“Çocukları koruyamayan sistemin bedeli çocuklara ödetilemez”
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) görüşülen, çocuk adalet sistemine ilişkin değişiklikler içeren kanun teklifine karşı Diyarbakır, Van ve İstanbul’da eş zamanlı basın açıklamaları yapıldı.
Diyarbakır Çocuk Hakları Ağı, Van Çocuk Hakları Dayanışma Ağı ve Çocuklar için Barış İnisiyatifi tarafından düzenlenen açıklamalarda, teklifin geri çekilmesi ve çocuk adalet sisteminin çocuğun üstün yararı doğrultusunda yeniden hazırlanması istendi.
Van’daki açıklama, Van Çocuk Hakları Dayanışma Ağı öncülüğünde İnsan Hakları Derneği (İHD) Van Şubesi’nde yapıldı. Ortak basın metnini Van Çocuk Hakları Dayanışma Ağı yöneticisi Arya Yiğit okudu.
Diyarbakır’da İHD Şubesi’nde yapılan açıklamada metni Diyarbakır Çocuk Hakları Ağı Eş Sözcüsü Nesrin Soydan okudu.
İstanbul’daki açıklama da İHD İstanbul Şubesi’nde gerçekleştirildi. “Bu bir çocuk koruma değil, çocuklardan vazgeçme yasasıdır” pankartının açıldığı toplantıda ortak metni Çocuklar için Barış İnisiyatifi’nden İlke Cambazoğlu okudu.
Çocukları cezalandırarak değil, koruyarak geleceği inşa edebiliriz
“Sorun çocuklar değil, çocukları koruyamayan politikalar”
Üç kentte okunan ortak açıklamada, çocuk hakları alanında çalışan kurumların ve hak savunucularının kanun teklifine karşı çıktığı belirtildi:
“Çünkü sorun çocuklar değil, çocukları koruyamayan politikalardır. Bu nedenle eş zamanlı olarak ses çıkarıyoruz.”
Çocukların işledikleri fiillerle tanımlanamayacağı, hak sahibi özneler olduğu vurgulanan açıklamada, devletin görevinin çocukları daha ağır cezalandırmak olmadığı ifade edildi:
“Devletin görevi çocukları daha ağır cezalandırmak değil; onları şiddetten korumak, haklarını güvence altına almak, gelişimlerini desteklemek ve suça sürüklenmelerini önleyecek sosyal koşulları oluşturmaktır.”
Açıklamada, yaşamını kaybeden ve şiddete maruz bırakılan çocukların ardından duyulan acının ve adalet talebinin paylaşıldığı belirtilerek, çocuk haklarının kamuoyundaki öfke veya güvenlik kaygıları gerekçe gösterilerek sınırlandırılamayacağı kaydedildi.
“Daha ağır cezalar nedenleri ortadan kaldırmaz”
Çocukların suça sürüklenmesinin çoğu zaman bireysel bir tercih olmadığı belirtilen açıklamada; yoksulluk, ayrımcılık, ihmal, şiddet, çocuk işçiliği, eğitimden kopuş ve koruyucu-önleyici mekanizmaların yetersizliği bu sürecin nedenleri arasında sıralandı.
“Çocukları koruyamayan bir sistem, bu eksiklikleri daha ağır cezalarla gideremez” denilen açıklamada, cezaların ağırlaştırılmasının çocukları suça sürükleyen koşulları ortadan kaldırmayacağı, yalnızca bu koşulların üzerini örteceği ifade edildi.
"Çocukları cezalandırmak değil, suça sürükleyen karanlığı sorgulamak gerekir"
“Uluslararası yükümlülüklerle bağdaşmıyor”
Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi başta olmak üzere uluslararası standartların, çocukların özgürlüğünden yoksun bırakılmasını yalnızca son çare olarak ve mümkün olan en kısa süreyle uygulanabilecek bir tedbir olarak kabul ettiği hatırlatıldı.
Kanun teklifinin ise çocuklara özgü güvenceleri zayıflattığı ve çocuk adalet sistemini yetişkin ceza adaletine yaklaştırdığı belirtildi:
“Bu yaklaşım, Türkiye’nin uluslararası yükümlülükleriyle bağdaşmamaktadır.”
Teklifin kapalı çocuk ceza infaz kurumlarını yaygınlaştırdığı, çocukların eğitim evlerine geçişini belirsiz kriterlere bağladığı ve İdare ve Gözlem Kurullarına geniş takdir yetkisi tanıdığı ifade edildi.
Bu düzenlemelerin hukuki belirlilik ve güvenlik ilkelerini zedeleyeceği, çocukların hangi koşullarda eğitim evlerine geçebileceğini öngörülemez hale getireceği ve keyfî uygulamalara zemin hazırlayacağı kaydedildi.
Açıklamada, çocukların haklarının korunmasının ve toplumsal yaşama katılımlarının güçlendirilmesinin daha fazla hapisle değil; sosyal politikalar, nitelikli eğitim, psikososyal destek ve etkili çocuk koruma mekanizmalarıyla mümkün olduğu vurgulandı.
“Çocuk adaletinin amacı cezalandırmak değil”
Çocuk adaletinin amacının yalnızca işlenen fiile karşılık vermek olmadığı belirtilen açıklamada, sistemin çocuğun yeniden zarar görmesini önlemeyi, sorumluluk almasını desteklemeyi, haklarını güvence altına almayı ve toplumsal yaşama yeniden katılımını güçlendirmeyi amaçlaması gerektiği ifade edildi.
Mağdurların adalete erişiminin de yalnızca cezaların artırılmasıyla sağlanamayacağına dikkat çekildi. Etkili soruşturma, psikososyal destek, yeniden örselenmenin önlenmesi ve onarıcı adalet mekanizmalarının güçlendirilmesi istendi.
Ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Çocukların haklarının korunduğu toplumlar, daha güvenli olduğu kadar daha adil ve daha barışçıl toplumlardır. Çocuklara yönelik politikalar da cezalandırmayı değil; önlemeyi, onarmayı, eşitliği ve birlikte yaşamı güçlendirmeyi esas almalıdır.”
Çocuklara ağırlaştırılmış müebbet: Çözüm arayışı mı, yeni bir risk mi?
Beş talep
Çocuk hakları örgütlerinin talepleri şöyle sıralandı:
-
Kanun teklifi geri çekilmeli; çocuk adalet sistemi, çocuğun üstün yararı ilkesi ve uluslararası standartlar doğrultusunda, çocuk hakları alanında çalışan kurumların katılımıyla yeniden hazırlanmalı.
-
Çocukların suça sürüklenmesini önleyecek koruyucu ve önleyici çocuk koruma sistemi güçlendirilmeli; eğitim, sosyal hizmet, ruh sağlığı ve psikososyal destek alanlarına yeterli kamu kaynağı ayrılmalı.
-
Çocukların özgürlüğünden yoksun bırakılması son çare olarak uygulanmalı; toplum temelli destek ve onarıcı adalet mekanizmaları yaygınlaştırılmalı.
-
Çocukları suça sürükleyen yoksulluk, ayrımcılık, şiddet, çocuk işçiliği ve eğitimden kopuşla mücadele edecek kamusal politikalar güçlendirilmeli.
-
Çocuk adalet sistemine ilişkin bütün yasal düzenlemeler hazırlanırken çocukların katılım hakkı güvence altına alınmalı; uzmanların, meslek örgütlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının görüşleri esas alınmalı.
(NÖ)