Yedi basın-yayın-yazar meslek örgütü 6 Nisan Öldürülen Gazeteciler Günü’nde halkın haber alma hakkına getirilen engellemelere, gazetecilere, yayıncılara, yazarlara yönelik baskı ve tutuklamalara karşı bir araya geldi.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Yayıncılar Birliği (TÜRKYAYBİR), Türkiye Yazarlar Sendikası, PEN Yazarlar Derneği, DİSK Basın İş ile Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) TGC’nin Burhan Felek Konferans Salonu’nda bir basın toplantı düzenledi.
Burada yapılan konuşmalarda odak İsmail Arı, Alican Uludağ, Pınar Gayıp gibi son dönemde tutuklanan gazeteciler ve devlet baskısıydı. Toplantıya katılanlar adalet talebini yinelerken, tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmasını istedi. Gazetecilere yönelik baskıların yalnızca basın emekçilerini değil, doğrudan toplumun haber alma hakkını hedef aldığını kaydetti.

ÖLDÜRÜLEN GAZETECİLER VE CEZASIZLIK
20 Gazeteci 20 Hikaye
Güneş: Öldürülen gazetecilerin tarihi Hasan Fehmi ile başlıyor
Açılış konuşmasını yapan Sibel Güneş, yazı işleri müdürü ve başyazarı olduğu Serbesti Gazetesi'ndeki yazılarında İttihat ve Terakki’yi eleştirdiği için öldürülen Türkiye’nin öldürülen ilk gazetecisi Hasan Fehmi’yi anarak başladı.
Hasan Fehmi’nin öldürülmesinin bugüne geçen 117 yılda Türkiye’de 67 gazetecinin bombalara, kurşunlara hedef olduğunu söyledi. “Bazen tetikçiler ortaya çıkarılsa bile tetiği çektiren karanlık eller bir türlü ortaya çıkarılmadı. Dosyalar faili meçhul kaldı. Dosyalarda sürekli hakimler değişti ve kanıtlar kayboldu.” dedi.
Meclis'te araştırma komisyonu kurulmasına yönelik taleplerinin olduğunu dile getiren Güneş “Bu konudaki öneriler ısrarla dikkate alınmıyor” diye konuştu. Hüsnü Topuz'un Özgürlüğe Kurşun kitabından şu alıntıyı yaptı:
“Her şey daha o kadar yeniydi ki II. Meşrutiyet ilan edileli çok kısa bir süre olmuştu. II. Abdülhamid tahtan indirilmiş ama yönetim İttihatçıların eline geçmişti. Zat-ı şahanelerin hiçbir yetkisi kalmamıştı. Sadrazam Hüseyin Hilmi Paşa'nın başkanlığında kurulan kabineyi gerçekten Enver Paşa ve Talat Paşa yönetiyordu.
Basın sözde özgürlüğe kavuşmuş, sansür kaldırılmıştı ama ittihatçılara ters düşecek tarzda yazı yazanlar, karşı koyanlar vatan haini sayılıyordu. Hasan Fehmi Bey'in ailesi Yunanistan'dan göç etmiş Meşrutiyet'in ilanıyla geri dönmüş fakat ittihatçılara ihtiyatla bakan biriydi. Serbesti gazetesinde hiç kimseye yakın durmayacak, özgürlükleri savunacaktı.
Hasan Tahsin’in ilk işlerinden biri Şeyhülislamın yolsuzluklarını ve İttihatçıların buna nasıl göz yumduğunu yazmak oldu. Cenazesinde 50 binden fazla insan katıldı.”
Güneş sözlerini “Türkiye’de öldürülen gazetecilerin tarihi kamu yararına olan bir duruma itirazla başlıyor. Bugün bizim için hem acı hem anlamlı bir gün.” diyerek sonlandırdı. Sözü konuşmacılara bıraktı.
Munyar: İktidar gazetecilik mesleğini yapılamaz hale getiriyor
TGC Başkanı Vahap Munyar, basın ve ifade özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin değil, toplumun güvencesi olduğunu söyledi. Gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama ve kötü muamelenin halkın gerçekleri öğrenme hakkını ihlal ettiğini vurgulayan Munyar, “Basın özgürlüğü gazetecinin şahsına tanınmış bir imtiyaz değildir. Gazeteciye tanınan güvence halkın haber alma hakkının güvencesidir” dedi.
Munyar, son dönemde gazetecilerin özellikle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (TCK 217/A)” suçlamasıyla hedef alındığını söyledi.
İsmail Arı, Merdan Yanardağ, Alican Uludağ başta olmak üzere çeşitli gazetecilerin bu madde gerekçe gösterilerek tutuklanmasını eleştiren Munyar, “Sulh ceza hâkimliklerinin bu tür kararları rutin bir uygulama haline getirmesi kabul edilemez” dedi.
“Gazeteci önce halka ve gerçeğe karşı sorumludur. Demokratik bir ülke olabilmemiz için haberin serbest dolaşımı şart. Ancak ülkemizde gazetecilere yönelik haksız gözaltı ve tutukluluklar, gazetecilik mesleğini yapılamaz hale getiriyor, halkın haber alma hakkını engelliyor.” diye konuştu.
Durmuş: Baskı sadece şekil değiştirdi
TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, gazetecilere yönelik baskının Osmanlı’nın son döneminden bugüne farklı biçimlerde sürdüğünü anlattı. Türkiye’de basın özgürlüğü açısından kısa rahatlama dönemleri yaşandığını, ancak her defasında baskının yeniden yoğunlaştığını söyledi.
