Bu hafta biamag’da
Nalin Öztekin editörlüğünde hazırlanan bu haftaki biamag’da; yapay zekânın insanlaştırılmasından resmi tarih anlatılarına, sömürgeciliğin günümüzdeki izlerinden güvencesiz çalışma koşullarına uzanan haber ve yazılar öne çıkıyor.
Teknoloji, ifade özgürlüğü ve iktidar ilişkileri tartışılırken; moto kuryelerin çalışma koşulları, toplumsal ayrımcılık, antiemperyalist mücadeleler ve kolonyal hafıza farklı yönleriyle görünür kılınıyor. Diyarbakır’ın buğday ve ekmek kültüründen Ege’nin iki yakasına, çok kültürlü müzikten memleketin çifte standartlarına uzanan yazılar ise dayanışmayı, özgürlüğü ve gündelik hayatın politik yanlarını hatırlatıyor.
Volga Kuşçuoğlu, Prof. Dr. Emilie M. Bender ve Dr. Nana Inie’nin yapay zekânın insanlaştırılmasının yarattığı yanılsama ve risklere odaklanan yazısını Türkçeye kazandırdı: “YZ, dostunuz değildir.”
Ali Deniz Kılıç, Kurtuluş Savaşı’nı Anadolu ve tek lider merkezli resmi anlatının dışına çıkarıp Suriye, Lübnan ve Irak’taki sömürge karşıtı direnişlerle birlikte yeniden yorumluyor: “Emperyalist işgale karşı direnişi Anadolu’ya, üstelik tek bir liderin iradesine hapsetmek, en hafif tabirle tarihi çarpıtmaktır.”
Panayotis Petridis, Kos’a geçen Yılmaz’a yazdığı mektupta seyahati bir tüketim meselesi olmaktan çıkararak durmaya, bakmaya ve bir yerle ilişki kurmaya sesleniyor: “Bir plaj sahiplen. Sebepsiz dans et.”
Yusuf Serdar Esen, Ahmet Telli’nin şiirlerinin bir kuşağın aşkında, yenilgilerinde, direncinde ve hafızasında bıraktığı izlerin peşine düşüyor: “Bazı şairler okunmaz; yaşanır.”
Mesut Çeki, moto kurye Merve Yılmazelli’nin ölümünün ardındaki istihdam ayrımcılığını ve platform ekonomisinin güvencesiz çalışma düzenini görünür kılıyor: “Bizler istatistik değiliz; bizler insanız, emekçiyiz.”
Gönül Ekici, bia Çocuk Kitaplığı için Hiç Hata Yapmayan Kız üzerinden mükemmeliyetçiliğe, hata yapma korkusuna ve kendimize şefkatle yaklaşmanın yollarına odaklanıyor.
Evrim Kepenek, çok kültürlü müzik grubu Hopaband’le grubun yolculuğu ve Kazım Koyuncu’nun kendileri için taşıdığı anlam üzerine konuşuyor: “Kazım Koyuncu pusulamız.”
Özgür Erbaş, memleketin çifte standartlarına karşı kurduğu hayali “Kurallı Türkiye Partisi”yle kuralların herkese eşit uygulanacağı hicivli bir iktidar programı tasarlıyor: “Sansürse sansür olacak, ama herkese eşit olacak.”
Şeyhmus Diken, Çayönü’nden bugünün Diyarbakır’ına uzanan buğday ve ekmek hikâyesini Halk Ekmek Fabrikası ve yeniden hatırlanan Laco Katkatı’yla buluşturuyor: “Gel ekmeğimizi ye.”
Baran Atmaca, düşünce ve ifade özgürlüğünün bilgiye dayanma, sonuçlarını gözetme ve paylaşılan sözün arkasında durma sorumluluğunu tartışmaya açıyor: “İfade özgürlüğü yalnızca bir hak değil, aynı zamanda büyük bir sorumluluktur.”
Rosalino Levantino, Bu Arada Namibya’da belgeseli üzerinden Almanya’nın sömürgeci geçmişiyle kurduğu sorunlu ilişkiyi ve kalkınma yardımları altında süren kolonyal bakışı teşhir ediyor: “Kolonyalizmin şokunu atlatamamış bir coğrafyayla karşı karşıyayız.”
Halim Şafak, Ahmet Telli’nin şiirindeki romantizm, aşk, dostluk, mücadele ve anti-otoriterlik damarlarını çözümlüyor: “Biz, seksenlerden ve doksanlardan onun şiiri ve sesiyle çıkıp bugüne geldik.”
Dinleme önerisi
(NÖ)