Muğlak zamanlarda rehber arayışı: İstanbul’un ‘fal ekonomisine’ bir bakış
Fal bakma ve rüya tabiri gibi gelecekten haber almaya yönelik uğraşların Anadolu’da yüzyıllara dayanan bir geçmişi olsa da bunlar günümüz İstanbul’unda evlerde arkadaşlar veya akrabalarla yapılan faaliyetler olmanın ötesinde, kafelere ve dükkanlara taşınmış ve büyüyen bir ticari faaliyet alanı haline gelmiş durumda.
İstiklal Caddesi’ne çıkan dar bir sokak olan ve bu civarda “Falcılar Sokağı” olarak bilinen Ayhan Işık Sokak, müşteri kapma yarışında olan bir dizi fal kafeyle dolu. Bunların çoğu, 1990’lı yıllarda İstanbul’a göç etmiş Kürtler ve onların çocukları tarafından işletiliyor. Bu işletmeciler, son 30 yılda bu küçük sokağı şehrin en bilinen falcılık alanlarından birine dönüştürdü.
Bu kafelerin popülerliği, fal bakmanın artık sadece bir eğlence aracı, doğaüstü olana karşı duyulan merakın bir yansıması veya Anadolu halk kültürünün bir uzantısı olmanın ötesine geçtiğini gösteriyor. Birçok İstanbullu için bu, kaygıyla, ekonomik zorluklarla, hızlı toplumsal değişimlerle ve geleceğe dair belirsizlikle baş etmenin bir yolu.
Asmin Cafe: Diyarbakır’dan Falcılar Sokağı’na
Falcılar Sokağı’nın en popüler duraklarından biri, 1999’dan bu yana aynı noktada hizmet veren bir aile işletmesi olan Asmin Cafe. Kafenin sahibi Nazım Gemsiz, devlet ile PKK arasındaki çatışmaların en yoğun dönemlerinden birinde, 1992 yılında ailesiyle birlikte Diyarbakır Silvan’daki köyünden İstanbul’a göç etmiş.
“Ailemin İstanbul’a göçü sadece ekonomik nedenlerle olmadı. Aynı zamanda siyasi bir neden de vardı. 1990’lar çok zor bir dönemdi. Kürtlerin köyleri yakılıyordu ve her gün insanlar öldürülüyordu. Her yerde kargaşa vardı, bu yüzden pek çok kişi Türkiye’nin büyük şehirlerine göç etti,” diyor Nazım, kalabalık bir Cuma gecesi kafenin sokaktaki masalarından birinde otururken.
Nazım ve ailesi, İstanbul’a göç ettikten sonra, o dönemde yerinden edilen pek çok Kürt’ün yaptığı gibi çeşitli kısa dönemli işlerle uğraşmış. Nihayet, o zaman bugüne göre daha sessiz bir yer olan ve yine Kürtler tarafından işletilen birkaç fal kafenin bulunduğu bu sokaktaki bir dükkanı satın almışlar.
“Falcılık Kürtlere ait bir iştir diyemem. Bu sokakta fal kafelerin açılması, daha önceden mekan açanların tanıdıklarını, akrabalarını yönlendirmesiyle oldu,” diyor Nazım.
Ancak ona göre kafe, müşterilerine faldan daha fazlasını sunuyor: “Asmin, insanların dinlenmeye, arkadaşlarıyla buluşmak, dertlerini unutmak için geldiği bir yer.”
Gemsiz ailesinin, mahalleye göz önünde olmayan ancak anlamlı bir katkısı daha var: Her gün ihtiyaç sahiplerine ücretsiz yemek veriyorlar.
“Aç olan gelip yiyebilir. Biz zorluğun ne olduğunu biliriz,” diyor Nazım.
Yol gösterici arayışı
Asmin Cafe’ye toplumun her kesiminden müşteriler, kahve, tarot ve su falı baktırmaya geliyor. 10 ila 20 dakikalık bir seansın ücreti kahve dahil 400 lira.