Durmuş, Demokrat Parti döneminden 12 Eylül’e, 1990’lardaki gazeteci cinayetlerinden bugüne uzanan çizgide gazetecilerin sürekli hedef alındığını ifade etti.
Bugün de baskının yeni araçlarla sürdüğünü belirten Durmuş, “Şu anda meşhur olan baskı biçimi halkı alenen yanıltıcı bilgiyi yayma suçu” dedi. İsmail Arı örneğini hatırlatan Durmuş, aynı haberin bir yargıç tarafından suç sayılmazken başka bir yargıç tarafından tutuklama gerekçesi yapılabildiğini söyledi.
“15 meslektaşımız habercilik faaliyetleri nedeniyle tutuklu. Gazeteciler arasındaki dayanışmayı ve toplumun haber alma hakkını birlikte savunmamız gerekiyor” diye konuştu.
Kocatürk: Özgürlükleri savunmaktan başka çare yok
TÜRKYAYBİR Genel Başkanı Kenan Kocatürk, gazetecilere, yazarlara ve yayıncılara yönelik baskının yalnızca bu meslek gruplarını değil, tüm toplumu hedef aldığını söyledi.
Yazmanın, haber yapmanın ve yayınlamanın önündeki engellerin yurttaşların okuma ve haber alma hakkını da engellediğini ifade eden Kocatürk, Şubat ayında Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü verdikleri gazeteci İsmail Arı’nın tutuklanmasını hatırlattı.
“Yayınlama özgürlüğünü, okuma özgürlüğünü, haber almayı özgürlüğünü sonuna kadar savunmaktan başka çaremiz yok.” diyerek hapis gazetecilerin serbest bırakılmasını istedi.
Köz: Baskı politikaları özgürlüğün üstünü örtüyor
Türkiye Yazarlar Sendikası 2. Başkanı Mustafa Köz, konuşmasına hapishaneye babasına resim götürmek isteyen bir çocuğun hikâyesiyle başladı.
Gardiyanların “özgürlüğü çağrıştıran hiçbir şey içeri giremez” diyerek kuşlu resmi içeri almadığını anlatan Köz, baskı politikalarının özgürlüğü görünmez kılmaya çalıştığını söyledi. “Özgürlüğü ölüm gibi örtemezsiniz. Özgürlük varsa hayatın her alanına dağılan bir olgudur” dedi.
Köz, gazeteci cinayetlerinin ve tutuklamaların uzun bir tarihe yayıldığını, Hakan Tosun’dan Metin Göktepe’ye kadar birçok ismin gerçeği söyledikleri için hedef alındığını belirtti. Bu buluşmayı da “direnç noktalarından biri” olarak niteledi.
Zariç: Gazeteciler artık öldürülmüyor, hapsediliyor
PEN Yazarlar Derneği 2. Başkanı Hakkı Zariç, Hasan Fehmi’den bugüne gazeteci cinayetlerinde cezasızlığın sürdüğünü söyledi.
Faili meçhul olarak bırakılan cinayetlerin arkasındaki siyasal sorumluluğun bilindiğini belirten Zariç, “Gazeteciler artık sokak ortasında öldürülmüyor. Fakat haber alma hakkımız engellenerek hapsediliyor” dedi.
Zariç, yazma, haber alma ve haber verme özgürlüğünün yasaklarla sınırlandırılmadığı bir dönem için birlikte mücadele edeceklerini ifade etti.
Kızılkaya: Gazeteciler demokratik hukuk devleti mücadelesi veriyor
ÇGD Danışma Kurulu Üyesi Tevfik Kızılkaya da gazetecilerin neden öldürüldüğünü, tutuklandığını ve susturulduğunu sormak gerektiğini söyledi. Kızılkaya, siyasi iktidarın gerçeklerin halka ulaşmasını istemediğini belirterek, “Bir ülkede gazeteci-gazetecilik bağımsız ve özgür değilse o ülkede demokrasi var mıdır?” diye sordu.
Gazetecilerin yalnızca mesleki bir mücadele yürütmediğini, aynı zamanda demokratik hukuk devleti mücadelesi verdiğini söyleyen Kızılkaya, meslek örgütleri arasındaki dayanışmanın büyütülmesi gerektiğini kaydetti.
“Gazetecilik suç değildir, gazeteciler suçlu değildir” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Dedeoğlu: Hapis gazetecilerin hepsi muhalif
DİSK Basın-İş Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu ise son bir ayda yaşanan hak ihlallerini sıraladı. Mart ayında beş gazetecinin gözaltına alındığını, üç gazetecinin tutuklandığını söyledi. Üç gazeteci hakkında yeni soruşturma başlatıldığını, beş gazetecinin dosyasının davaya dönüştüğünü ve üç gazeteciye toplamda 9 yıl 1 ay hapis cezası verildiğini aktardı.
Dedeoğlu, Silivri’de Ekrem İmamoğlu ve İBB davasını izleyen gazetecilerin dava takibinin de engellendiğini söyledi. Ardından cezaevindeki gazetecilerin isimlerini ve tutukluluk sürelerini sıraladı. Hapis gazetecilerin hepsinin sosyalist ya da muhalif gazeteciler olduğunu anlattı.
Dedeoğlu, “Bu gerçeğe sahip çıkan, haberinin peşinde koşan ve haberi için ölümü ve tutuklanmayı göze alan gazeteci arkadaşlara daha fazla sahip çıkmak zorundayız” diyerek sözlerini bitirdi.

CEZASIZLIK
Öldürülen gazetecilerin failleri, sorumluları bulunsun, yargılansın!
(HA)










