"Eğitim emekçilerini unvanlara bölerek yoksulluğu yönetemezsiniz"
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), 11 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan ve bazı eğitim yöneticileri ile müfettişlerin mali haklarında değişiklik yapan düzenlemeye ilişkin açıklama yaptı.
Düzenlemeyle il millî eğitim müdür yardımcıları, ilçe millî eğitim müdürleri ve belirli koşulları taşıyan şube müdürlerine ilave özel hizmet tazminatı ödenmesi kararlaştırıldı. Eğitim müfettişleri ile eğitim müfettiş yardımcılarına ise ek ders ücreti verilmesinin önü açıldı.
Eğitim Sen, her eğitim emekçisinin yaptığı işin ve taşıdığı sorumluluğun karşılığını alması gerektiğini vurgularken, yalnızca belirli unvanlara yönelik ödemelerin “ücret adaleti” olarak sunulmasına karşı çıktı.
MEB’in müfredat değişikliğine Eğitim Sen’den tepki
“Sorun birkaç unvanın tazminat oranı değil”
Sendika, öğretmenlerden akademisyenlere, memurlardan teknisyen ve hizmetlilere kadar eğitim alanında çalışanların tamamının ağır bir geçim kriziyle karşı karşıya olduğunu belirtti.
Kiraların, ulaşım giderlerinin, gıda ve temel tüketim harcamalarının ücret artışlarının üzerinde yükseldiğine dikkat çeken Eğitim Sen, kamu emekçilerinin alım gücünün hızla düştüğünü ifade etti:
“Eğitim emekçilerinin yaşadığı temel sorun, birkaç unvanın tazminat oranının düşük olmasıyla sınırlı değildir. Bir kesime geçici ödeme yapılırken geniş çoğunluğu yoksulluğa mahkûm eden anlayış kabul edilemez.”
Sendika, dar kapsamlı düzenlemelerin “olumlu bir adım” olarak sunulmasının, kamu çalışanlarını unvan, kadro ve hizmet yılı üzerinden birbirinden ayıran ücret politikasını meşrulaştırdığını kaydetti.
Eğitim Sen: LGS sonuçları eğitimdeki eşitsizliği ortaya koydu
Aynı işi yapanlar arasında yeni ücret farkları
Eğitim Sen, bazı yönetici kadrolarına yapılacak ödemenin daha önce öğretmen unvanlı bir kadroda görev yapmış olma koşuluna bağlanmasını da eleştirdi.
Aynı işi yapan çalışanlar arasında geçmiş görevleri ve hizmet süreleri gerekçe gösterilerek farklı ödemeler yapılmasının “eşit işe eşit ücret” ilkesini zedelediğini belirten sendika, düzenlemenin işyerlerinde yeni ayrımlar yaratacağını söyledi.
“Ek ödemeler emekli aylıklarını düşürüyor”
Açıklamada, ücret adaletinin yeni ek ders ve tazminat kalemleri oluşturularak sağlanamayacağı vurgulandı.
Ek ödemelere dayalı ücret sisteminin çalışanların gelirini parçalı hale getirdiğini belirten Eğitim Sen, bu ödemelerin emekliliğe yansımaması nedeniyle emekli aylıklarında da kayba yol açtığını ifade etti.
Sendika, geçici ödemeler yerine bütün mali hakların taban aylığa yansıtıldığı, güvenceli ve emeklilik dönemini de kapsayan bir ücret sistemi kurulmasını istedi.
Eğitim Sen’den Yusuf Tekin bilançosu
Yetkili sendikalara eleştiri
Eğitim Sen, iktidarın sınırlı düzenlemelerini kendi mücadelelerinin kazanımı olarak sunan yetkili sendikaları da eleştirdi.
“Kamu emekçilerinin alım gücü düşmüş, ücretleri reel olarak gerilemiş ve çalışma koşulları ağırlaşmıştır” denilen açıklamada, sendikaların görevinin iktidarın attığı her adımı desteklemek değil, çalışanların ortak talepleri için mücadele etmek olduğu belirtildi.
Eğitim Sen’in talepleri
Eğitim Sen, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) yürüttüğü “Yüzde 35 Ek Zam İstiyoruz” kampanyasına işaret ederek şu talepleri sıraladı:
-
Kamu emekçilerinin maaşlarına, enflasyon farkından bağımsız olarak yüzde 35 ek zam yapılması,
-
Seyyanen ödeme dahil bütün ek ödeme ve tazminatların taban aylığa yansıtılması,
-
Eğitim emekçilerinin ek ders ücretlerinin güncel ekonomik koşullara göre artırılması,
-
Aynı işi yapanlar arasındaki unvan, kadro, hizmet yılı ve geçmiş görevlerden kaynaklanan ücret farklılıklarının kaldırılması,
-
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun, grevli toplu pazarlık hakkını güvence altına alacak şekilde değiştirilmesi.
Açıklamada, kamu emekçilerinin ücret ve çalışma koşullarının iktidarın tek taraflı kararlarıyla ya da etkisiz toplu sözleşme mekanizmalarıyla değil, özgür ve gerçek bir toplu pazarlık süreciyle belirlenmesi gerektiği vurgulandı.
(NÖ)