FİSA Çocuk Hakları Merkezi (FİSA ÇHM) “Türkiye’de Çocuğun Yaşam Hakkı Raporu 2025” başlıklı raporunu yayımladı.
Çalışmaya göre, 2025 yılı boyunca Türkiye’de en az 892 çocuk “önlenebilir sebepler” nedeniyle yaşamını kaybetti. Raporda bu tablo, tek tek olayların toplamı değil, çocukların yaşam hakkını korumakta yetersiz kalan yapısal bir sorunun sonucu olarak değerlendiriliyor.

Çocuklardan yetişkinlere çağrı: Kavgasız, eşit ve güvenli bir hayat
Ölümlerin büyük bölümü “ihmal” başlığında toplandı
Rapora göre 892 çocuğun 103’ü kamu kurumlarında ve/veya kamu görevlilerinin eylem ya da ihmaliyle gerçekleşen olaylarda, 789’u ise devletin düzenleme, denetleme ve önleme yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucu yaşamını yitirdi. Doğrudan kamu görevlilerinin gerçekleştirdiği yaşam hakkı ihlali kategorisinde ise 2025 yılı için medyaya yansıyan bir vaka kaydedilmedi.
Devletin ihmali sonucu gerçekleşen ölümlerde en yüksek sayı trafik kazalarında görüldü. Rapora göre bu başlık altında 259 çocuk trafik kazalarında, 88 çocuk kentsel ve kırsal açık alanda yaşanan olaylarda, 71 çocuk yangınlarda, 49 çocuk ise ev içi fiziksel güvenlik eksikliği ya da ev kazalarında yaşamını kaybetti.
İş cinayetleri ve çocuk işçiliği dikkat çekti
Raporun öne çıkardığı başlıklardan biri de çocuk işçiliği oldu.
2025’te en az 115 çocuk, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Bunların 95’i doğrudan çocuk işçi ölümü, 20’si ise işyerinde meydana gelen kazalar olarak kayda geçti. Raporda, bu verilerin çocuk işçiliği ve emek sömürüsünün ulaştığı boyutu ortaya koyduğu belirtilirken, Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) kapsamında “öğrenci” statüsüyle çalıştırılan çocukların da bu yaşam kayıpları arasında yer aldığı ifade edildi.

20 KASIM DÜNYA ÇOCUK HAKLARI GÜNÜ
16 yaşındaki MESEM öğrencisi anlatıyor: Isınmak için sobaya yağ döküp, çöp yakıyoruz

Şiddet, intihar ve bireysel silahlanma da başlıca nedenler arasında
Rapora göre 2025’te en az 69 çocuk, şiddet sonucu yaşamını kaybetti. Bu ölümlerin 21’i akran şiddeti, 20’si ev içi şiddet, 14’ü çocuk cinayetleri ve 14’ü toplumsal cinsiyet temelli şiddet kapsamında değerlendirildi. Raporda, şiddetin çocukların en güvende olması gereken alanlarda -evde, okulda ve yakın ilişkiler içinde- üretildiğine dikkat çekildi.
Aynı yıl en az 33 çocuk intihar nedeniyle, 18 çocuk ise bireysel silahlanma sonucu yaşamını yitirdi. Raporda çocuk intiharlarının yalnızca bireysel nedenlerle açıklanamayacağı, yoksulluk, hizmetlere erişim sorunu, yalnızlaşma, şiddet ve güvencesizlik gibi etkenlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Bireysel silahlanmanın da çocukların yaşam hakkını korumaya yönelik acil bir kamusal yükümlülük olarak ele alınması gerektiği belirtildi.
İl dağılımına göre en yüksek sayıda çocuk ölümü Urfa’da kaydedildi. Bu ili İstanbul, Bolu, Antep ve Konya izledi. Rapora göre 2025’te yaşamını yitiren 892 çocuğun 599’u oğlan çocuğu, 251’i kız çocuğu; 42’sinin ise cinsiyet bilgisine ulaşılamadı.

Güvenli Okullar Bildirgesi nedir?
“Yaşam hakkı ihlalleri münferit değil, yapısal”
Raporun giriş bölümünde, çocuk ölümlerinin önemli bölümünün öngörülebilir ve önlenebilir olduğu, bu nedenle ortaya çıkan tablonun münferit olaylarla açıklanamayacağı belirtiliyor. Çalışma, devletin çocukların yaşam hakkını ihlal etmeme, üçüncü kişilerin ihlalini önleme ve yaşam hakkını sağlama yönündeki üç temel yükümlülüğünü hatırlatıyor.
FİSA, raporu yaygın ve yerel basın taramaları, insan hakları örgütlerinin verileri ve çeşitli başvurular üzerinden hazırladığını; resmi veriye erişimdeki sınırlılık nedeniyle rapordaki sayının “en az” olarak okunması gerektiğini de not düşüyor.
Bu yönüyle çalışma, görünür hale gelen vakaların ötesinde daha geniş bir hak ihlali tablosuna işaret ediyor.
Raporun tamamına ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz. (NÖ/TY)

