“Savaşı bitirmek için Trump’ın elindeki seçenekler kötü; ama asıl sorun, tatmin edici sonucun ne olduğuna dair netlik bulunmaması.”
Eski ABD Ulusal İstihbarat Konseyi Ortadoğu yetkilisi Jonathan Panikoff’un Reuters’a yaptığı değerlendirme, Donald Trump’ın 1 Nisan akşamı bütün kanallarda canlı yayımlanan “Ulusa Sesleniş”ine tepkilerin bir bileşkesi gibi.
Çelişkiler ve açmazlar
Trump, konuşmasında İran’a karşı İsrail’le birlikte başlattıkları savaşta askerî hedeflerin “çok yakında” tamamlanacağını söyledi. Ama aynı konuşmada yeni ve daha sert saldırıların sırada olduğu tehdidini de sürdürdü. Sonuçta, konuşması, genel olarak savaştan çıkışı sağlayacak bir yol haritasından çok, yeni sorular üreten bir hamle başlangıcı olarak karşılandı.
“Ulusa Sesleniş”in maddi hataları da bir başka tartışma konusuydu. AP’nin “doğruluk denetimi” (fact-check) dosyasına göre Trump’ın İran’da “45 bin protestocunun öldürüldüğü”ne yönelik iddiası doğrulanmadı; teyit edilen sayı çok daha düşüktü. AP, Trump’ın, “ABD artık Orta Doğu petrolüne bağımlı değil, dolayısıyla kriz ekonomiyi sarsmayacak” iddiasının da eksik olduğunu gösterdi. Çünkü küresel piyasada fiyatlanan petrol ve Körfez’deki yıkım ABD’deki pompa fiyatlarını da etkiliyordu. Trump’ın savaşın ekonomik rahatlama getireceği iddiası da mesnetsiz kaldı.
Trump aslında ne dedi?
Trump’ın konuşmasının ilk ekseni “kesin başarı” ilanıydı. Associated Press’in dökümüne göre Trump, “İran donanmasının yok edildiğini”, “hava kuvvetlerinin hurdaya döndüğünü”, “füze ve nükleer altyapısının ağır darbe aldığını” söyledi. Savaş hedeflerinin de “çok basit ve açık” olduğunu savundu. Bu versiyona göre amaç, İran’ın dışarıya askerî ve siyasi güç yansıtma kapasitesini kırmaktı. Trump konuşmasının bu bölümünde, savaşın askerî bilançosunu neredeyse kapanmış bir dosya gibi sundu.
Hem savaş bitecek hem Trump vurmaya devam edecek
Ancak, Trump’ın “Ulusa Sesleniş”inin ikinci ekseni bu zafer anlatısıyla çatışma halindeydi. Hedeflerin “çok yakında” tamamlanacağını söyleyen Trump, aynı anda önümüzdeki “iki ila üç hafta” içinde İran’ı çok daha sert vurabileceklerini söyledi.
Trump seslendi, petrol fiyatları yükseldi
Reuters’ın bugünkü çözümlemesine göre, asıl çelişki de burada düğümleniyor: Beyaz Saray, “sona yaklaşıyoruz” derken savaşı genişletebilecek ve tırmandırabilecek yeni tehditler savurdu. Sonuç: Piyasalar Trump’ın “savaş devam edecek” vaadini satın aldı. Petrol fiyatları yükseldi, borsa geriledi.
"Rejim değişti", "rejim çökmedi"
Üçüncü düğüm “rejim değişikliği” başlığında ortaya çıktı. AP’nin “doğruluk denetimi” dosyasına göre Trump, bir yandan "rejim değişikliği hedefi gütmediklerini" söylerken fiilen "İran’da rejimin değiştiğini" öne sürdü. Ancak aynı dosyada, "rejimin çöktüğünü söylemek için maddi bir temel bulunmadığını", tersine daha sertlik yanlısı unsurların öne çıktığına dair işaretler olduğunu ileri sürdü. Konuşma, hedef ve sonuç arasındaki bu büyük boşluğu retorikle kapatma çabasına baliğ oldu.
"Hürmüz Boğazı zaten açılacak"
Dördüncü tartışmalı alan Hürmüz Boğazı konusuydu. Trump, boğazdan gelen petrolü ithal eden ülkelerin Hürmüz’deki mücadeleye öncülük etmesi gerektiğini söyledi. Ama aynı konuşmada savaş bittiğinde boğazın yeniden açılacağı izlenimini de verdi. Bu ikili söylem, stratejik boşluğu daha da görünür kıldı: Eğer Boğaz Savaşı sonrasında her hâlükârda açılacaktıysa neden başkalarına askerî inisiyatif alma çağrısı yapılıyordu? Eğer Hürmüz’ü başkaları açacaksa, ABD’nin savaştaki hedefi tam olarak neydi? Reuters, Trump’ın bu konuda açık bir çıkış planı sunmadığını yazdı.
