Çocukların suça sürüklenmesi raporu tamamlandı
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) çocukların suça sürüklenmesine yol açan nedenlerin araştırılması amacıyla kurulan komisyonun taslak raporu tamamlandı.
Rapor, çocukların suça sürüklenmesini yalnızca adli bir mesele olarak değil; bireysel, ailesel, çevresel ve kurumsal etkenlerin birlikte ortaya çıkardığı çok katmanlı bir sorun olarak tanımlıyor.
Komisyonun çocuk kapalı ceza infaz kurumları ve çocuk eğitimevlerinde yaptığı araştırmada 607 çocuğun yanıtları değerlendirildi. Çocukların yüzde 96,4’ü erkek, yaş ortalaması 16. Araştırmaya katılan çocukların yüzde 75,8’i tutuklu, yüzde 23,2’si hükümlü olduğunu söyledi.
Çocukların yarısından fazlası okulu bırakmış
Rapora göre çocukların adli süreçle temasından önce okuldan kopuş belirgin bir risk alanı.
Araştırmaya katılan çocukların yüzde 52,8’i kuruma gelmeden önce okulu bıraktığını, yüzde 18,5’i okula düzensiz devam ettiğini söyledi. Okula düzenli devam edenlerin oranı yüzde 28,7’de kaldı.
Çocukların yüzde 84,8’i okulda sorun yaşadığını belirtti. Raporda bu sorunlar; okulu sevmeme, derslerde zorlanma, okuldan kaçma, okulda güvende ya da öğretmenler tarafından desteklenmiş hissetmeme başlıklarıyla ele alındı.
Komisyon, okul temelli erken uyarı ve müdahale programlarının güçlendirilmesini, rehberlik hizmetlerinin kapasitesinin artırılmasını, temel hukuk, cezai sorumluluk, dijital okuryazarlık ve bağımlılıkla mücadele içeriklerinin müfredata yerleştirilmesini önerdi.
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR ANLATIYOR
“13 yaşında cezaevine girdim, herkes bize dışardan bakıyor bir de içerden baksınlar”
İhmal ve travma yaygın
Rapor, çocukların önemli bir bölümünün ihmal, istismar ve psikolojik sorunlarla adli süreçten önce karşılaştığını ortaya koyuyor.
Çocukların yüzde 90’ı kuruma gelmeden önce psikolojik ya da duygusal sorun yaşadığını söyledi. Yüzde 55,7’si kendine zarar vermeyi düşündüğünü, yüzde 39,9’u kendine zarar verme girişiminde bulunduğunu belirtti.
Çocukların yüzde 58,5’i ihmal yaşadığını ifade etti. Fiziksel istismara maruz kaldığını söyleyenlerin oranı yüzde 24,2, duygusal istismara maruz kaldığını söyleyenlerin oranı yüzde 30,3, cinsel istismara maruz kaldığını söyleyenlerin oranı yüzde 5,8 oldu.
Raporda, çocukların ruh sağlığı hizmetlerine erişimi için zorunlu psikososyal tarama sistemi, erken tanı ve müdahale protokolleri, okul, sağlık, adalet ve sosyal hizmet kurumları arasında vaka yönetimi sistemi kurulması önerildi.
Ailede yoksulluk ve ihmal
Araştırmaya katılan çocukların yüzde 78,9’u ailesinin maddi sıkıntı yaşadığını söyledi. Çocukların yüzde 59’unda aile ihmali, yüzde 44’ünde ise ailede suça karışmış bir kişi olduğu belirtildi.
Rapor, risk altındaki ailelere psikolojik danışmanlık, sosyal hizmet yönlendirmesi, kriz müdahalesi, ebeveynlik becerilerini geliştiren programlar ve istihdam desteği sağlanmasını önerdi.
Ayrıca ekonomik yoksunluk nedeniyle risk altında bulunan aileleri istihdam eden işletmelere vergi avantajı getirilmesi, yerel yönetimlerde psikolojik destek birimlerinin yaygınlaştırılması ve aile sağlığı merkezleri bünyesinde “aile terapisti” modeli kurulması öneriler arasında yer aldı.
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR ANLATIYOR
“İçeride devlet yok, birbirini yakanları gördüm”
Madde kullanımı ve dijital riskler
Raporda çocukların erken yaşta sigara, alkol ve madde kullanımıyla karşılaştığı belirtildi.
Çocukların yüzde 88’i yaşamı boyunca en az bir kez sigara kullandığını, yüzde 70,3’ü her gün sigara içtiğini söyledi. Yüzde 56,5’i alkol kullandığını, yüzde 45,5’i bağımlılık yapıcı madde denediğini belirtti. Günlük madde kullanımı bildirenlerin oranı yüzde 21,9 oldu.
Çocukların yüzde 17’si en az bir kez kumar ya da şans oyunu oynadığını söyledi.
Dijital alanda ise çocukların yüzde 70’i dijital oyun oynadığını, yüzde 24’ü haftanın her günü oyun oynadığını ifade etti. Rapor, dijital platformlar için yaş doğrulama, zararlı içeriklerin izlenmesi, yasa dışı bahis ve kumar içeriklerine karşı özel denetim mekanizmaları önerdi.
“Suça sürüklenen çocuk” yerine “Adli süreçteki çocuk”
Taslak raporda, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’ndaki “Suça Sürüklenen Çocuk” kavramının “Adli Süreçteki Çocuk” olarak değiştirilmesi önerildi.
Raporda, mevcut kavramın hakkında kesin hüküm bulunmayan çocuklar bakımından damgalayıcı etki yaratabildiği; “Adli Süreçteki Çocuk” ifadesinin ise çocuğu fiil üzerinden değil, içinde bulunduğu süreç üzerinden tanımladığı belirtildi.
ÇOCUK MAHPUSLARIN EĞİTİM HAKKINA ERİŞİMİ
"Buradaki arkadaşların çoğu okula gidebileceğini bilmiyor"
Ceza ve infazda ağırlaştırma önerileri
Raporun öncelikli mevzuat önerileri arasında çocuklara ilişkin ceza ve infaz rejimini ağırlaştıracak düzenlemeler de yer aldı.
Türk Ceza Kanunu’nun yaş küçüklüğüne ilişkin 31’inci maddesinde değişiklik yapılarak, 12-15 ve 15-18 yaş gruplarında bazı ceza üst sınırlarının artırılması önerildi. Kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında hâkime yaş küçüklüğü indirimini uygulamama yetkisi tanınması da öneriler arasında yer aldı.
Raporda ayrıca 15-18 yaş grubundaki çocuklar bakımından tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi, çocuk hükümlülerin infazına doğrudan çocuk eğitimevlerinde değil çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında başlanması ve 15 yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirilen bir günün iki gün sayılması uygulamasının kaldırılması önerildi.
Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerin ihlali nedeniyle çocuğun bazı ağır suçları işlemesi halinde ebeveynler hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngören düzenleme de taslak raporda yer aldı.
Belediyelere çocuk bütçesi önerisi
Komisyon, nüfusu 100 bin ve üzeri belediyelerin kesinleşmiş bütçelerinin binde 5’ini çocuklar ve gençlere yönelik sosyal, kültürel, sportif ve koruyucu hizmetlere ayırmasını önerdi.
Aynı oran büyükşehir belediyeleri için de önerildi. Rapor, bu bütçenin çocukların güvenli sosyal alanlara, kültür, spor ve destek hizmetlerine erişimini artırmak için kullanılmasını öngördü.
(NÖ)