Trump yönetimi yasaya aykırı olarak yetkisi olmadan topladığı gümrük vergilerini geri ödemek üzere mahkeme kararıyla kurmak zorunda kaldığı elektronik iade düzeneğini 20 Nisan itibarıyla devreye soktu.
ABD medyasında pazartesi günü geçilen haberlere göre, yeni düzenleme ithalatçıların hukuka aykırı olarak kendilerinden tahsil edilen gümrük vergilerinin iadesini istemesine olanak tanıyor. Toplam iade hacmi 166 milyar dolara kadar çıkabilir.
Bu rakam 422 milyar dolar hacmindeki Türkiye Merkezi Yönetim Bütçesi gider kalemleri toplamının yarısına yakın.
9 Nisan itibarıyla ABD'de 56 bin 497 ithalatçı elektronik ödeme için gerekli yasal işlemleri tamamlamış ve yaklaşık 127 milyar dolar hacminde bir talep havuzu oluşmuştu. Başvuruların kabul edilmesi halinde ödemelerin 60 ila 90 gün içinde tamamlanması hedefleniyor.
Kararı kim verdi?
Bu tablo doğrudan doğruya ABD Yüksek Mahkemesinin 20 Şubat 2026'da verdiği tarihsel önemdeki kararın sonucu. Mahkeme, Donald Trump’ın 1977 tarihli Uluslararası Acil Ekonomik Yetki Yasası'na (International Emergency Economic Powers Act [IEEPA]) dayanarak geniş kapsamlı gümrük tarifeleri koyamayacağına hükmetti.
Mahkemenin gerekçesi çok netti: Anayasaya göre vergi ve gümrük vergisi koyma yetkisi esas olarak Kongreye aitti ve IEEPA başkana böyle bir yetki vermiyordu. Mahkeme, yasada geçen “ithalatı düzenleme” ifadesinin tarife koyma yetkisi olarak yorumlanamayacağını vurgulayarak yürütmenin ekonomik yetkilerine net bir sınır getirdi.
Faiziyle iade kararı
Ancak konu burada kapanmadı. 4 Mart 2026’da ABD Uluslararası Ticaret Mahkemesi (Court of International Trade) yargıcı Richard K. Eaton, Yüksek Mahkeme kararının mali sonuçlarını somutlaştırdı. Bu tarifeler yoluyla tahsil edilen paranın faiziyle iade edilmesi gerektiğine hükmetti. Mahkeme, idarenin “teknik güçlükler” savunmasını reddetti ve Gümrük ve Sınır Koruma Kurumundan (CBP) milyonlarca ithalat işlemini tarife uygulanmamış gibi yeniden hesaplayarak geri ödeme yapmasını istedi. Böylece hukuki tartışma, doğrudan bütçe ve nakit akışı krizine dönüştü.
Trump'ın gümrük vergilerini dayatma gerekçesi
İptal edilen tarifeler, Trump yönetiminin özellikle Çin başta olmak üzere ticaret ortaklarına yönelik saldırgan korumacı politikasının temel araçlarından biriydi. Yönetim bu vergileri “ulusal güvenlik” ve “acil ekonomik durum” gerekçesiyle savunmuş, ithalatı pahalılaştırarak yerli üretimi korumayı hedeflediğini iddia etmişti. Ancak Mahkeme, bu gerekçelerin başkana sınırsız ekonomik müdahale yetkisi vermediğini belirledi. Böylece Trump'ın getirdiği gümrük vergileri yalnızca bir ekonomik araç değil, aynı zamanda yetki aşımı örneği olarak işlem gördü.
Mali yük ne kadar?
Ortaya çıkan mali tablo son derece ağır. Çeşitli hesaplamalara göre geri ödeme yükü 168 ila 182 milyar dolar arasında olacak. Bu, yalnızca bir politika değişikliği getirmekle kalmıyor; doğrudan federal bütçeye yansıyan, kamu maliyesini etkileyen bir geri ödeme operasyonu anlamına geliyor. Üstelik sistem yalnızca ithalatçılara ödeme yapıyor; tarifelerin maliyetini fiyatlar üzerinden dolaylı biçimde üstlenmiş olan tüketiciler için otomatik bir iade mekanizması yok.
Siyasal maliyet
Bu gelişme, Trump yönetimine siyaseten çok katmanlı bir maliyet getiriyor. En başta, yönetimin övündüğü “Amerikan ekonomisini koruyan güçlü tarifeler” anlatısı, mahkeme kararlarıyla kanunsuz tahsilat durumuna düşüyor.
İkincisi, geri ödemelerin çok büyük ölçüde şirketlere gitmesi, kamuoyunda “vergileri halk ödedi, iade şirketlere yapılıyor” eleştirisini gündeme getiriyor.
Üçüncüsü, karar yalnızca liberal yargıçlara mal edilemiyor, muhafazakârlardan da destek alıyor ve Trump basitçe “liberal yargının siyasal müdahalesi” olarak yaftalamasını zorlaştırıyor.
Her şey tersine döndü
Sonuç olarak yasal süreç, Trump’ın ticaret politikasını destekleyen temel argümanı tersine çevirdi. Ekonomik kuvvet gösterisi olarak sunulan yüksek ithalat vergileri bir hukuki bozguna dönmekle kalmıyor. Yüz milyarlarca dolarlık geri ödeme yükü doğuran ve idari kriz doğuran bir yetki aşımı örneği olarak görülüyor.
Ara seçim yılında bu yalnızca mali-idari bir sonuç olmakla kalmayacak, siyasal güvenilirliğe indirdiği darbelerin sandıkta bir karşılığı da olacak.
(AEK)




