Tuğçe Yılmaz editörlüğünde hazırlanan bu haftaki biamag, gündelik hayatın içindeki kırılma noktalarına odaklanarak farklı alanlardan söyleşi ve yazıları bir araya getiriyor.
Kültür-sanat, kent, emek, anadili ve siyaset ekseninde şekillenen yazılar, bireysel deneyimlerle daha geniş toplumsal meseleler arasında bağ kurarken düşünmeye alan açıyor.
Bu haftaki biamag’ın 1 Mayıs İşçi Bayramı/Emek ve Dayanışma Günü’ne denk gelmesi vesilesiyle de tüm işçilerin 1 Mayıs’ını kutluyor; eşitlik ve özgürlük mücadelesinde gözaltı, tutuklama ve kayıpların olmadığı bir gelecek umudunu birlikte hatırlıyoruz.
Günsu Özkarar, Süt Çiftliği filminin yönetmeni Elif Eda ile, 12 yaşındaki İrem’in buzağıların annelerinden koparılmasına karşı verdiği sessiz; ama kararlı mücadeleyi konuştu.
Tara Milutis, Galata’nın son yarım yüzyıldaki dönüşümünü bölgedeki üç esnafın hikâyeleri üzerinden anlattı.
Baran Atmaca, bir manipülasyon aracı olarak “fanatizm” üzerine yazdı: “Metropoll’ün yaptığı ankette ‘Dört yanı düşmanlarla çevrili bir ülkede mi yaşıyorsunuz?’ sorusuna katılımcıların yüzde 64’ü ‘evet’ yanıtını vermiştir.”
Ruşen Dicle Karadeniz, yönetmen Ali Kemal Çınar’ın son filmi Valahî’yi yazdı: “Valahî’de Baran’ın Kürtçe bilmemesi, yalnızca bireysel bir eksiklik değil, tarihsel yasakların aile içinde korku olarak aktarılması ve dilin bu nedenle öğretilmemesinin sonucu.”
Abdulvahap Basmacı, tez konusu belirlemek için yazdığı bir e-postayı yeniden ele aldı: “Sizin de daha iyi bildiğiniz üzere, şiir yalnızca bir duygu taşımaz. Bir düşünce alanı, bir varoluş biçimi açar. İlhan Sami Çomak şiirinin de burada durduğunu iddia edebilirim.”
Özgür Erbaş, her yerde karşılaşabileceğimiz ve her an başımıza gelebilecek bir konuyu, mizahi bir biçimde kaleme aldı: “Dolandırıcılık”.
Halis Ulaş, dünyada her gün binlerce işçinin iş cinayetlerinde, yüzlerce insanın da savaşlarda yaşamını yitirmesini yazar ve şair Rudyard Kipling üzerinden düşündü: “Niçin öldük diye soran olursa, onlara çünkü babalarımız yalan söyledi deyin.”
CGIL bünyesinde faaliyet gösteren sendikacı Fabrizio Burattini’nin Macaristan seçimleri üzerine kaleme aldığı yazıyı, İmdat Freni Kolektifi çevirdi: “Bugün tüm ilerici ve demokrat Macarlar (ve biz de onlarla birlikte), bir yarı-faşisti yenmiş olduğu için bir ultra-muhafazakârın zaferine sevinmek zorunda kalıyor. Bu gerçekten de zamanın ruhunu ve solun içinde bulunduğu felaketi gösteriyor.”
Şeyhmus Diken, ‘76 1 Mayıs’ından günümüze uzandı: “Ve bir sözdür elbette bize kalan, zihinlerde yer eden; ‘Günlerin, bugün (bize) getirdiği’ nedir ki sahi!
Rosalino Levantino, Brian Pearle imzalı Çalıntı belgeseli üzerine yazdı: “Kaçırmaların başrolündeki nefti yeşil Ford Falcon’ları unutan var mı ki?”
Dinleme önerisi: “I Fabrika”
Rum müzisyen Lakis Halkias’ın seslendirdiği şarkı, özellikle “fabrika” imgesi üzerinden modern üretim düzenini, emeğin ağırlığını ve insanın çalışma hayatı içindeki sıkışmışlığını anlatan bir atmosfer kuruyor.
(TY)

