Savaş: Eğitimin başarısızlığı - II
Eğitim için belki de en büyük meydan okuma çoktan karşımızda: yapay zeka devrimi. Yuval Noah Harari (İsrailli tarihçi, Kudüs İbrani Üniversitesi tarih bölümü öğretim üyesi, Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi kitabının yazarı) ilk sanayi devriminde makinelerin öncelikle bedensel emeğin yerini aldığını hatırlatır. İşlerini kaybeden insanlar, zamanla ekonominin yeni alanlarına, özellikle de elden çok zihin gerektiren hizmet sektörüne kaydı. Ama bugün durum farklı. Yapay zeka mekanik işle sınırlı değil; yakın zamana kadar tamamen insana özgü sayılan bilişsel etkinliklere de giderek daha fazla yayılıyor. Algoritmalar artık metin yazabiliyor, veri analiz edebiliyor, görüntü üretebiliyor ya da karar verebiliyor.
Savaş: Eğitimin başarısızlığı - I
Bu yeni gerçeklikte soru yalnızca hangi mesleklerin kaybolacağı değil. Daha derin soru, bu meslekleri kaybeden insanların nereye yöneleceği. Aynı zamanda yeni bir yanılsama beliriyor: Eğitimin teknolojik araçlara doğrudan erişimle yer değiştirebileceği yanılsaması. Bugün birçok genç için “öğrenme”, bir yapay zeka platformunda hesap açmak ve onunla durmadan etkileşime girmekle özdeşleşiyor gibi görünüyor. Bir ödeve ya da öğretmenin sorduğu bir soruya hızla üretilen bir yanıt, bilgi yanılsaması yaratıyor; oysa gerçekte düşünme sürecini atlıyor. Ama eğitim, yanıtın hızı değildir. O yanıta varana kadar geçen yol, şüpheler ve hatalardır. Gerçek öğrenme zaman, başarısızlık ve yeniden başlama gerektirir. Hata gerektirir. Öğrencilerin denemesi, düşünmesi, başarısız olması ve yeniden denemesi gerekir. Öğretmenler, öncelikle öğrencileri eğitim sürecine dahil etmeli, gerekirse hatayı bile ödüllendirerek şu mantığı teşvik etmelidir: varsayım – deney – doğrulama – başarısızlık – yeni varsayım.
Bu süreç olmadan bilgi kişisel bir kazanım değil, yalnızca dışsal bir bilgi parçası olarak kalır. Eğitim otomatik bir yanıt değildir; zihnin zahmetli bir şekilde yetiştirilmesidir.
Böylece şu soru ortaya çıkıyor: İnsanlık π sayısının trilyonlarca ondalık basamağını hesaplayabiliyor ve dünyayı dönüştüren teknolojiler üretebiliyorsa, neden hâlâ şiddeti siyasi bir araç olarak reddeden toplumlar inşa edemiyor?
Savaş yalnızca diplomasinin değil, eğitimin de başarısızlığıdır.
Eğitim tarihsel bilinci, ötekini anlamayı ve propagandaya karşı eleştirel tutumu daha derinden geliştirebilseydi, belki toplumlar çatışma mantığına karşı daha etkili direnç gösterirdi. Tarih, savaşın çarpışmalar başlamadan çok önce -okul kitapları, ulusal anlatılar ve dünyayı “biz” ve “ötekiler”e bölen kamusal söylemler aracılığıyla- hazırlandığı örneklerle doludur. Savaşlar genellikle önce dilde ve düşüncede başlar, savaş alanlarına ulaşmadan çok önce. Birinci Dünya Savaşı öncesi Avrupa'yı silahlandıran milliyetçilikten günümüzün siyasi propaganda biçimlerine kadar, toplumlar sık sık -açık ya da örtük biçimde- çatışmayı siyasetin doğal devamı olarak görmeye eğitiliyor. Eğitim barışı garanti edemez; ama nefret retoriğine karşı daha şüpheci, başka yollar arayabilecek yurttaşlar yaratabilir.