Kafede çalışan 30 yaşındaki falcı Yağız*, “30 yaşından küçükler daha çok ilişkilerle ilgili sorular soruyor; daha büyükler ise genellikle para ve işle ilgili konuları merak ediyor. Bazıları Türkiye’den göç ederlerse daha iyi bir hayatları olup olmayacağını merak ediyor” diye anlatıyor.
Nazım’ın oğlu kafenin müdürü olan Serhat Gemsiz, kafenin müşterileri arasında ünlülerin ve yabancı hanedan mensuplarının da olduğunu söylüyor. Ayrıca aralarında yargıçlar, polis memurları ve üst düzey askeri yetkililerin de olduğu müşteriler, günümüz Türkiye’sinin değişken kurumsal yapısına ayna tutar şekilde çeşitli davaların sonuçları, büyük çaplı projelerin akıbeti veya bir bürokratik revizyon sebebiyle konumlarını kaybedip etmeyecekleri gibi konulara ilişkin sorular soruyorlar.
Çok sayıda müdavimi olan Asmin Cafe’nin, müşterilerine yönelik sıradışı bir kuralı da var: Bir müşteri, aynı falcıya 30 gün içinde sadece bir kez fal baktırabiliyor.
Serhat, bu kuralın kafe için önemli olduğunu söylüyor: “Aradan zaman geçmeden tekrar fal baktırırsanız falın değeri azalır. Çünkü hayatınızda olan bitenle ilgili ayrıntılar değişmemiş olacak. Sırf bu yüzden her gün aynı falcıya tekrar fal baktırmak isteyen müşterileri gerçi çeviriyoruz. Bu süre içinde başka bir falcıyla görüşebilirler, ama aynı kişiyle görüşmek için bir ay beklemeleri gerekiyor.”
Sesini duyurma ihtiyacı
İstanbul’da yaşayan 35 yaşında bir gazeteci olan Zeynep*, düzenli olarag bir astrologla görüşüyor.
“Birkaç yıl önce, hayatımda ne istediğimi bilmediğim bir dönemdeydim. Önce bir terapiste gittim. Bunun faydası da oldu, ancak hala karar verirken kendimden emin değildim. Rehberliğe ihtiyacım vardı. Bu dönemde bir astrologla görüşmeye başladım” diye anlatıyor.
Bu iki deneyimi karşılaştırması istendiğinde, ikisinin farklı amaçlara hizmet ettiğini ifade ediyor.
“Bunları kıyaslamak mümkün değil. İkinsinin de faydasını gördüm,” diyor ve gülerek ekliyor: “Zaten terapistim kendi de astroloğa gidiyordu.”
Terapi hizmetleri Türkiye’de yaygınlaşsa da yüksek ücretler hala pek çok insan için bu hizmetlere ulaşmada bir engel teşkil ediyor. Bazıları, falcıların terapist, yaşam koçu, sırdaş ve arkadaş arasında kalan alanı doldurduğunu düşünüyor.
Serhat, kendilerine gelen pek çok müşterinin duygusal yükü ağır kişiler olduğunu söylüyor:
“İnsanlar buraya stresli, kalbi kırılmış, maddi sıkıntılar ve ilişkiler konusunda endişeli bir halde geliyorlar. Bizim işimiz onları neşelendirmek, cesaretlendirmek ve olumlu motivasyon yoluyla düşüncelerini değiştirmek. Bizim bir falcımız günde ortalama 30 kişiyle görüşüyor. Her gün bu kadar çok insanın duygularıyla muhatap olduğunuzda, insanları okumak ve onlara rehberlik etmek için sezgileriniz de çok gelişmiş oluyor.”
Serhat, kafenin müdavimlerinden birinin de Türkiye, İngiltere ve ABD’de akademik dereceleri olan bir klinik psikolog olduğunu söylüyor. Her ay Asmin’e gelen bu müşteri, Türkçe okuyup yazmayı kendi kendine, fal bakmayı ise Bingöl’de büyükannesinden öğrenmiş bir kadına fal baktırıyor.
