Türkiye 1 Nisan 2026 itibarıyla, mobil iletişimde resmen 5G dönemine geçti. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından yürütülen süreç sonrası operatörler (Turkcell, Türk Telekom, Vodafone) yeni nesil hizmeti sunmaya başladı.
5G bugünden itibaren 81 il merkezinde kullanabilir durumda. Teknolojinin iki yıl içinde ülkenin her noktasına yayılması hedefleniyor.
Yetkililer 5G’nin 4,5G’den en az 10 kat daha hızlı olacağını ve gecikmenin milisaniye düzeyine ineceğini söylüyor.
Teknolojinin dünyada akıllı şehirler, uzaktan ameliyatlar, otonom araçlar, akıllı fabrikalar ve tarım teknolojileri gibi alanlarda dönüşüm sağlaması beklenirken Türkiye’de nasıl bir dönüşüm yaratacağı belirsiz. Bu hedefler Türkiye için geçerli olsa da başlangıç itibariyle kullanıcılar, aldıkları hızların 4,5G’den daha düşük olduğunu sosyal medyada paylaştı. 5G hızının beklentileri karşılamaması yeni bir tartışma açtı.
4,5G baz istasyonları kullanılıyor
5G konusunda önemli bir kavram kargaşası, Non‑Standalone (NSA) ve Standalone (SA) mimarilerin farkından kaynaklanıyor.
Fundalina’nın hazırladığı rehbere göre NSA, yeni 5G radyo erişiminin mevcut 4G çekirdeğine bağlanması anlamına geliyor. Bir başka deyişle sistem, mevcut 4G LTE altyapısının üzerine 5G antenlerinin takılmasıyla çalışıyor. Buna “5G’nin geçiş aşaması” demek daha doğru.
NSA ağlarda kullanıcılar genellikle daha yüksek hız ve kapasite görür ancak ağ dilimleme, ultra düşük gecikme ve çok sayıda cihaz bağlantısı gibi gelişmiş özellikler ancak SA mimaride mümkün.
Türkiye’de ilk aşamada kurulan ağın NSA olacağı yetkililerce doğrulandı ve SA’ya geçiş için fiber altyapının iyileştirilmesi gerektiği belirtildi.
Uzmanlar ayrıca 5G’nin çalıştığı frekans bantlarının kullanıcı deneyimini etkilediğini hatırlatıyor: Düşük bant (1 GHz altı) geniş kapsama sağlarken bu bantta hız ve kapasite sınırlı kalıyor.
Orta bant (4,7 GHz’e kadar) şehir içi yüksek veri talebini taşımada ideal. “Anlamlı 5G deneyimini” oluşturuyor. Yüksek bant (milimetre dalga, 24–71 GHz) ise çok yüksek hızlar sunsa da kapsama alanı kısıtlı.
Dolayısıyla kullanıcılar bazen 5G ikonunu görmelerine rağmen hızların beklentinin altında olmasının nedeni, bulundukları bölgedeki frekans katmanı veya telefon ve SIM uyumsuzluğu olabilir.
Daha fazla yatırım gerekli
Türkiye’nin 5G’ye geçişi, mobil iletişim tarihinde kritik bir dönüm noktası. Resmî makamlar ve operatörler, 5G’nin dijital ekonomi, sanayi, sağlık, eğitim ve ulaşımda çığır açacağını ve ülkeyi dijitalleşme yarışında öne taşıyacağını savunuyor.
Ancak 5G’nin vaat ettiği yüksek hız ve düşük gecikme deneyiminin tüm yurda yayılması, fiber altyapının güçlendirilmesine ve bağımsız 5G çekirdek şebekenin kurulmasına bağlı. Uzmanlar, mevcut NSA tabanlı geçişin ilk dönemde sınırlı bir hız artışı sağlayacağını ve kullanıcıların hız beklentilerini karşılamak için daha fazla yatırım gerektiğini belirtiyor.
Erdoğan'ın açıkladığından 9 sene gecikmeli geldi
Cumhurbaşkanı Erdoğan bugünden tam 11 yıl önce Türkiye 3G’yi kullanırken 21 Nisan 2015’te bir konuşmasında konuyu 4G’ye getirdi. Gündemde 4G ihalesi vardı. O tarihte Erdoğan, Türkiye’nin 4G’yi pas geçip 2 yıl içerisinde 5G’ye geçmesini savunuyordu:
“Dünya şu anda 5G'yi konuşuyor, biz 3G'deyiz. Dolayısıyla 4G ile bizim zaman kaybetmemize gerek yok. Öyleyse biz şu anda 3G ile biraz daha sabır, iki yıl içerisinde Türkiye de 5G'ye geçmeli. Biz buna adım atmalıyız. Aksi takdirde Türkiye adeta 4G ile bir çöplük haline döner. Bunu aşmamız lazım. 3G'de iyi bir noktadayız, sabırlı olalım, 5G'ye çalışalım, 3G'den 5G'ye atlayalım. Yapmamız gereken bu. Bunu yapar mıyız? Kesinlikle yaparız. Bu safhalara biz iyi geldik.”
Erdoğan’ın bu açıklamasının ardından 26 Mayıs 2015’te yapılması planlanan 4G ihalesi üç ay ertelenmişti. Ancak Nisan 2016’ta 4,5G ismiyle kullanıma sunulmuştu. Teknoloji dünyada 2011’de çıkmıştı.
5G’nin ise dünyada 2016’da denemeleri başlamış ve 2020’de dünyada kullanılmaya başlamıştı.
(HA)








