“Kiradan sonra hayata sıra gelmiyor”: Derin yoksullukta barınma hakkı
Açık Alan Derneği ve Derin Yoksulluk Ağı'nın İstanbul'da 19 haneyle yaptığı araştırma, derin yoksulluk koşullarında barınmanın boyutlarını ortaya koyuyor. Hanelerin 10-38 bin lira arasındaki gelirlerinin büyük bölümü 10-25 bin lira arasında değişen kiralara gidiyor, bazı aileler gelirlerinin tamamını kiraya ayırıyor. Elektrik ve doğalgaz kesintileri nedeniyle aileler ısınamıyor, yemek pişiremiyor; bazıları yemekten kısıp faturalarını ödemeye çalışıyor.
Rutubetli ve yalıtımsız evlerde yaşayan aileler sağlık sorunları yaşıyor, ilaç ve hijyen ürünlerine erişemiyor. Taşınmalar tercih değil zorunluluk; kira artışları, tahliye tehditleri ve yıkım kararları nedeniyle gerçekleşiyor. Çocuklar kira hesabı yapmayı öğreniyor, elektrik kesintileri ders çalışmalarını engelliyor. Rapor, düzenli kira desteği, sosyal konutlar, enerji tarifeleri ve ücretsiz sağlık hizmeti gibi çözümler öneriyor.
İstanbul’da derin yoksulluk koşullarında yaşayan haneler için ev, yalnızca dört duvar ve bir çatıdan ibaret değil. Rutubet, elektrik ve doğalgaz kesintileri, tahliye korkusu, kira borçları ve sık taşınma, barınmayı gündelik bir hayatta kalma mücadelesine dönüştürüyor.
Açık Alan Derneği ve Derin Yoksulluk Ağı tarafından hazırlanan “Derin Yoksulluk Koşullarında Barınma ve Yaşam Araştırması”, İstanbul’un farklı ilçelerinde yaşayan 19 haneden 19 yetişkinle yapılan derinlemesine görüşmelere dayanıyor. Katılımcıların 17’si kadın, ikisi erkek. Araştırma, barınma krizinin yalnızca konuta erişimle sınırlı olmadığını; sağlık, eğitim, enerji, güvenlik ve insan onuruyla doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor.
Gelirin tamamı kiraya gidiyor
Araştırmaya katılan hanelerin aylık gelirleri sosyal yardımlar dahil 10 bin ila 38 bin lira arasında değişirken, ödedikleri kiralar 10 bin ila 25 bin lira arasında.
Sancaktepe’de yaşayan iki çocuklu bir baba, 28 bin liralık gelirinin 20 bin lirasını kiraya verdiğini anlatıyor:
“İki aylık kira borcum var, bakkala borcum var. İki aydır veresiye alıyorum.”
Çekmeköy’de yaşayan üç çocuklu bir kadın ise aylık 15 bin liralık gelirinin tamamını kiraya ayırıyor. Çalışamayacak durumda olan ve 10 bin lira sosyal yardımla geçinen başka bir katılımcının kirası ise 15 bin lira. Aradaki farkı yakınları karşılıyor.
Raporda, son bir yılda bazı kiraların 6 bin liradan 10 bin liraya, 7 bin liradan 15 bin liraya, 17 bin liradan 25 bin liraya yükseldiği aktarılıyor.
"Çocuklarıma çöpteki meyveleri topladım, utanırsam aç kalırız"
“Yemeyip doğalgaza veriyorum”
Kira giderlerinden sonra elektrik, su ve doğalgaz faturalarını ödemek birçok hane için mümkün olmuyor. Kesintiler bazen günlerce sürüyor; aileler yemek pişiremeden, ısınamadan ve çocuklar ders çalışamadan yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor.
Beş çocuklu bir kadın, doğalgaz kesintisi sırasında yaşadıklarını şöyle anlatıyor:
Yeri geldi 10 gün açtıramadık. Yorgan altında idare ettik. Bazı geceler çocuklarıma nasıl yemek yaparım diye düşünüyorum.
Başka bir kadın, faturayı düşürmek için doğalgazı yalnızca banyo sırasında açtığını, çocukların evde çoraplarla ve battaniye altında oturduğunu söylüyor. Kendi ağrıları için ilaç alamadığını belirterek, “Yeter ki bir şekilde idare edelim,” diyor.
