BİA ÇOCUK KİTAPLIĞI
Özgürlük, güneş, neşe: Yalnızca arayanlar bulur
Çocukluk, yaratıcılığın en saf ve zirvede olduğu dönem. İçine doğulan aile, toplum ve eğitim sistemi, bilinci ve davranışları daha tam kalıba dökmediği için çocuklar daha korkusuz, önyargısız, meraklı ve esnek. Yaratıcılık da zaten bunlardan beslenir ve gökyüzünü dikmeyi ancak çocuklar hayal edebilir.
Kitabın adı: Gökyüzünü Diken Çocuklar. Yavuz Ekinci’nin yazdığı Ayşegül Evcim’in resimlediği Büyülü Fener Yayınları’ndan çıkan bu kitap nitelikli edebiyatın en güzel örneklerinden biri. Kitap 44 sayfa olmasına rağmen, içeriği binlerce sayfalık kitaplara bedel anlamlar taşıyor.
Öykü, İstanbul’un ortasında, emeğiyle geçinen bir annenin iki çocuğu, Miro ve Şino kardeşlerin üzerinden anlatılıyor. Daha ilk satırdan okurun hayal gücü çalışmaya başlıyor. Çocukların ismi bile, okurda “Acaba çocukların gerçek ismi bu mu?” ya da “Hangi isimlerin kısaltılmışı olabilir?” gibi soruların oluşmasına neden oluyor.
Yavuz Ekinci hem atmosferi hem de karakterlerini sıradan özelliklerden kurarak kitabı okuyan çocukların özdeşimde bulunmasını kolaylaştırmış. Yazar, kurgusuyla öyle bir dünya yaratıyor ki, sıradanlık, basitlik ve renksizliği değil yüklenen anlamlarla güzel olmayı, duruluktaki berraklığı vurguluyor.
Neşe ve umut kitabın başından sonuna kadar karakterlerle birlikte okura eşlik ediyor. Miro ve Şino güçlerini bu iki duygudan alıyor ve çocuklara bu gücün dışarıda değil içimizde olduğunu hissettiriyor.
Öykü yalnızca duygusal değil zihinsel uyarımlarda da bulunuyor. Örneğin çocukların yaşları leyleklerin göçüyle ilgili edebi bir tasvirin içine gizlenmiş. Okur istemsizce kendisini bir matematik hesabı yaparken buluyor. Ama bu, rakamların sıkıcılığını değil tatlı bir bulmacayı çözme heyecanını yaşatıyor.
Kurgunun düğüm noktası, dinmeyen bir yağmurun başlaması. Bu yağmur çocukların her gün gittikleri ve oyun oynadıkları parktan uzak kalmaları demek. Bir metafor olarak yağmur, özgürlüğün elinden alınmasını, yasaklanmayı, sevilen bir şeyin kaybını, neşenin azalmasını, güneşin çekip gitmesini ifade ediyor. Böylesine ağır konuları çocuklara metaforlarla yüklü bir öyküyle anlatmak da yazarın ustalığı.
Yağmur var ama umut da var. Miro ve Şino yaratıcılıklarını kullanarak yağmuru dindirmenin çeşitli yollarını arıyorlar. Kitabı okuyacakların hevesini kaçırmamak adına bu yolların neler olduğunu detaylıca yazmayalım ancak çok eğlenceli olduklarını belirtelim. Öykü temel olarak arayış ve mücadele üzerine kurulu. Yitirdikleri şeyleri arıyor çocuklar ve aradıkları için de buluyorlar. Oyun oynayarak, düşünerek, merak ederek, hayal kurarak, neşelerini koruyarak zihinlerinde özgürleşiyorlar. Evet, bazen özgürlük mekanda değil duyumdadır. İşte o zaman gökyüzü dikilmiştir!
Kitabın yazarı ve çizerinden de biraz bahsetmek gerek. Yavuz Ekinci, yetişkinlere yönelik pek çok roman ve öykü kitabı kaleme almış bir yazar. Haldun Taner Öykü Ödülü, Yunus Nadi Öykü Ödülü, Türkiye Yayıncılar Birliği Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü gibi pek çok ödülün de sahibi. Ekinci, Gökyüzünü Diken Çocuklar kitabını da usta bir dil işçiliğiyle yazmış ve çocuk bakış açısından kopmadan edebiyatın lezzetini kitabına akıtmış
Kitabı resimleyen Ayşegül Evcim, genç bir illüstratör. Pek çok kitaba resimleriyle can veren Evcim, bu kitapta da çizgileri ve kullandığı renklerle öykünün etkisini arttırıyor.
Gökyüzünü Diken Çocuklar, her iyi çocuk kitabı gibi yetişkinlerin de keyifle okuyacağı bir kitap. Hatta belki de yetişkinler özellikle okumalı. Okuyup, yaratıcı oldukları çocukluklarını hatırlamalı. Edip Cansever’in dediği gibi, “Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk, Hiçbir yere gitmiyor.” Üstelik gökyüzü delik ve dikilmeyi bekliyor!
(DEG/NÖ