Şeyh Said’in idamının 101. yılı: "Devlet geçmişiyle yüzleşirse barış inşa edilir"
Şeyh Said ve 46 arkadaşının 29 Haziran 1925’te Diyarbakır’da idam edilmelerinin 101. yılı dolayısıyla Diyarbakır’da açıklamalar yapıldı.
Şeyh Said Derneği, yıl dönümü nedeniyle dernek binasında anma düzenledi. Açıklamaya Şeyh Said’in yakınları, sivil toplum örgütleri, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda kişi katıldı.
Öcalan'dan Şeyh Said mesajı: İnkâr politikalarına karşı güçlü bir duruş sergiledi
"Sistem barış istiyorsa mezarlarımızın yerini söylesin"
Dernek Başkanı ve Şeyh Said’in torunu Mehmet Kasım Fırat, 1925’te çıkarılan yasanın inkâr politikaları üzerine kurulduğunu söyledi.
Devletin geçmişiyle yüzleşmesi gerektiğini belirten Fırat, “1925 yasasını çıkaranlar ve cenazeleri dahi vermeyen bu sistem eğer barış istiyorsa mezarlarımızın yerini söylesin. Barış herkes için gerekli. Hepimiz barışa sahip çıkmalıyız. Barışın gerekleri yerine getirilmeli. Devlet geçmişiyle yüzleşirse barış inşa edilir” diye konuştu.
Açıklama metnini Şeyh Said Derneği yöneticisi Bawer Fırat okudu ve Şeyh Said’in idam sehpasına giderken söylediği aktarılan sözleri hatırlattı:
Hayatımın sonu geldi. Halkım ve inancım uğruna canımı feda etmek pişmanlık duyulacak bir şey değildir. Bizim için ağlamayın ve zalimleri sevindirmeyin. Başkaldırımızı doğru anlayın ve bizden sonraki nesillere doğru şekilde anlatın.
Diyarbakır Barosu: Mezar yerleri açıklansın
Diyarbakır Barosu da Şeyh Said ve 46 arkadaşının idam edilmelerinin yıl dönümü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı.
Baro, aradan 101 yıl geçmesine rağmen Şeyh Said ve arkadaşlarının mezar yerlerinin hâlâ açıklanmadığını belirtti. Daha önce yapılan başvurulara rağmen sonuç alınamadığı ve açılan davaların reddedildiği hatırlatılan açıklamada, Said-i Kürdi ve Seyit Rıza’nın mezar yerlerinin de açıklanmadığına dikkat çekildi.
“Bugün Türkiye’de devam eden diyalog ve normalleşme sürecinin anlamlı olabilmesi için, geçmişle yüzleşmeye dair samimi adımlar atılması elzemdir” denilen açıklamada, yas tutmanın, vedalaşmanın ve yaşamını yitirenlerin mezarına ulaşmanın evrensel ve insani bir hak olduğu vurgulandı.
Şeyh Said İsyanı
Ne olmuştu?
Şeyh Said, 1865’te Elazığ’ın Palu ilçesinde doğdu. Nakşibendî şeyhi olan Said, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Kürt siyasal çevreleriyle ilişki kurdu.
Ayaklanmanın arka planında, 1923’te kurulan Kürt İstiklal Cemiyeti’nin çalışmaları, Kürtlerin siyasal ve toplumsal talepleri, Cumhuriyet’in merkezileşme politikalarına yönelik tepkiler ve yeni rejimin dinî-siyasal düzenlemelerine karşı itirazlar yer aldı. Dönemin hükümeti ise ayaklanmayı “şeriatın uygulanması”, “hilafetin geri getirilmesi” ve “rejime karşı hareket” olarak tanımladı.
Ayaklanmanın 21 Mart 1925’te, Newroz’da başlatılması planlanıyordu. Ancak 8 Şubat 1925’te Diyarbakır’ın Dicle ilçesine bağlı Piran’da askerlerle yaşanan çatışmanın ardından süreç planlanandan önce başladı.
Kısa sürede Genç, Lice, Hani, Palu ve çevresine yayılan ayaklanma, hükümetin sıkıyönetim ilanı ve askeri operasyonlarıyla bastırıldı. 4 Mart 1925’te Takrir-i Sükûn Kanunu çıkarıldı ardından Şark İstiklal Mahkemesi kuruldu.
Şeyh Said ve beraberindekiler nisan ayında yakalandı. Diyarbakır İstiklal Mahkemesi, 29 Haziran 1925’te Şeyh Said’in de aralarında bulunduğu 47 kişi hakkında idam kararı verdi. Karar ertesi gün infaz edildi.
Aradan 101 yıl geçmesine rağmen Şeyh Said ve birlikte idam edilenlerin mezar yerleri açıklanmadı.
(NÖ)