Bir başka katılımcının cümlesi ise enerji yoksulluğunun beslenmeyle ilişkisini özetliyor:
“Doğalgazım bayağı yüksek geliyor. Yemeyip oraya veriyorum.”
"Her üç çocuktan biri yoksulluk riski altında”
Rutubet, küf ve ertelenen tedaviler
Görüşülen hanelerin önemli bir bölümü nemli, rutubetli, yalıtımsız ve altyapı sorunları bulunan evlerde yaşıyor. Çatı akmaları, su baskınları, fare ve haşereler birçok hanenin gündelik hayatının parçası.
Bu koşullar özellikle çocukları, yaşlıları, engellileri ve kronik hastalıkları bulunanları etkiliyor. Katılımcılar arasında astım, KOAH, bronşit, kalp hastalıkları, romatizma ve çeşitli engellilik durumları bulunuyor.
Astım ve KOAH hastası bir baba, düzenli kullanması gereken ilaçları her zaman alamadığını söylüyor:
“Kullanmazsam nefes alamıyorum. Ama her zaman alamıyorum, para çıkışmıyor.”
Barınma giderleri, kadınların hijyen ürünlerine erişimini de engelliyor. Bir kadın, kızlarına ped alabildiğini ancak kendisi için alamadığını, bunun yerine evdeki bezleri kullandığını anlatıyor. Başka katılımcılar kumaş parçalarına veya eski kıyafetlere başvurduklarını söylüyor.
Taşınmak bir tercih değil
Araştırmaya göre taşınma, haneler için daha iyi bir eve geçme kararı değil; kira artışı, tahliye tehdidi, yıkım kararı ya da ekonomik zorunluluklar nedeniyle başvurulan bir hayatta kalma yöntemi.
Yıkım kararı verilen bir evde yaşayan kadın, başka bir evin kirasını karşılayamayacaklarını söylüyor:
Bayramdan sonra çıkartacaklar. Artık çadırda mı kalırız, ne yaparız bilmiyorum.
Deprem sonrasında İstanbul’a göç eden ve otizmli bir çocuğu bulunan bir kadın ise uzun süre farklı akrabaların yanında kaldıklarını anlatıyor:
“Hep sağda solda kaldık. Tanıdıklarımızın yanında.”
Yer değiştirme, yalnızca ev kaybı anlamına gelmiyor. Çocukların okul değiştirmesi, işe ulaşımın zorlaşması, mahalledeki dayanışma ilişkilerinin kopması ve yeni taşınma masrafları yoksulluğu daha da derinleştiriyor.
Okullarda çocuk yoksulluğu ve eğitime yansıması
Çocuklar kira hesabını öğreniyor
Araştırma, barınma güvencesizliğinin çocukların gündelik yaşamına ve ruhsal durumuna doğrudan yansıdığını gösteriyor.
Bir anne, çocuklarının daha iyi bir eve taşınmak istediklerini ancak kira fiyatlarını bildikleri için bu taleplerinden vazgeçtiklerini anlatıyor:
Başka yere gidelim dediğimiz zaman ‘Kiralar pahalıdır, burada kalalım’ diyorlar. Oda rutubetli olsa da burada kalalım diyorlar.
Bazı çocuklar, yoksulluklarının arkadaşları tarafından fark edilmesinden utanıyor ve okula gitmek istemiyor. Elektrik kesintileri ders çalışmalarını engellerken, evde uygun bir çalışma alanının bulunmaması eğitimdeki eşitsizliği büyütüyor.
Rapordan öneriler
Araştırma, barınma krizinin sosyal yardımlarla sınırlı biçimde ele alınamayacağını vurguluyor. Raporda öne çıkan öneriler arasında gelir ve bölgesel kira düzeyine göre düzenli kira desteği, düşük gelirli hanelere yönelik erişilebilir sosyal konutlar ve tahliyeyi önleyici erken müdahale mekanizmaları bulunuyor.
Enerji kesintilerine karşı sosyal tarifelerin geliştirilmesi, rutubetli ve yalıtımsız evlerin iyileştirilmesi, kentsel dönüşümde kiracıların ve düşük gelirli hanelerin yerinden edilmemesi de öneriler arasında.
Raporda ayrıca kadınların hijyen ürünlerine erişiminin, çocuklar için ücretsiz okul yemeğinin ve barınma güvencesizliği yaşayan hanelere ücretsiz sağlık ve psikososyal desteğin güvence altına alınması gerektiği belirtiliyor.
(NÖ)