Bir çağrı belki de bu gayriresmî π günü, yazın ortasında bir kelime oyunundan fazlası için bir vesile olabilir. Yaz tatilinin ortasında bile, yaz okullarında, çocuk kamplarında ya da sadece bir ev bahçesinde, ebeveynler ve öğretmenler çocuklarla birlikte basit geometrik yöntemlerle π'yi ölçebilir, insan düşüncesinin binlerce yıldır dünyayı anlamaya nasıl çalıştığını uygulamalı olarak keşfedebilirler. Her yıl, 21 Haziran yaz gündönümünde de, Eratosthenes'in Dünya'nın yarıçapını ölçtüğü tarihi deneyi -tam olarak onun yaptığı gibi, yılın aynı döneminde, 2.200 yıl önce- tekrarlayabilirler. Ama bu etkinliklerin kitaplarla ve defterlerle sınırlı kalması gerekmiyor.
Mahallelerde ve şehirlerde açık etkinliklere vesile olabilirler: kamusal sunumlar, tartışmalar, hatta barış yürüyüşleri ya da bilimin toplumdan ayrı var olmadığını hatırlatan başka kolektif girişimler. Eğitim, bilgiyi dünyaya karşı sorumlulukla birleştirdiğinde gerçek anlamını kazanır. Resmî Dünya Matematik Günü'nün, 14 Mart'ta, en etkileyici yanı küresel boyutudur. Aynı gün, farklı kıtalardaki okullarda ve üniversitelerde, öğrenciler ve öğretmenler aynı problemle, aynı sayıyla, dünyayı anlama arayışıyla uğraşır. Jeopolitik gerilimin endişe verici bir sıklıkla geri döndüğü bir çağda, her yıl gezegendeki etkinlikleri gösteren harita, bilimin hâlâ insanlığın ortak dili olarak işlev görebileceğini hatırlatır. Antik Yunanistan'da Olimpiyat Oyunlarının çatışmaları kesintiye uğratan kutsal ateşkesle birlikte anılması gibi, uluslararası bilimsel işbirliği de insanların sınırların, ideolojilerin ve karşıtlıkların ötesinde buluşabileceği alanlar olduğunu hatırlatır. Matematik, belki de başka herhangi bir insan yaratımından daha fazla, siyasetin çoğu zaman böldüğü yerde bilgi arayışının birleştirebileceğini gösterir.
Yine de bilginin ve uluslararası işbirliğinin açtığı olanaklara rağmen, tarih sık sık kendini tekrar ediyor gibi görünüyor. Belki de bu yüzden Nikos Gkatsos'un dizeleri hâlâ acı verecek kadar güncel geliyor. Bu, dünyayı değiştirebileceğine inanan, efsanevi denizci Sinbad'ın soyundan gelen genç bir doğu prensinin efsanesidir. Musul'dan Basra'ya bir yolculuğa çıkar, bedeviler onu izleyeceklerine yemin eder, ama hükümdarlar onu bir asi gibi avlar ve sonunda darağacına götürür.
Şarkının sonunda, Allah'ın kendisi tahtından ona dünyanın değişmediğini, her zaman ateş ve kılıçla ilerlediğini söyler: “İyi geceler Kemal, bu dünya asla değişmeyecek… İyi geceler - meğer ki bir gün eğitimin yalnızca müfredat bilgisini aktarmak için değil, dünyayı değiştirebilecek yurttaşlar yetiştirmek için var olduğuna karar verelim.” Belki de sonunda ilk adım en basiti olacaktır. Her savaşın, aslında, bir iç savaş olduğunu anlamak. Savaş alanlarında gerçek anlamda “yabancılar” yoktur, yalnızca ortak kaderini unutmuş insanlar vardır. Hepimiz aynı insanlığın üyeleriyiz, kendi yarattığımız bir tehditten -iklim değişikliğinden- korumamız gereken ortak bir evin sakinleriyiz. Eğitimin bugün sunabileceği en büyük ders belki de budur - “öteki”ni nasıl yeneceğimiz değil, “öteki”nin aslında var olmadığını nasıl kabul edeceğimiz.
Kaynaklar
- Yuval Noah Harari, Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi.
- Georges-Louis Leclerc, Kont de Buffon, “Buffon'un iğneleri” olarak bilinen olasılık deneyi.
- Eratosthenes, Dünya'nın çevresini ölçen tarihi deney.
- Nikos Gkatsos, “Kalinihta Kemal” (İyi Geceler Kemal) (şarkı).
- Uluslararası Matematik Günü, küresel etkinlik haritası: idm314.org.
(PP/FY)