Koçyiğit’ten Meclis’e “barış sürecini izleme kurulu” çağrısı
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında yasama gündemini, çocuk adalet sistemine ilişkin düzenlemeleri ve Kürt meselesinin çözümüne yönelik yürütülen süreci değerlendirdi.
Koçyiğit, barış ve demokratikleşme sürecine ilişkin Meclis’e sunulması beklenen çerçeve yasayı “bir sonuç değil, başlangıç” olarak tanımladı.
Kürt meselesinin tek bir yasayla çözülemeyeceğini belirten Koçyiğit, düzenlemenin demokratik siyasete katılımı, geri dönüşleri ve silahların devreden çıkarılmasını hukuki güvence altına alması gerektiğini söyledi.
“Yasa kapsayıcı olmalı”
Yasanın kategorik ayrımlara dayanmaması gerektiğini ifade eden Koçyiğit, barış sürecine katılmak isteyen herkes için kapsayıcı bir hukuki zemin oluşturulmasını istedi.
Yasanın hazırlanma sürecinin de içeriği kadar önemli olduğunu söyleyen Koçyiğit, siyasi partilerin, toplumsal kesimlerin ve farklı görüşlerin dahil edildiği geniş bir istişare süreci yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Koçyiğit, “Farklı görüşler, eleştiriler ve itirazlar olacaktır; olmalıdır da” diyerek bu görüşlerin Meclis’te ifade edilmesinin sürece katkı sağlayacağını söyledi.
"Öcalan’ı kapsamayan bir yasa, sürecin sabote edilmesi anlamına gelir"
Meclis bünyesinde kurul önerisi
Koçyiğit, yasanın kabul edilmesinden sonra uygulamanın da Meclis tarafından izlenmesi gerektiğini belirtti.
Bütün siyasi partilerin temsil edileceği bir “barış izleme ve takip kurulu” kurulmasını öneren Koçyiğit, kurulun sürecin işleyişini takip etmesini, ortaya çıkan sorunları erken aşamada belirlemesini ve taraflar arasındaki diyaloğu kolaylaştırmasını istedi.
Koçyiğit, çerçeve yasanın ardından Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve infaz mevzuatı başta olmak üzere demokratikleşmenin önündeki düzenlemelerin de değiştirilmesi gerektiğini söyledi.
Barış sürecinde Kürt stratejisi 2
Öğrenci affındaki “irtibat ve iltisak” şartına tepki
Koçyiğit, öğrenci affını da içeren yükseköğretim düzenlemesindeki “terör örgütleriyle irtibat ve iltisak” ifadesini eleştirdi.
Bu kavramların hukuken belirsiz olduğunu ve idareye geniş bir takdir yetkisi verdiğini belirten Koçyiğit, öğrencilerin eğitim hakkının yargı kararı olmadan sınırlandırılabileceğini söyledi.
“Eğitim temel ve anayasal bir haktır” diyen Koçyiğit, bu hakkın idarenin değerlendirmesine bağlı biçimde engellenemeyeceğini ifade etti.
Koçyiğit, özellikle 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından öğrencilerin protestolara katılmasının “irtibat ve iltisak” gerekçesi sayılarak eğitim haklarının engellendiğini söyledi.
Çocuk adalet sistemine ilişkin düzenlemeye itiraz
Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilen ve adli sürece dahil olan çocuklarla ilgili hükümler içeren düzenlemeyi de eleştiren Koçyiğit, konunun yalnızca ceza hukukundaki birkaç maddenin değiştirilmesi olarak ele alınamayacağını belirtti.
Çocukların hak sahibi bireyler olarak görülmesi gerektiğini söyleyen Koçyiğit, düzenlemenin çocukları toplumsal öfkenin hedefi haline getirme riski taşıdığını savundu.
DEM Parti milletvekillerinin Adalet Komisyonu’nda teklife karşı çıktığını hatırlatan Koçyiğit, partisinin “çocuğu merkeze alan” bir adalet yaklaşımını savunmaya devam edeceğini söyledi.
Ağır cezalar suça sürüklenen çocukları nasıl etkiliyor?
“Eski bakışla yeni bir dönem kurulamaz”
Barış sürecindeki eksikliklerin dile getirilmesinin süreci zayıflatmak anlamına gelmediğini belirten Koçyiğit, eleştirilerin kalıcı ve onurlu bir barış için sorumluluk almanın parçası olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin önünde tarihsel bir fırsat bulunduğunu söyleyen Koçyiğit, sürecin ilerleyebilmesi için siyasi cesaret, demokratik irade, doğru muhataplık ve yeni bir dile ihtiyaç olduğunu belirtti:
“Eski akılla ve eski bakış açısıyla yeni bir dönem kurmak mümkün değil.”
(NÖ)