ABD: Yüksek Mahkeme Trump’ın doğuştan yurttaşlık hakkını kaldıran kararnamesini iptal etti
ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump'ın doğuştan vatandaşlık hakkını kaldırmaya yönelik başkanlık kararnamesini 6'ya 3 oyla Anayasaya aykırı bularak iptal etti. Trump, 20 Ocak 2025'te göreve başladıktan birkaç saat sonra imzaladığı kararname ile ABD'de doğan çocukların vatandaşlık kazanabilmesi için ebeveynlerinden en az birinin ABD vatandaşı veya daimi oturma izni sahibi olmasını şart koşmuştu. Başyargıç John Roberts'ın kaleme aldığı kararda, 1868 tarihli 14. Değişikliğin ülkede doğan hemen herkesin vatandaşlığını güvence altına aldığı ve bu hakkın başkanlık kararnamesiyle sınırlandırılamayacağı vurgulandı. Karar, her yıl ABD'de doğan yaklaşık 250 bin çocuğu doğrudan etkiliyor ve Trump'ın göç politikalarına ağır bir hukuk darbesi oldu. Muhafazakâr çoğunluk bu kararda ikiye bölündü.
ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump’ın doğuştan vatandaşlık hakkını fiilen ortadan kaldırmaya yönelik başkanlık kararnamesini Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal etti.
Mahkeme 6'ya karşı 3 oyla aldiğı kararla, Anayasanın 14. Değişikliğinin, ülkede doğan hemen herkesin vatandaşlığını güvenceye aldığına ve bu hakkın bir başkanlık kararnamesiyle sınırlandırılamayacağına hükmetti. Karar, Trump’ın ikinci başkanlık döneminin köşe taşı kıldığı göç politikalarına indirilmiş ağır bir hukuk darbesi oldu ve uzun süredir devam eden yaklaşık 250 bin çocuğun hukuki statüsünü doğrudan etkileyen tartışmayı da şimdilik kapattı.
Yargıçlar ne dedi?
Kararı kaleme alan Başyargıç John Roberts, ABD vatandaşlığının yalnızca hukuki bir statü değil, bütün anayasal hakların kaynağı olduğuna işaret ederek, “Vatandaşlık, haklara sahip olma hakkıdır” ifadelerini kullandı. Roberts, 14. Değişikliği hazırlayanların bu güvenceyi “bu topraklarda özgür doğan herkes” için öngördüğünü belirterek, “Biz bugün bu sözü yerine getiriyoruz,” dedi.
Trump’ın ilk gün kararnamesi
Trump, 20 Ocak 2025’te ikinci kez göreve başladıktan yalnızca birkaç saat sonra imzaladığı başkanlık kararnamesiyle, ABD’de doğan çocukların vatandaşlık kazanabilmesi için ebeveynlerinden en az birinin ABD vatandaşı ya da ülkede daimi oturma iznine sahip olmasını şart koşmuştu.
Kararname, ülkede geçici vizeyle bulunanların, sığınmacıların ve belgesiz göçmenlerin ABD’de doğan çocuklarının otomatik vatandaşlık hakkını ortadan kaldırmayı hedefliyordu. Trump yönetimi, Anayasa’daki “Amerika Birleşik Devletleri’nin yargı yetkisine tâbi olma” ibaresinin bugüne dek yanlış yorumlandığını savunuyor; doğuştan vatandaşlığın, düzensiz göçü teşvik eden bir “çekim unsuru” haline geldiğini ileri sürüyor.
Kararname daha yürürlüğe girmeden çok sayıda eyalet, insan hakları kuruluşu ve göçmen aile tarafından yargıya taşındı. Federal mahkemeler, kararın 14. Değişikliğe açıkça aykırı olduğu gerekçesiyle yürütmeyi durdurdu. Aylar süren hukuk mücadelesinin ardından dosya Yüksek Mahkemeye taşındı.
GÖÇMEN DÜŞMANLIĞINA YARGI ENGELİ
ABD: Federal yargıç, Trump'ın ülkede doğan herkesin ABD yurttaşı olmasını önleyen kararını durdurdu
14. Değişiklik yeniden teyit edildi
Yüksek Mahkeme kararında, 1868 yılında kabul edilen 14. Değişikliğin lafzının son derece açık olduğuna dikkat çekti. Değişikliğin ilk maddesinde yer alan “Amerika Birleşik Devletleri’nde doğan veya vatandaşlığa kabul edilen ve onun yargı yetkisine tabi olan herkes ABD vatandaşıdır” hükmünün yaklaşık 160 yıldır istikrarlı biçimde uygulandığı vurgulandı. Mahkeme, bu anayasal güvenceyi yürütme organının tek taraflı bir kararla değiştirmesinin mümkün olmadığı sonucuna vardı.
