Bu hafta biamag’da
Tuğçe Yılmaz editörlüğünde hazırlanan bu haftaki biamag, farklı coğrafyalardan ve disiplinlerden gelen metinlerle siyaset, kimlik, kent, ekonomi, kültür ve edebiyat arasında düşünsel bir alan açıyor.
Bir yanda küresel ölçekte enerji rejimlerinin ve iklim krizinin yarattığı yapısal dönüşümler, diğer yanda gündelik yaşamı şekillendiren neoliberal baskılar, kent politikaları ve toplumsal gerilimler; öte yanda ise edebiyatın, psikanalizin ve kişisel anlatıların açtığı varoluşsal katmanlar birlikte okunuyor.
Karin Sarıkaya, trans erkeklik deneyimi ve babasıyla kurduğu ilişki üzerinden erkekliği tahakküm ve şiddet ekseninden çıkararak şefkat ve dönüşüm imkânları üzerinden yeniden düşünüyor.
Seydîxan Bozkır, enerji, fosil yakıtlar ve iklim krizi ekseninde küresel siyaseti yeniden yorumlayarak, büyüme zorunluluğu ile gezegenin sınırları arasındaki çatışmanın yeni bir jeopolitik ve toplumsal eşitsizlik rejimi doğurduğu üzerine yazdı.
Ali Bulunmaz, Renata Salec’ın “Kabalık Çağı” kitabı üzerine yazdı: “Neoliberalizm, yaratıp palazlandırdığı nobranlığı politikadan iş yaşamına, günlük hayattan ekonomiye dek her alanda sıradanlaştırıyor.”
Erdoğan Aydın, Türkiye’de barış ve demokrasi tartışmalarının iktidarın söylem ve pratikleri arasında sıkıştığı bir dönemde gerçekleştirilecek olan Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı’nı yazdı: “Bugün yaşadıklarımız, asla sıradanlaştırılabilecek şeyler değil ve konferansımız da bu sıradışılıkla asla uzlaşmıyor. Ama unutmayalım ki memleketin merkezlerinde yaşanan bu sıradışılık, memleketin Kürt bölgelerinin rutini oldu.”
Tuğçe Yılmaz, akademisyen-yazar Vahap Coşkun ile “Sahadaki Kimlik: Amedspor” kitabı üzerine konuştu.
Nilgün Karataş, Gogol’ün Poprişçin’i, kendi kurduğu güç hikâyesine inandıkça hakikatten kopan politik aklın edebi bir prototipi olarak bugünün siyasetinde yeniden karşımıza çıkması üzerine yazdı.
N. Buket Cengiz, Irvin Yalom’a yazdığı mektupta, Yalom’un yazarlığının insanı anlamlandırma ve ölümle yüzleşme deneyimini hafifleten, derinleştiren ve dönüştüren bir düşünsel sığınak sunduğunu vurguluyor.
Şeyhmus Diken, Diyarbakır’daki kamusal alanların işgalini, denetimsizlikleri ve yerel yönetim zafiyetlerini ele aldı.
Özgür Erbaş, bedduanın toplumsal, kültürel ve hatta biyolojik etkilerini “bilimsel” bir araştırmanın konusu hâline getiriyor.
Rosalino Levantino, Kennedy ailesinin trajedilerle örülü tarihinden yola çıkarak “R.F.K. Jr.’ın Yükselişi” belgeseli üzerine yazdı.
Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk’un yeni kitabı “Kelimeler ve Resimler”, 4 Haziran’da yayımlandı. Yapı Kredi Yayınları’nın izniyle kitaptan kısa bir metni yayımlıyoruz. (TY)