ABD politik toplumu tepkili
ABD’de Trump’ın anlatısına en sert kurumsal tepki muhalefetteki Demokratlardan geldi. Senato Demokrat grup başkanı Chuck Schumer, seslenişi “darmadağın, kopuk kopuk bir konuşma” olarak değerlendirdi.
Temsilciler Meclisi Demokrat Grup Başkanı Hakeem Jeffries ise Trump’ın “ülkeyi, ne planı, ne açık hedefleri, ne de belli bir çıkış stratejisi olan, kaçınılmaz olmadığı halde başlatılmış bir savaşa sorumsuzca sürüklediğini” söyledi. Jeffries, ayrıca savaşın “ülkede hayat pahalılığını artırdığını" da ekledi ve "Bu savaşın bitmesi gerek.” dedi.
Kamuoyunu yanına çekemedi
“Ulusa Sesleniş” sonrasında kamuoyu da Beyaz Saray’ın çizgisine yaklaşmış görünmüyor. Reuters’a göre, Trump’ın genel onay oranı yüzde 36’ya geriledi. Konuşma, iç cephede güven vermek yerine “çıkış stratejisinin olmayışı” eleştirilerini güçlendirdi.
NATO müttefikleri daha da uzaklaştı
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Hürmüz’ün zorla açılması beklentisinin “gerçekçilikten uzak” olduğunu söyledi. Reuters’a göre Macron, çözümün askerî dayatmada değil diplomatik temaslarda olduğunu savundu.
Diğer Avrupa ülkelerinin tepkisi de aynı yöndeydi. Britanya öncülüğünde yaklaşık 40 ülke Hürmüz’de geçiş güvenliğini görüşmek üzere toplandı; toplantıya Fransa, Almanya, Kanada, BAE ve Hindistan da katıldı. ABD bu toplantıya katılmadı. Sonuçta Trump’ın “Hürmüz’ü başkaları gidip alsın” çağrısı müttefiklerde ABD’nin arkasına dizilme eğilimini değil, Washington’dan bağımsız bir kriz yönetimi arayışını pekiştirdi.
Üçüncü taraflar da mesafeyi koruyor
ABD ve Avrupa dışındaki üçüncü taraflar Trump’ın konuşmasına açık destek vermedi. Reuters’a göre Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya’nın “askerî durumun mümkün olan en kısa sürede barışçı bir çizgiye dönmesine” yardıma hazır olduğunu söyledi. Bu, Trump’a destekten çok arabuluculuk konumuna işaret eden bir tutumdu.
Çin Dışişleri Sözcüsü Mao Ning ise 2 Nisan’daki açıklamasında, “Hürmüz’deki tıkanıklığın kökünde yatan neden ABD-İsrail’in İran’a yönelik yasadışı askerî operasyonlarıdır.” dedi ve askerî yöntemlerin temel sorunu çözemeyeceğini savundu.
Hindistan Dışişleri Bakanlığı da gemi geçişlerinin güvenliği için ilgili ülkelerle temas halinde olduklarını açıkladı; Delhi’nin önceliği siyasî saf tutmaktan çok enerji ve deniz geçişi güvenliği oldu.
Trump konuştukça sorular arttı
Trump’ın “Ulusa Sesleniş”i sonrasında ortaya çıkan genel manzara şu: ABD Başkanı savaşın “çok yakında” hedeflerine ulaşacağını söyledi. Ama hedefin elde edildiğinin hangi siyasi sonuçla ölçüleceğini açıklamadı.
Askerî başarı ilan etti, ama aynı anda savaşta yeni tırmanma tehditleri savurdu. Hürmüz’ün önemini vurguladı, ama nasıl açılacağına dair tutarlı bir yol göstermedi.
Panikoff’un Reuters’a demecinde ifade ettiği tespit hâlâ Trump’ın “Ulusa Sesleniş”inin en isabetli özeti olarak öne çıkıyor: “Tatmin edici sonucun ne olduğuna dair netlik yok.”
Trump’ın dünkü açıklaması sonrasında harekâtın ilk gününden beri havada asılı duran temel soru yerinde kaldı: “ABD ne istiyor?” ve yanına yenileri eklendi. ABD içinde de, ABD dışında da savaşla sorunlar çözülmedi. Tersine, daha da katmerlenerek sürüyor.
(AEK)