Kararda ayrıca, vatandaşlık hakkının kapsamının 1898 tarihli ABD v. Wong Kim Ark içtihadıyla kesin biçimde belirlendiği hatırlatıldı. Bu kararda Yüksek Mahkeme, ABD topraklarında doğan Çin kökenli Wong Kim Ark’ın vatandaş olduğunu hükme bağlayarak doğum yeri esasına dayalı vatandaşlık ilkesini anayasal güvence altına almıştı. Salı günü alınan karar bu içtihadın hâlâ bağlayıcı olduğunu bir kez daha teyit etti.
Muhafazakâr çoğunluk bu kez ikiye bölündü
Karar, son yıllarda Trump yönetiminin birçok talebine destek veren muhafazakâr Yüksek Mahkeme çoğunluğu içinde de önemli bir ayrışmanın ortaya çıktığını gösterdi.
Başyargıç Roberts’a muhafazakâr yargıçlar Brett Kavanaugh ve Amy Coney Barrett ve Mahkeme’nin liberal üyeleri katıldı. George Bush tarafından göreve atanan Clarence Thomas ve Samuel Alito ve Trump tarafından göreve atanan Neil Gorsuch ise karşı oy kullandı. Muhalif yargıçlar, 14. Değişikliğin esas olarak kölelikten kurtulan siyahların vatandaşlığını güvence altına almak amacıyla kabul edildiğini, ancak geçici olarak ülkede bulunan yabancıların çocuklarını kapsamadığını savundu.
Roberts ise çoğunluk görüşünde, anayasal metnin tarihsel bağlamının aksine daraltılamayacağını belirterek, vatandaşlık hakkının siyasal tercihlere göre yeniden tanımlanamayacağı mesajını verdi. Böylece Mahkeme, anayasal vatandaşlığın kapsamını belirleme yetkisinin başkana değil, Anayasa’nın kendisine ait olduğunu açıkça ortaya koydu.
Mahkeme ayrıca, 14. Değişikliğin kabul edilme amacının yalnızca kölelikten kurtarılan siyah Amerikalılara vatandaşlık kazandırmakla sınırlı olmadığını, ABD’de doğan herkes için evrensel bir anayasal güvence oluşturduğunu vurguladı. Böylece 1857 tarihli ve siyahların hiçbir zaman vatandaş olamayacağına hükmeden Dred Scott kararının mirasının reddedildiği teyit edildi.
Trump: Mücadele sürecek
Kararın ardından Trump yönetimi bunun göç politikasından geri adım anlamına gelmediğini savundu. Trump, Kongrenin doğuştan vatandaşlık konusunda yeni bir yasal düzenleme yapması gerektiğini ileri sürerken, yönetimin düzensiz göçü sınırlandırmaya yönelik diğer tedbirleri sürdüreceğini açıkladı.
Ne var ki, doğuştan vatandaşlığın ancak Anayasanın değiştirilmesiyle ortadan kaldırılabileceği yönündeki yerleşik anayasal yorumu yeniden teyit eden Yüksek Mahkemenin kararı, Anayasa değişikliği dışındaki yolları kaptıyor.
Trump’ın kararnamesi yürürlüğe girebilseydi, her yıl ABD’de doğan yaklaşık 250 bin çocuğun otomatik vatandaşlık hakkını kaybetmesi ve milyonlarca ailenin yeni doğan çocuklarının vatandaşlığını ayrıca kanıtlamak zorunda kalması söz konusu olacaktı. Hukuk çevreleri, bunun göçmen ailelerin yanı sıra kuşaklar boyunca ABD’de yaşayan milyonlarca kişiyi de belirsizlik içine sürükleyebileceği uyarısında bulunuyordu.
Mahkeme Başkanlık yetkisinin sınırlarını kalınlaştırdı
Hukuk çevreleri, kararın yalnızca göç politikası bakımından değil, başkanlık yetkisinin sınırları açısından da emsal oluşturduğunu belirtiyor. Karar, anayasal hakların yürütme organının tek taraflı işlemleriyle yeniden tanımlanamayacağını ortaya koyarken, ABD’de kuvvetler ayrılığı ilkesinin de güçlü biçimde teyit edildiği yönündeki yorumlara yol açtı.
Mahkemenin kararıyla Trump’ın göreve başladığı ilk gün imzaladığı ve seçim kampanyasının en önemli vaatlerinden biri olan başkanlık kararnamesi kesin olarak hükümsüz kaldı.
(AEK)