KÜRT MÜZİĞİNDE TELİF TARTIŞMASI
Sanatçı Mem Ararat’ın iddialarına KOM Müzik’ten yanıt
Kürt müziğinin önemli isimlerinden Mem Ararat ile avukatı Şêxo Filîk’in sosyal medya üzerinden dile getirdiği telif hakları ve fonogram (kayıt hakları) devri iddialarına KOM Müzik, dün (17 Mayıs) yayımladığı açıklamayla yanıt verdi.
KOM Müzik: Beyanlar, gerçeği yansıtmamaktadır
KOM Müzik, konuya ilişkin açıklamasında kurumun 1997’den bu yana üretim yaptığını, sanatçılarla birlikte bir arşiv ve yayıncılık geleneği oluşturduğunu belirterek, iddialara yanıt verdi.
Müzik şirketinin hiçbir sanatçının emeğini değersizleştiren ya da sanatsal üretimi küçümseyen bir yaklaşım içinde olmadığının vurgulandığı açıklamanın devamında şöyle dendi:
“Söz konusu meseleye ilişkin KOM Müzik tarafından öncesinde de yakın zamanda da birçok kez görüşme zemini oluşturulmak istenmiştir. Konunun diyalog yöntemiyle hak, hukuk ve emek çerçevesi esas alınarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Buna rağmen sanal medyadaki açıklamalarda KOM Müzik, muhatabını dikkate almamış gibi bir izlenim oluşturulmaktadır. Bu beyanlar, gerçeği yansıtmamaktadır. Başından itibaren; kişisel kırgınlıklar, sanal medya yorumlamalarıyla değil karşılıklı yükümlülükler üzerinden ilerlemek gerektiğini savunmaktayız.
“Yapılan açıklamalarda, fonogram haklarının hiçbir usul ve çerçeve gözetilmeksizin bütünüyle talep edildiği görülmektedir. Oysa bu haklar, yalnızca kişisel beyanlarla değil; aynı zamanda yürürlükteki mevzuat, işleyiş çerçevesinde ele alınması gereken bir konudur. Bir hakkın varlığı, kapsamı ve devri; tek taraflı açıklamalarla değil; somut belgeler ve görüşme zemini üzerinden belirlenir. Dikkat çekici olan husus şudur: Bir yandan meselenin çözümü için kamuoyuna çağrı yapılmakta, diğer yandan herhangi bir görüşme, müzakere veya mutabakat aranmaksızın şartsız biçimde devir talep edilmektedir. Bu iki tutumun çelişki barındırdığını görmekteyiz. Hakların ve katkıların inkâr edilmesinden yana olmadığımız gibi kurumumuzdan tek taraflı ve şartsız bir devir beklenmesini de makul bulmuyoruz.
“Şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonrası için de kurumsal ve etik çerçevede karşılıklı yaklaşım sergilenmesinden yanayız. Bu nedenle ithamlar yerine; belgelerin ve taleplerin birlikte değerlendirileceği sağlıklı bir görüşme zeminine davetimizi yineliyoruz. Bugün aramızda olmayan yol arkadaşlarımızın anıları önünde saygılarımızı sunuyoruz.”
Mikaîl Aslan: Sanat ile siyasetin yolu her çağda aynı değildir
Kürt müzisyenler arasında ve sosyal medyada geniş yankı uyandıran tartışmaya çok sayıda sanatçının yanı sıra Mikaîl Aslan, Şivan Perwer ve Ferhat Tunç da yaptıkları açıklamalarla dahil oldu.
Sanatçılar, tartışmaya ilişkin değerlendirmelerinde telif hakları, kurumlar arası ilişkiler ve emek eksenindeki gerilime dikkat çekerek, diyalog ve ortak akıl çağrısında bulundu.
Mikaîl Aslan, X hesabı üzerinden yaptığı açıklamada özetle şöyle dedi:
“Kürt-Zaza sanatını açığa çıkarmak amacıyla siyasal hareketin bünyesinde sanatsal kurumlar oluşturuldu. Sahipsiz kalan bu alanın meşruiyeti ve temsili için de büyük bedeller verildi. İlk başladığımız yıllarda bu kurumlar hep yanımızda oldular, sanatımızı icra etmek için bizlere yeni alanlar açtılar. Dükkânları, büroları, evleri basıldı, kol kanatları kırıldı, zulüm gördüler, hapis yattılar. Bahsedilen süreçte yanımızda duran Hunerkom, Mîr Muzîk, Kom Muzîk gibi kurumlara minnetdârız. Bu birlikteliği, omuz omuza mücadeleyi de her zaman ve her yerde gururla anlatırız. Ancak değerli sanatçı kardeşim Mem Ararat’ın bahsettiği tartışmayı birbirimizi kırmadan devam ettirmemiz, kendimiz, tarihimiz ve değerlerimize duyduğumuz saygının gereğidir.
