Tuğçe Yılmaz editörlüğünde hazırlanan bu haftaki biamag’da; sinemadan tiyatroya, müzikten edebiyata, gazetecilikten ifade özgürlüğü tartışmalarına uzanan geniş bir yelpazede yazı ve söyleşiler yer alıyor.
Farklı alanlarda üretilen metinler, hem kişisel deneyimlerden beslenen anlatıları hem de güncel politik ve kültürel tartışmaları bir araya getiriyor.
Sezai Ozan Zeybek, kendi deneyiminden yola çıkarak, İlker Çatak’ın “Sarı Zarflar” filmi üzerine yazdı: “2016 sonrasındaki ‘cadı avı’, Kürt şehirlerinde mahallelerin dümdüz edilmesine, Barış Süreci’nin sona erdirilmesine, binlerce insanın öldürülmesine karşı çıkmamızla başladı. Asıl mevzu oydu.”
Ziya Dinç, Alman filozof ve sosyolog Jürgen Habermas’ın ölümünden sonra ABD’li düşünür ve feminist Nancy Fraser’in kaleme aldığı “Habermas’ın ardından” yazısını çevirdi: “Habermas eleştirel teorisyen olarak yolumu aydınlatan ilk kişiydi. Bunun için ona hâlâ derinden minnettarım. Ancak zamanla onun yaydığı ışık titremeye ve sönmeye başladı.”
Diyar Saraçoğlu, Yunanistan’da entehno geleneğini punk ve ska enerjisiyle buluşturan; hicvi, ironiyi ve toplumsal eleştiriyi müziğinin merkezine yerleştiren müzisyen Spiros Grammenos ile konuştu.
Nalin Öztekin, D. Fairchild Ruggles’ın “İslami Bahçeler ve Peyzajlar” kitabı üzerine yazdı: “İklim, su yönetimi, bitki dolaşımı, mekanın politikası ve görsel rejimler gibi başlıkların bugün yeniden ağırlık kazandığı düşünülünce, Ruggles’ın çalışması yalnızca geçmişi anlatmakla kalmıyor, bugünün çevre ve mekan tartışmalarına da beklenmedik biçimde temas ediyor.”
Tuğçe Yılmaz, “Aurora'nın Doğuşu” filminin gösterimi nedeniyle TCK 301. madde kapsamında yargılanan dönemin Ortadoğu Sinema Akademisi Derneği Başkan Yardımcısı Rojhilat Aksoy ile konuştu.
Dost mecralarımızdan Agos Gazetesi, bu yıl 30. yaşını kutluyor. Agos’un doğum gününü en içten dileklerimizle kutlarken, 3 Nisan 2026 tarihli 1544. sayısında Karin Karakaşlı’nın kaleme aldığı yazıyı yayımlıyoruz.
Şeyhmus Diken, Mıgırdiç Margosyan’ın ölüm yıldönümünde yazdı: “O, bu kentteki kimliğini gizlemek zorunda kalmış şahsiyetlerin bir nevi kimlik ifşası, kimlik varoluşu gibiydi adeta. İmza günlerine gelenlerin arasında kitabını imzalatırken biraz da kısık sesle ‘Hocam benim de ninem Ermeni’ diyenleri çok duydum. Ruhu şad û handan olsun.”
Halis Ulaş, İlker Çatak’ın “Sarı Zarflar” filmi üzerine yazdı: “Bu yazıyı yazarken bile ‘UYAP Vatandaş’ sistemine girip dosyalarımı kontrol ediyorsam; ben bu beklenti ile belirsizlik denkleminin neresindeyim?”
Özgür Erbaş, 2 Nisan gecesi Ay’a gitmek üzere yola çıkan Artemis II’nin düşündürdüklerini yazdı: “Dünyadaki muhalifleri, tek gidişe yetecek yakıtla doldurup uzay aracına bindirip yollasalar mesela. İyi olmaz mı? Bence olur.”
Nilgün Öztunalı, “Bir Aile Provası: Yaşayın Gitsin” oyunu üzerine yazdı: “Bakım mesuliyeti zor konu. Çoğunlukla kadınların sırtlandığı, yaşadığı ve bildiği bir yük bu. Elbette anneye, babaya, eşe ya da çocuğa bakmak; cinsiyet fark etmeksizin herkes için zorlayıcı olabilir. Ancak araştırmalar ve istatistikler de teyit ediyor ki; eğer bir ‘kız evlat’ varsa, bu yükü en çok o göğüslüyor.”
Burak Sarı, telefondan dahi maruz kaldığı sağlamcılık üzerine yazdı: “Yarı öfkeli, bol heyecanlı bir ton sesimde. Önemsediğim bir çalışmada geldiğim aşamayı anlatıyorum. Aynı zamanda aksaklıklar ve aksaklıklara yönelik tepkimin anlaşılmadığını. Telefonun ucundaki telesekreter değil. Duyuyor, yanıt veriyor. Ama ben karşımda bir robot olduğu düşüncesine kapılıyorum.”
Murat Türker, 28. Selanik Uluslararası Belgesel Festivali’nden beş belgeseli aktardı.
Dinleme önerisi
26 Mart 2026’da hayatını kaybeden, protest Arap müziğinin öncülerinden ve Filistin davasının yılmaz destekçilerinden Lübnanlı şarkıcı, besteci ve oyun yazarı Ahmad Kaabour’un “Ounadikom” (Size Sesleniyorum) albümü.
(TY)

