Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, 24 Nisan 1915’in 111’inci yıldönümü dolayısıyla Yerevan’daki Tsitsernakaberd Ermeni Soykırımı Anıtı’nı ziyaret ederek çiçek bıraktı.
Paşinyan, her yıl olduğu gibi bu yıl da yayımladığı açıklamada, soykırımın bir daha yaşanmamasının en güçlü güvencesinin barışçıl, güçlü ve bağımsız bir Ermenistan olduğunu belirtti.
“Kurbanlar ve fedakârlıklar pahasına vatanımızı bulduk”
Agos Gazetesi’nin aktardığına göre, Ermenilerin “kayıp vatan” arayışı yerine uluslararası alanda tanınan devlet yapısını güçlendirmeye odaklanması gerektiğini vurgulayan Paşinyan’ın açıklaması şöyle:
Değerli halkım, Ermenistan Cumhuriyeti’nin değerli vatandaşları: Bugün 1915 Ermeni Soykırımı’nın – Mets Yeghern’in (Büyük Felaket) – kurbanlarını anıyor, Osmanlı İmparatorluğu’nda sadece Ermeni oldukları için katliama, sürgüne ve açlığa maruz kalan soydaşlarımızın aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz. Mets Yeghern, başımıza gelen en büyük trajedidir ve halkımız bu acıyı 111 yıldır yaşamaktadır.
Her yıl 24 Nisan’da on binlerce vatandaşımız, şehit düşen soydaşlarımızın anısı önünde eğilmek için Tsitsernakaberd Ermeni Soykarımı Anıtı’na yürümektedir. Ulusça gerçekleştirdiğimiz bu 24 Nisan yürüyüşü, aynı zamanda bir tefekkürün, tarihimizi değerlendirmenin ve Mets Yeghern’in bir daha yaşanmasını engelleme kararlılığımızın bir ifadesidir.
Ermenistan Cumhuriyeti Hükümeti’nin ve iktidar çoğunluğunun son yıllardaki politikası, işte bu değerlendirmeler ve bu kararlılık üzerine inşa edildi. Siz Ermenistan Cumhuriyeti vatandaşlarının verdiği yetkiyle, halkımızın defalarca yaşadığı tarihi daha derinlemesine anlama kararlılığını gösterdik; amacımız bu tarihin gelecekte tekerrür etmesine izin vermemek, bugünümüzü ve yarınımızı daha iyi kılmaktır. Bugün bu hedefe ulaştık çünkü Mets Yeghern’in uluslararası aktörlerin birbirleriyle olan mücadelelerinde bir araca dönüşmesine izin vermememiz gerektiğini anladık.
Ulusal Bilimler Akademimiz tarafından yayınlanan “Ermeni Tarihi” ciltleri açıkça ortaya koyuyor ki, ‘Büyük Felaket’, aynı zamanda Ermeni halkının uluslararası entrikaların içine çekilme pratiğinin bir sonucuydu. 19. yüzyılın ortalarında başlayan bu pratik, 1915’te acı zirvesine ulaştı.
Değerli halkım, Ermenistan Cumhuriyeti’nin değerli vatandaşları, halkımızın en büyük özlemi gerçekleşti: Bir devletimiz var ve barış içindeyiz. Ermeni Soykırımı’nın bir daha asla yaşanmamasının güvencesi, işte bu devlet ve bu barıştır. Bu tarihi hedefi gerçekleştirmek için, Ermenistan Cumhuriyeti’nin uluslararası alanda tanınmış olan 29 bin 743 kilometrekarelik sınırları dışında bir vatan aramayı bırakmalıyız. Bu toprak parçası, Ermeni halkının refahı, gelişimi ve esenliği için küçük değildir. Bugün onlarca yerleşim yerimiz boş duruyor; onlarca yerleşimimiz ve aslında bir bütün olarak devletimizin nüfus azalmış durumda.
Bunun sebebi, barışın eksikliği ve vatanın ‘devlet’, kimliğin ‘devlet’, güvenliğin ise uluslararası tanınmış sınırlarıyla ‘devlet’ olduğu bilincinin zayıflığıdır. Bu anlayıştan hareketle, Ermeni halkı artık ‘sürgün ve diaspora’ mantığının ötesine geçmelidir. Ermenistan Cumhuriyeti, mevcut toprakları dahilinde 5 milyon, hatta 10 milyon Ermeni’ye yuva olabilir. Singapur’un yüzölçümü Sevan Gölü’nün üçte ikisinden bile küçüktür ancak orada 5,5 milyon insan yaşıyor. Çünkü o devlet eğitim, barış ve insan odaklı idealler üzerine kuruldu.
Bugün Ermenistan Cumhuriyeti’ni tam olarak bu mantıkla, yani ‘Gerçek Ermenistan’ ideolojisiyle yönetiyoruz. Anlıyoruz ki barış ve güvenlik, her şeyden önce komşularla karşılıklı toprak bütünlüğü, egemenlik, sınırların dokunulmazlığı ve siyasi bağımsızlığın tanınmasına dayalı normalleşmiş ilişkiler demektir. ‘Kayıp vatanın geri alınması’, ‘tarihi sınırların yeniden tesisi’ ve ‘adaletin iadesi’ çağrısı yapan güçler, Ermenistan Cumhuriyeti’ni yeniden 1878 San Stefano Konferansı’nın raylarına oturtmaya çalışıyor. Bu rayların kaçınılmaz son durağı ise devletin ve vatanın kaybıdır. Zira dünyadaki herkesin kendi tarihi, kendi adaleti ve kendi ‘kayıp vatanı’ vardır.
Biz nihayet bu tuzaktan kurtulduk. Ermenistan’ı yeniden o yöne çekme girişimleri, devletimiz ve halkımız için darağacına davetiyedir. Kurbanlar ve fedakârlıklar pahasına vatanımızı bulduk ve yeniden keşfettik; o vatan Ermenistan Cumhuriyeti’dir. Ermenistan Cumhuriyeti’nin sürekliliği, tüm şehitlerimizin fedakârlıklarının karşılığıdır. Ermenistan Cumhuriyeti vatandaşlarının özgürlüğü, güvenliği ve refahı, tüm kurbanlarımızın yarıda kalan düşlerinin ve özlemlerinin gerçekleşmesidir. Biz bu yolda ilerliyoruz. Ermenistan Cumhuriyeti halkı bu yolda ilerliyor. Şehitlere şan olsun, yaşasın Ermenistan Cumhuriyeti.
(TY)