“Bir gerçek var ki sanatın yolu ile siyasetin yolu her zaman ve çağda tümüyle aynı değildir. Eğer bir yer ve çağda ikisi arasında sürekli ve tam bir uyum varsa ortada bir sorun var demektir. Siyaset bulunduğu zamana ve güne endekslidir, sanat ise toplumsal hafızaya hakim olan duygusal kodlarıyla zaman ve mekan ötesidir, en azından maksadı ve hedefi budur. Her ikisinin algısında farklılıklar vardır ve bu doğaldır. Bu gerçeği ve durumu anladığımızda iki alanın birbirlerini muazzam şekilde tamamladığını görebiliriz.
“Birçok sanatçı gibi benim de bu kurumlarla kavgam oldu. Kurumlara katılan, görev alan kişilerin beraberlerinde getirdikleri anlayışlar veya merkezden üretilen sanata yönelik yanlış yaklaşımlar vb. Kürt-Zaza sanatının yeniden üretilmesiyle beraber siyasal hareketin bünyesi içinden ya da dışından yeni sanatkarlar, yeni anlayışlar ortaya çıktı ki amaç ve sonuç buydu zaten. Şimdi hareketin bünyesindeki kurumlar, ‘daire’ dışında kalan veya ‘kurum dışı’ olan yeni isim ve oluşumlarla nasıl ilişkilenecekler? Huzursuzluğa ve gerginliğe sebep olan durum tam da budur. Yoksa ‘telif’, ‘Kom Müzik’ veya bazı şahıslar değildir. Durum yapısaldır. Tartışılması gereken budur.”
Şivan Perwer de X hesabından yayınladığı videoda Kürt sanatçı ve aydınlara birlik çağrısı yaparak “Para üzerinden birbirinize saldırmayın,” mesajı verdi.
“Kürt aydınları ve sanatçıları kendi halkına ve Kürdistan’a hizmet etmiyor. Türklerin, Arapların ve Farsların bülbüllüğünü yapıyorlar,” diyen Perwer, bu durumdan üzüntü duyduğunu ifade etti.
— Şivan Perwer (@sivanperwer_1) May 17, 2026
Ferhat Tunç: Günlerdir süren bu kısır döngüye artık bir son verilmeli
Ferhat Tunç da X hesabından yayınladığı açıklamada “KOM Müzik üzerinden Mem Ararat’ın Kürt kurumlarıyla yaşadığı gerilimi ele alış biçimi, kişisel kırgınlığın kurumsal eleştirinin önüne geçmesi örneği oldu,” dedi.
Tunç, açıklamasının devamında özetle şöyle dedi:
“90’larda Kürtçe kaset basmak suçtu. KOM Müzik o riskleri alıp bir arşiv ve pazar oluşturdu. Bu tarihsel rolü görmeden, bugünün hukuk standartlarıyla geriye dönük yargılamak haksız bir denge kuruyor. Eleştiri yapılmasın demiyorum, ama bağlamı silmek tartışmayı sığlaştırıyor. Mem Ararat haklı olduğu noktaları varsa bunları hukuki yolla, sözleşme maddeleriyle, muhasebe kayıtlarıyla tartışabilirdi. Bunun yerine kamusal alanda düşmanca bir dil kullanmak, diğer sanatçıları da ‘Sen hangi taraftasın?’ ikilemine soktu.
“Günlerdir süren bu kısır döngüye artık bir son verilmeli. Benim inancım şu: Ne kadar eksik yanları olursa olsun, kurumlarımıza bugün her zamankinden daha çok sahip çıkmak zorundayız. Çünkü bu kurumlar yıkıldığında yerine hemen yenisi konmuyor; boşalan yeri de ne yazık ki dayanışma değil, suskunluk dolduruyor. Bu hassasiyetle umuyorum ki karşılıklı linçe dönüşen bu tartışmalar artık son bulur. Enerjimizi birbirimizi yıpratmaya değil, ortak kazanımları büyütmeye ve hataları şeffaf bir zeminde düzeltmeye harcarsak, hem sanatçıların hakkı korunur hem de kurumlar güçlenir.”
