Türkiye operasının önde gelen isimlerinden Alis Manukyan, toprağa verildi
Türkiye’nin önemli opera sanatçılarından, Ermeni toplumunun yetiştirdiği isimlerden Alis Manukyan, dün (11 Mayıs) Feriköy Surp Vartanants Ermeni Kilisesi’nde düzenlenen cenaze töreniyle son yolculuğuna uğurlandı.
Sanatçı için aynı gün, AKM Yeşilçam Sinema Salonu’nda da bir anma töreni düzenlendi.
Onur gecesinin kapanış konuşmasını yapan Türkiye Ermenileri’nin 85’inci Patriği Sahak Maşalyan, Manukyan’ın mütevazı kişiliğine atıfla, bugüne dek Manukyan hakkında pek haber okumadıklarını, onun sessiz sedasız bir şekilde köşesine çekildiğini belirterek şöyle demişti:
“Sevgili Alis, hayattaki yaptığın en güzel şey kendini keşfetmen olmuş. Çünkü bir insanın hayatında iki büyük önemli gün vardır. Birisi doğduğu gün, ötekisi niçin doğduğunu anladığı gündür. Sen erken yaşlarda müzik için doğduğunu anlamışsın. Ailen de desteklemiş ve Tanrı vergisi yeteneğini geliştirmişsin. Yetenek tek başına işe yaramaz. Çalışmak, ter, gözyaşı, yorgunluk gerekir. Hepsinden geçmişsin. Kendin için, ailen için, halkın için, Türkiye için çok güzel bir kariyer edinmişsin. Bu gece ispatlandı ki Alis Manukyan o kadar da kolay unutulacak birisi değil. Senin hayatın ve etkilerin buradaki sanatçı dostlarda kendini gösteriyor.”
Bu gönderiyi Instagram'da gör
“Güle güle gidin Digin Alis”
Opera sanatçısı Kevork Tavityan, sanatçının ardından yazdığı mesajda şöyle dedi:
Alis Manukyan,
Siz benim hayatımı kökten değiştiren insanlardan birisiniz. Seyrettiğim ilk şan resitali, seyrettiğim ilk opera (Rigoletto, Gilda) sizin sesinizden ve o büyüleyici, harika duruşunuzdandı. Sizi sahnede görüp, sesinizi duyup etkilenmemek hayran olmamak mümkün değildi. Henüz bir lise öğrencisiydim. Sizi dinlediğim o ilk gece şöyle düşünmüştüm, bu bir meleğin sesi olmalı, ben de böyle sahneye çıkmak, aklımdakileri, ruhumdakini insanlarla paylaşmak istiyorum. Üstünden yaklaşık 45 yıl geçmiş olmasına rağmen kostümünüzün, mücevherlerinizin pırıltısı, güzelliği aklıma geldikçe o günün heyecanını hep hissederim.
Yıllar sonra sizinle aynı sahneye çıkma onuruna erdim. Kendimi sizinle aynı sahnede bulmak, sizinle aynı sahnede şarkı söylemek benim için büyük bir hayat tecrübesi ve büyük bir ayrıcalıktı. Her zamanki nazik ve kucaklayıcı tavrınızla beni bir meslektaşınız olarak kabul ettiniz ve onurlandırdınız. Ben de hâlâ sizin çırağınız olarak önünüzde saygı ve sevgi ile eğiliyorum. Çok yaşa Diva. Güle güle gidin Digin Alis. Hep anılarımızda yer alacaksınız.
Alis Manukyan hakkında
Opera sanatçısı.
11 Haziran 1933’te İstanbul’da doğan sanatçı (Kolaratur Soprano), kuyumcu Artin Usta’nın kızıydı. İstanbul Konservatuarı’na kabul edildi ve ilk öğretmeni, “Bayan Ren Gelenbevi” oldu.
Konservatuvarı yüksek derece ile bitirdikten sonra (1959), özel bir bursla gittiği Amerika’da Miami (Ohio) Üniversitesi Yüksek Opera Bölümü’nden mezun oldu (1959/60). Miami Üniversitesince düzenlenen ses yarışmasına katılarak birinci oldu. Dora Lyon ve Otto Fröhlich gibi şan hocalarıyla çalıştı, aynı yıl Orta Amerika Şan Konkuru’nda birinci oldu.
Türkiye’ye dönüp İstanbul Devlet Operası’na solist olarak katıldı (1960). “Rigoletto”, “Lucia di Lamermoor (Lucia)”, “Sevil Berberi”, “Carmen” (Prasquita), “La Bohème” (Musetta), “Don Pasquale” (Norina), “Elixir damore”, “Figaro’nun Düğünü”, “Don Juan”, “Maskeli Balo”, “Romeo Jülyet”, “Anuş”, “Hoffman’ın Masalları”,“Olympia” operalarında başrolleri oynadı.
Romanya’ya gidip Bükreş’te George Eonescu Müzik Festivali'ne katılarak finale kaldı (1962). Bulgaristan’da “Yarasturey” adlı Bulgar eseriyle üçüncü oldu (1967). Aynı yıl Burgazada şehrinde “Rigoletto” operasında “Gilda”yı oynadı.
1969’da iki kez Romanya’ya davetli olarak gitti. Bükreş, Cluj, Yaş ve Tamişvar (Timisuara) Devlet Operalarında “Rigoletto” ve “Lucia” operalarında oynadı. İkinci kez Bulgaristan Devlet Operası tarafından Türkiye Dışişleri Bakanlığı kanalıyla “Rigoletto” operasını Sofya, Filibe ve Varna şehirlerinde oynamak üzere davet edildi (1971). Bu turne sonunda Bulgaristan Devlet Operası tarafindan Temmuz 1972'de yapılacak olan Varna Uluslararası Müzik Festivali’ne de çağrıldı. “Rigoletto" operasında Bulgaristan’ın ünlü sanatçılarından bas-bariton Nikola Snoçevski, Petko Marino, Nikolai Stoilov ve Reni Penkovalarla birlikte çaldı. 1973’te tekrar Bulgaristan’a davet edilerek bu kez Burgazada ve Rusçuk’ta “Rigoletto”da oynadı, ayrıca 1974’te Burgazada, Varna ve Plevne’de “Sevil Berberi” ve “Don Pasquale” operalarında başrolleri oynadı.
Yurt içinde ve yurt dışında (Avrupa ve Amerika’nın çeşitli ülkelerinde) sayısız şan resitalleri veren sanatçı, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ve İzmir Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde konserler verdi. 1960 yılından sonra İstanbul Devlet Operası sürekli solistlerinden oldu. Devlet Operası’nda şan hocası Belkıs Aran’la çalıştı.
Lied’lerle de başarılı bir sanatçı olan Manukyan, özellikle Schubert, Debussy, Ravel, Strauss ve Mozart’ın eserlerinde bilgisini ve ses kalitesini ortaya koydu.
6 Mayıs 2026’da vefat etti.
Kaynak: Agos Gazetesi, Adalar Müzesi Adalar Veri Tabanı, Luys TV, Kevork Tavityan’ın Instagram hesabı.
(TY)