BİA ÇOCUK KİTAPLIĞI
Modern hayata bir eleştiri: Bizim Tombiş Evden Hiç Anlamıyor kitabı üzerine inceleme
Günümüzde bir evi tarif ederken aklımıza ilk gelen şey adres, sokak adı ya da kapı numarasıdır. Navigasyon uygulamaları sayesinde artık neredeyse hiçbir yere kaybolmadan ulaşabiliyoruz.
Ancak Behiç Ak’ın "Bizim Tombiş Evden Hiç Anlamıyor" adlı öyküsü okuru tam da bu alışkanlığı sorgulamaya davet ediyor. Çocuklara hitap eden sade dili ve eğlenceli anlatımıyla ilerleyen eser, aslında yetişkinlerin de üzerinde düşünmesi gereken önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Bir evi gerçekten ev yapan şey nedir?
Hikâye, güneşli bir bahar gününde Tombiş’in arkadaşı Memo ile karşılaşmasıyla başlıyor. Memo dedesinin evine gideceğini söyleyince Tombiş de ona eşlik etmek ister. Yol boyunca Tombiş’in aklındaki tek konu adrestir.
Sürekli mahallenin adını, sokağı, kapı numarasını ve evin kaç metrekare olduğunu sorar. Memo ise bu soruların hiçbirine doğrudan cevap vermez. Bunun yerine dedesinin evine ulaşırken onlara yol gösteren leylekten, tarihi camiden, taş merdivenlerden, iğde ağacının kokusundan ve eski mahallenin sokaklarından söz eder.
Yolculuk ilerledikçe Memo, dedesinin yaşadığı evi anlatmaya devam eder. Fakat anlattıkları hiçbir zaman sayılar ya da ölçüler değildir. Evin avlusundan, içindeki erik ve zeytin ağaçlarından, kuşlardan, arılardan, kitaplarla dolu raflardan, sobada yanan odunlardan ve geceleri oluşan gölgelerden bahseder. Tombiş ise sürekli “Kaç oda?”, “Kaç metrekare?” gibi sorular sormaya devam eder. Memo'nun anlattıkları sayesinde okur, eski mahalle kültürünü ve doğayla iç içe yaşamın sıcaklığını hissederken, Tombiş’in bakış açısının ne kadar sınırlı olduğunu fark ediyor.
Sonunda dedesinin evine ulaştıklarında Memo’nun söyledikleri hikâyenin en önemli mesajını oluşturuyor. Dedesinin adı mahallede o kadar bilinir ki adres söylemeye gerek bile yoktur. “Seyfi Usta” demek, evi bulmak için yeterlidir. İnsanlar birbirini tanır, postacılar bile evi bu şekilde bulabilir. Tombiş yine adresi öğrenemediği için şaşırsa da avlunun huzurlu atmosferine girince farklı bir dünyanın var olduğunu görür. Öykü, Memo'nun “bizim Tombiş evden hiç anlamıyor” sözüyle sona erer.
Kitabın en dikkat çekici yönü, ev kavramını yalnızca dört duvar olarak görmemesidir. Günümüzde bizler evleri metrekareleriyle, oda sayılarıyla ya da fiyatlarıyla değerlendirmeye alışığız. Oysa Behiç Ak, gerçek bir evin sayıların ötesinde anlamlar taşıdığını gösteriyor. Bir ev içinde yaşayan insanların anıları, komşuluk ilişkileri, avlusundaki ağaçlar, kuş sesleri ve paylaşılan zamanlarla değer kazanır. Bu nedenle Memo'nun dedesinin evi, adresinden çok yaşattığı duygularla hatırlanıyor.
Eserde doğa da önemli bir yere sahip. Leyleğin yolu göstermesi, iğde ağacının kokusunun insanları kendine çekmesi, arıların ve kuşların yaşam döngüsüne katkı sağlaması tesadüf değil. Doğa burada yalnızca arka plan değil, aynı zamanda karakterlerin yolculuğunun bir parçasıdır. Çocuk okurlar farkında olmadan doğayla bağ kurmanın önemini öğrenirken, yetişkinler de şehir yaşamının içinde kaybettikleri ayrıntıları yeniden hatırlama fırsatı buluyorlar.
Bir başka önemli konu ise eski mahalle kültürüdür. Günümüzde insanlar çoğu zaman komşularını bile tanımazken, kitapta herkes birbirini ismiyle bilir. Çocuklar birlikte oynar, insanlar birbirlerine yardım eder ve mahalle ortak bir yaşam alanı hâline gelir. Seyfi Usta’nın adının adres yerine geçmesi, güven ve dayanışmanın güçlü olduğu bir toplumsal yapıyı simgeler. Bu yönüyle eser, modern şehir yaşamına ince bir eleştiri de getiriyor.
Tombiş karakteri aslında günümüz insanını temsil eder. Her şeyi ölçmeye, sınıflandırmaya ve sayılarla açıklamaya çalışır. Memo ise bunun tam tersidir. O, bir yeri tarif ederken kokuları, sesleri, ağaçları ve insanları anlatır. İki karakter arasındaki bu zıtlık, kitabın felsefi yönünü güçlendirir. Okuyucu, hikâyenin sonunda haklı olanın Tombiş değil Memo olduğunu fark eder.
Behiç Ak, oldukça kısa ve sade bir öykü üzerinden çocuklara büyük bir düşünce alanı açmayı başarıyor. Eğlenceli diyaloglar ve sıcak çizimlerle ilerleyen hikâye, okura yalnızca bir yolculuk anlatmıyor; aynı zamanda ev, mahalle, doğa ve aidiyet kavramlarını yeniden düşündürüyor.
Çocuklar için keyifli bir macera gibi görünen bu eser, yetişkinlere de yaşadıkları çevreye farklı gözlerle bakmaları gerektiğini hatırlatan anlamlı bir anlatıya dönüşüyor. Bu nedenle Bizim Tombiş Evden Hiç Anlamıyor, yalnızca çocuklara değil, ev kavramını yeniden keşfetmek isteyen her yaştan okura hitap eden sıcak ve düşündürücü bir kitap olarak öne çıkıyor.
(ŞT/NÖ)
BİA ÇOCUK KİTAPLIĞI
Günay Gafur’un "Kaos Oyunları 1: Kelebek Etkisi" üzerine inceleme
BİA ÇOCUK KİTAPLIĞI
Tarihin, maceranın ve gizemin romanı: Denizoğlan Madalyonun Peşinde
BİA ÇOCUK KİTAPLIĞI
David Almond’ın "Savaş Bitti" eseri üzerine bir inceleme
BİA ÇOCUK KİTAPLIĞI
Distopyanın gölgesinde insan olmak
BİA ÇOCUK KİTAPLIĞI
Dışlanmadan güce uzanan masalsı bir yolculuk