Mem Ararat, ne demişti?
Üç gün önce yayınladığı uzun video mesajla dikkat çeken sanatçı, son dönemde sosyal medyada kendisine yönelik yer alan eleştiri ve zaman zaman hakaret içeren yorumlara tepki göstererek şu ifadeleri kullanmıştı:
“Ey Kürtler, yiğitler, canlar ve mertler, aydınlar, bilge kişiler ve aksakallılar, lütfen bana kulak verin ve hakkımda hüküm verin. Benim adım Mem’dir ve Kürt toplumundan biriyim. Xelîlê Kulî ile Fateya Hecî’in oğluyum. Her iki Fırat’ın arasında, anne ve babamın emeğiyle, Mazî Dağı’nda bir zeytin ağacı gibi yeşerdim. Bir çözüm bulun dedik ama o beyefendiler tek bir satır okumadan, işi yokuşa sürdüler ve bütün suçu bize yüklüyorlar. Hele bir söyleyin, bütün ayrıntıları biliyor musunuz? Mesele bir Kürt ya da bir Kürt kurumu olduğunda bilemeyerek de olsa kimseye zarar gelmesin diye sözlerimizi nasıl seçerek ve ölçerek konuşuyoruz. Ama sabrın da bir sınırı vardır. Bu beyefendiler tek bir satır okumuyorlar.
“Ey canlar ve mertler, unuttunuz mu; sıkıntıya düştüğünüzde kim yardımınıza koştu? Kayyımlar her şeye el koyduğunda yanınızda kim duruyordu? Ama artık şunu anladım ki sizde emeğe saygının bir değeri kalmamış. Nice programlarınıza içtenlikle ve büyük bir özveriyle katılıyorduk. Birçok defa, kendi yol paramı hatta müzisyenlerin yol parasını o yoksulluk içerisinde ben karşıladım. Ama siz verdiğiniz hiçbir sözü tutmadınız. Yine de ‘Bunlar kurumun değil şahısların hatasıdır’ diyordum. Hataları yamalamak için ‘Arkadaşlar bir yanlışlık yapmış’ diyordunuz, sonra yeni arkadaşlar geliyordu. Gelen eskisinden daha kötü haksızlık yapıyordu. Sonra bir başkası geldi, ardından bir başkası… Aynı yanlışlar, aynı haksızlıklar, aynı hırs devam etti. Evet onca arkadaş haklı da ben mi hatalıyım!
“Siz tam 12 yıldır bir iğne ucu kadar emeğiniz olmadığı halde bütün emeğime el koydunuz. Hani demokrasi, insan hakları, emek ve emekçinin hakkı? Bu yapılan emek hırsızlığı ve zulüm değil midir? Tüzüğünüz neydi, ölçüleriniz neydi? Lütfen dönüp okuyun. Size kardeş ve yoldaş olmak isteyen biri olarak karşınızda beş yaşındaki bir çocuk kadar savunmasız kaldım. Ama siz kendinizi güçlü göstermek için zorba efendilerinki gibi tahtlar kurdunuz. Öyle görünüyor ki siz efendi biz de köleriniziz. Bütün şarkılar benim acımdır. Albümlerin bütün masraflarını da o yoksulluğumla ben karşıladım. Üstüne üstlük baskı parasını bile benden aldınız. Bütün bunlara rağmen yine sesimi çıkarmadım ama yine de razı olamayan siz oldunuz! Şimdi söyleyin, hangi vicdan buna dayanır? Sonuna kadar size açık tutuğum kapı ve bacam artık kırılmıştır. Kirli ayakkabılarınızla halılarımı çiğnediniz, güvenimi ve sırça yüreğimi tuzla buz ettiniz. Gözünüz aydın artık kapım ve pencerem çeliktendir. Ve size sonsuza kadar kapanmıştır!”
Ji bo civata Kurdî… pic.twitter.com/i2cdgD1zc0
— Mem Ararat (@ararattmem) May 15, 2026
Kaynak: Kürt sanatçıların ve kurumların X hesapları, Rûdaw. (TY)