Serhat, bu çapta bir psikoloğun fal baktırmasının, daha geniş bir eğilimin yansıması olduğu görüşünde:
“Pek çok müşteri, gelecekle ilgili bilgi almaktan ziyade bunu terapi gibi görüyor. En iyi falcılar, saf insan sezgisi ve duygusal bağ ile hareket edenler oluyor ki bu da terapilerin resmi ortamında çok kolay bulunabilen bir şey değil."
Diğer yandan bu işin içindeki herkes, fal ile terapi arasındaki sınırların muğlak olmasından yana değil. Yıldız haritası okumalarında Carl Jung’un teorilerinden de faydalandığını söyleyen karma astrologu Çisel Akın, bu sınırlara dikkat ettiğini söylüyor.
“Bir danışanım, bana astrolojik okumalarımın amacının ötesine geçen bir şekilde bel bağlama eğiliminde olduğunda görüşmeyi sonlandırıyorum,” diyen Çisel, çoğu müşterisinin hayatlarıyla ilgili karar alma konusunda yardıma ihtiyaç duyan kişiler olduğunu ekliyor.
TikTok çağında fal
Falcılık ve astrolojinin Türkiye toplumunda derin kökleri olsa da Instagram ve TikTok gibi sosyal medya platformları, bu uğraşları yeniden şekillendiren, yaygınlaştıran ve ticarileştiren bir rol üstleniyor.
“Sosyal medyada astrolojiyle ilgili pek çok içerikte, geleceğe ilişkin tahminlerde matematiksel ve sistematik yaklaşımlar öne çıkıyor. Bu da cinler ya da muska gibi daha geleneksel doğaüstü inançlara şüpheyle bakan kişiler için astrolojiyi daha güvenilir hale getirebiliyor,” diyor Çisel.
Bugün spirtüel influencer’lar, sayıları yüzbinleri bulan kullanıcıları cezbediyor ve insanlar artık evlerinden çıkmadan astrologlarla görüşebiliyor ya da tarot falı baktırabiliyor.
Serhat, bu değişimi kendi işlerine bir tehdit değil fırsat olarak görüyor. Bir mobil uygulama geliştirdiklerini ve Türkiye’de ve başka ülkelerde yaşayan 47 falcıyla kullanıcıları buluşturduklarını söylüyor.
Ayrıca Serhat yapay zeka destekli fal uygulamalarının yaygınlaşmasından da endişeli değil: “Yapay zeka fal uygulamaları işi bayağı bozuyor, ama bizim olayımız gerçek insanlarla bağ kurmak. Yapay zeka, bir makina gibi katı hareket ediyor. Gerçek falcılık ise samimi duygular, sezgi ve empati gerektirir.”
1990’lardaki çatışma sürecinde yaşadıkları yerinden edilme deneyimi, Gemsiz ailesinde İstanbul’a geldikten çok sonra bile devam eden duygusal ve psikolojik izler bırakmış. Dolayısıyla müşterilerin kafeye getirdikleri endişeler ve varoluşsal kaygılar onlara hiç de yabancı değil.
“Müşterilerimizin paylaştığı pek çok hikayede kendi geçmişimizin yansımasını görüyoruz,” diyor Nazım.
Ekonomik dalgalanmalar, demografik değişimler ve süregelen belirsizliklerle boğuşan bir toplumda, bu ortak anlayış, insanların neden Asmin Kafe ve Falcılar Sokağı’na gelmeye devam ettiklerini açıklamaya yardımcı olabilir.
20 yılı aşkın süredir falcılıkla geçimini sağlayan Nazım, yine de geleceğin tahmin edebileceğine dair temkinli konuşuyor:
“Geleceği sadece Allah bilir.”
(TM/VK)
*Bu kişilerin isimleri, gizliliklerini korumak adına değiştirildi