Süreci yormamak gerek!
Adına “çerçeve yasa” denilen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" haylidir bekleniyordu. Nihayet geldi.
İlgi duyanlar gibi ben de hemen okudum. Üzerine epey lehte ve aleyhte yazanlar, televizyon ve YouTube kanallarında çokça konuşup yorum yapanlar var.
Tesadüfen önüme düşen bir ikisi hariç hiçbirini dinlemedim ve okumadım. Doğru mu yaptım, bilmiyorum. Ama şunu biliyorum ki önceki süreçlerden büyük çoğunluğunun cemaziyül evvellerini bildiğimden kendime “zamanım kıymetli” dedim.
Türkiye Cumhuriyeti, devlet olarak yarım asırdır şu an “evrak” imzaladığı Kürt siyasal gücüyle“fiili savaş” halindeydi.
Üstelik bu savaş doksanlı yılların başından bu yana öyle basit ve lokal bir savaş da değildi. Ülkenin doğal kaynaklarını, altyapısını, ekonomisini, yetişmiş nitelikli insan gücünü silip süpüren! Hatta bununla da yetinmeyip dış borcu devasa düzeylere ulaşıp borcu borçla ödemek zorunda kalmışlığı gündeme taşıyan bir savaştı. Can kayıpları, sürgünlükler, yerinden yurdundan edilmeler ve ucu açık hapislikler…
Şimdi bir ilk adım atılıyor. Bu Türkiye Cumhuriyeti tarihinde önemli bir kavşak noktasına işaret ediyor. Belki onca yıldır yaşanan şiddet ikliminin toplumsal barışa dair yol haritasının beklentilerine yeterince yanıt olmayabilir. Ama bu doğaldır. Bunca yılın şiddetinin yarattığı ilkel milliyetçi ve yok sayıcı muktedir blokajın bir anda tam tersine hâl yoluna gireceği beklentisi ruh haline de kapılmamak gerekir.
Hikâyenin özü özetle şudur; bu ilk adımı sahiplenmek ve devamını da talep etmek gerekir…
(ŞD/NÖ)