Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla partisinin Meclis’te düzenlediği kadın grup toplantısında konuştu.
DEM Parti, 8 Mart'a giderken TBMM'de 'kadın grup toplantısı' düzenledi. Kadın grup toplantısı, 8 Mart'a dair video gösterimiyle başladı.

Saç örme videosu paylaştığı için tutuklanan çocuk tahliye edildi
Hatimoğulları, sözlerine "Haklarımız, hayatlarımız için mücadele ediyoruz" ifadeleriyle başlayarak Figen Yüksekdağ ve Leyla Güven başta olmak üzere cezaevlerindeki siyasi kadın mahpuslara selam gönderdi.
'Epstein dosyası' tepkisi
Hatimoğulları, devamında şunları kaydetti:
"Kapitalist erkek egemen sistemin son ifşası Epstein dosyası. Bu dosya, patriyarkal kapitalizmin ve onu savunan devletlerin kadın ve çocuk bedenleri üzerindeki tahakkümünü görünür kılan bir kırılma anıdır. Bu kirli ağ, erkek egemen düzenin suçlarını nasıl koruduğunu ve cezasızlığı nasıl sistematik hâle getirdiğini bir kez daha açığa çıkarmıştır. Epstein dosyasında Türkiye’den adı geçenler, bu kirli ağın iş birliğini yapan isimler hakkında hâlâ bir soruşturma başlatılmadı; bu utanç vericidir. Belgelerde adı geçenler hakkında acil soruşturma başlatılmalıdır.
ABD-İsrail’in İran’a saldırıları
"Dünya adeta bir cihan savaşında: Rusya-Ukrayna savaşı, Afganistan-Pakistan, ABD’nin Venezuela müdahalesi, İsrail’in devam eden Filistin işgali, ABD-İsrail’in İran’a saldırıları… Bu savaşlar, emperyalizmin küresel ölçekte sistemi yeniden dizayn etme savaşlarıdır. Ne yazık ki Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki otoriter rejimler, emperyalist güçlerin bölge vekilliğini sürdürerek, otoriterliklerinde ısrar ederek, kendi halklarının ölümü pahasına varlıklarını devam ettirmeye çalışıyor. ABD-İsrail, İran’la masada müzakereleri sürdürürken İran’a saldırdı; bu savaşın bölgenin tamamını sarma ihtimali var. Daha şimdiden Irak, Lübnan ve Körfez ülkelerine sıçradı. Bu saldırılarda İran’da kız ilkokulu vuruldu; en az 170 kız çocuğu katledildi.
Saç örgüsü eylemleri
"Bir direnişçi kadının cansız bedeninin binadan atılması, başka bir kadının saç örgüsünün kesilip teşhir edilmesi tesadüf değildir. O kesilen saç örgüsü, kadınların mücadelesinde. Bütün dünyayı sardı. Sadece Ortadoğu'da, Suriye'de değil, bütün dünyada kadınlar saçlarını ören eylemlerle bu gerici karanlık erkek zihniyetine karşı cevap verdi. Bugünkü şalımızın simgesi saç örgüsü. Saç örgüsü burada. O kadınların direnişi kadın örgütlerinde devam edecek.
"Bizler güvenceli iş, aş ve barınma; yaşanabilir ücret, yaşanabilir emekli aylığı, eşit işe eşit ücret; mobbingsiz, tacizsiz, şiddetsiz ortamlarda çalışma koşulları oluşuncaya kadar mücadelemizi devam ettireceğiz. Kadınların yaşamlarını 'yargı paketlerine' sıkıştırarak koruyamazsınız.
Demokratik entegrasyona vurgu
"Geçtiğimiz cuma günü, sayın Öcalan'ın 27 Şubat 2025'ye yaptığı tarihi çağrının yıl dönümüydü. Sayın Öcalan mesajında, bir yıllık gelişmeleri yazarak, bundan sonra araşamay yani demokratik entegrasyona vurgu yaptı. Şiddete dayalı siyaset döneminin kapandığını, yeni bir siyasete kapıların arandığının altını çizdi. Mesela Kürt halkı birçok talepte bulundu, biz şunu çok iyi biliyoruz ki bu talepler sadce Kürtlere değil, bütün Türkiye'ye kapı aralayacak. Bir an önce somut adım atılmalı, somut adım atılmadığı sürece toplumun güveninde gittikçe zayıflama oluyor.
Üç temel adımı sıraladı
"Bu süreci genel anlamda 3 temel adım üzerine inşa edebiliriz. Bu 3 adım, sadece Kürtler için değil, Türkiye halklarının tamamı içindir. Birincisi: Kürtler, Aleviler, bütün farklı halklar ve inançlar eşit yurttaşlık temelinde, Demokratik Cumhuriyet hukukunun güvencesinde yaşayabilsin; buna "özgür yurttaş yasası" da diyebiliriz. PKK meselesine ilişkin çıkarılacak çerçeve yasa, özgür yurttaş yasa olarak tanımlanabilir. Ceza değil, çözüm odaklı bir yaklaşımla eşit yurttaşlık pekala inşa edilebilir.
"İkincisi yerel yönetimlerin güçlenmesi konusu. Yerel yönetimler, güçlendiğinde insanlar kendi mahallelerini, geleceklerini daha iyi şekillendirebilir. Demokratik Türkiye'nin mührü, yerel demokrasidir. Sadece Diyarbakır'ın değil, Trabzon'un, Tekirdağ'ın, Antalya'ın da ihtiyacı yerel demokrasidir.
"Üçüncüsü, siyasi ve toplumsal örgütlenmenin önü açılmalıdır. Bu bir lütuf değildir. 21. yüzyıla yakışır çok temel bir haktır. Yeni bir sivil demokratik toplum yasasıyla toplumun nefes alması sağlanmalıdır. Bu üç adım birlikte atıldığında hem kalıcı barış tesis edilebilir hem de demokratik cumhuriyetin inşasının önü açılır. Bu adımlar Kürt meselesinin siyasi ve hukuki bir zemine çekecektir. Biz kadınlar 'Barış ve Demokratik Toplum' çağrısını sonuna kadar destekliyoruz."
(AB)

