başkan’ı hapse atanlar da öyle yenilecek. Trump’ın, Netanyahu’nun, Orbán’ın çizgisine yaslanarak bu milletin karşısında duramazsınız. Yüzde 65’le verilen cevapları gördünüz, daha fazlasını da göreceksiniz. Madem hesabınız burada, meydan da buradadır. Hodri meydan.”
Kazanan demokratlar olacak
Özel, dünyada artık saflaşmanın otokratlarla demokratlar arasında yaşandığını söyledi. Trump’ın oy oranının düştüğünü ve ondan meşruiyet bekleyenlerin yanılacağını dile getirdi. Türkiye’de sosyal demokratların, muhafazakâr demokratların, milliyetçi demokratların, Kürt demokratların, liberal demokratların ve sosyalist demokratların birlikte kazanacağını söyledi. ABD’den Harold Hamm’ın ve Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’ın sözlerini örnek vererek, bunların Türkiye’ye ve bölgeye demokrasi yerine güçlü lider ve monarşi önerdiğini anlattı. Barrack’ın Antalya’daki sözlerine sert tepki gösterdi ve Türkiye’nin Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet olduğunu vurguladı. Emperyalist müdahalelere karşı geçmişte olduğu gibi bugün de duracaklarını belirtti. Bu bölümde hem küresel bir demokrasi-otokrasi ayrımı çizdi hem de Türkiye’nin buna karşı kendi demokratik gücüyle yanıt vereceğini söyledi.
“Bugün bütün dünyada saflar netleşiyor: Bir tarafta otokratlar, bir tarafta demokratlar var. Otokratlar yıkılıyor, demokratlar kazanıyor. Türkiye’nin bütün demokratları kol kola girecek ve bu otokrat düzeni değiştirecek. Tom Barrack da, Harold Hamm da, onların dayattığı tek adam ve monarşi özlemi de bu memlekette karşılık bulmayacak. Biz hangi ülkede, hangi partide olduğumuzu biliyoruz. Bu memleketi Cumhuriyet’e taşıyan irade, bugün de emperyalist dayatmalara boyun eğmeyecek.”
Hepsini birden tarihe gömeceğiz
Özel, Tom Barrack’ın Erdoğan’a meşruiyet sağlayıp karşılığında Türkiye’den tavizler alınabileceği yönündeki sözlerini hatırlattı. Türkiye’deki nadir toprak elementleri ve başka tavizler üzerinden bir uluslararası pazarlık kurulmak istendiğini söyledi. Erdoğan’ın dış destekle iktidarda kalıp muhalefeti hapiste tutacağını düşündüğünü öne sürdü. Buna karşı Erdoğan’a, Barrack’a, Trump’a ve bugünkü ABD yönetimine birlikte meydan okudu. Türk halkının geçmişte de dış destekli planlara boyun eğmediğini anlattı. Barrack’ı açık biçimde “istenmeyen kişi” ilan etti ve ülkesine dönmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’de seçimin gelmesi halinde bu dış desteklerin hiçbirinin iktidarı kurtaramayacağını ifade etti.
“Trump’a da, Barrack’a da, Erdoğan’a da açıkça söylüyoruz: Hepinizi birlikte yeneceğiz. Yedi cihan bir araya geldi, bu milleti yenemedi; siz de yenemeyeceksiniz. Benim arkamda Trump yok, Barrack yok; benim arkamda bu millet var. Türkiye’de meşruiyeti dışarıdan değil, milletten alırsınız. Bu vakitten sonra o küstah büyükelçi burada istenmeyen kişidir. Seçim geldiğinde sizi bu milletin elinden hiçbiri kurtaramaz.”
Cesareti varsa kaçmasın, son sözü millet söylesin
Özel, Türkiye’nin bir fetret döneminde olduğunu ve bu tür sıkışmalardan çıkış yolunun her zaman sandık olduğunu söyledi. Erdoğan’ın iki yıl daha bekleyerek ülkeyi daha fazla borçlandırabileceğini, enflasyonu ve işsizliği artırabileceğini belirtti. Bu yüzden erken seçim ya da ara seçim sandığının bir an önce kurulması gerektiğini savundu. Ara seçim talebine 12 muhalefet partisinin destek verdiğini söyledi. İstanbul birinci bölge başta olmak üzere çeşitli illerde yeniden sandık istediklerini ifade etti. Son seçimde AK Parti’nin birinci olduğu yedi seçim bölgesinde bugün geri düştüğünü, bu nedenle Erdoğan’ın milletten kaçmaması gerektiğini dile getirdi. Son bölümde Ataşehir’in Onursal Adıgüzel’e ve Ekrem İmamoğlu’na sahip çıkıp çıkmadığını sorarak meydanı mücadele çağrısıyla konuşmasını bitirdi.
“Türkiye sıkıştığında çareyi hep sandıkta buldu. Erdoğan iki yıl daha bekleyerek bu ülkeye daha fazla yük bindirebilir ama millet buna mecbur değil. Erken seçim ve ara seçim istiyoruz. Cesareti varsa kaçmasın, gelsin milletin karşısına çıksın. Geçmişte gücünü sandıktan alanlar bugün sandıktan kaçıyor. Ama bu vakitten sonra bu milletten kaçamayacaksın; son sözü millet söyleyecek.”
(AEK)
