Özgür Özel’den Kılıçdaroğlu’na: Partiyi bu cenderede daha fazla tutmayın
Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararıyla yerine atanmasından sonra grup başkanvekili olan CHP’nin seçilmiş lideri Özgür Özel bugün TBMM’de grup toplantısı yaptı.
Özgür Özel yaklaşık 1 saat kaldığı kürsüde ekonomik krizden işçi eylemlerine, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlardan mutlak butlan kararına, Ankara’daki NATO toplantısından AKP politikalarına kadar birçok konuya değindi.
Kemal Kılıçdaroğlu’na “tarihi karar alma” çağrısı yaptı.
“Karanlığa teslim olmuyoruz” dedi Kılıçdaroğlu’na çağrı yaptı
Özel’in gündemindeki ilk başlık, CHP’de devam eden kurultay tartışmaları ve “mutlak butlan” süreci oldu. Partisinin ve demokrasinin hedef alındığını savunan Özel şunları söyledi:
“Partimizi, demokrasimizi ve ülkemizin geleceğini hedef alan bütün saldırılara rağmen bugün yine milletimizle, milletimizin Meclisindeyiz. Zor zamanlardan geçiyoruz. Ama baskıya, zorbalığa ve karanlığa teslim olmuyoruz. Hep beraber adım adım bu karanlığın, bu karanlık tünelin ucundaki ışığa, umuda yürümeye devam ediyoruz.
Geçen hafta 74 il başkanımız, 81 ilden gelen delege imzalarımızı şu an butlan yönetiminde olan Genel Merkeze götürdüler. 1004 delegemizin iradelerini teslim ettiler. O günden itibaren de kurultayı bekliyoruz. Tabii, ‘Bir tedbir kararı var. Bu kurultayı yapamayız, normalini yaparız, biraz inceleriz, sonra söyleriz.’ diyorlar. İmzaları alıp Seçim Kurulu’na bildirmek görev. Ondan sonrasını Seçim Kurulu söyleyecek. Ama bununla ilgili bir sürü zorlukla, kurultayı yapmayan, yaptırmayan bir irade ile birtakım bahanelerle, engellemelerle, karşı karşıyayız.
Hukukçular, uzmanlar ‘Derhal kurultay yapılmalıdır’ diyorlar. Türkiye’de aksini savunan tek bir hukukçu yok. Ama maalesef burada buna rağmen imzaları elde tuttukları bir tutum var. Bu tutumu dikkatle, sabırla, ibretle takip ediyoruz. Ancak Türkiye’ye sandığı getirmiş partinin yaptığı son dört kurultayda seçilmiş, mazbatasını almış Genel Başkanı’nın altı yıl önceki bir seçime girip aradaki dört seçimin sonucunu saymayarak partiyi bir atamayla yönetmeye çalışmanın izah edilebilir hiçbir tarafı yok.
Çok basit hesap, o gün Kemal Bey’e oy vermiş arkadaşlardan yaklaşık 520’si şu anda ‘Kurultay yapılsın’ diye imza vermiş durumdalar.
Bu ülkeye sandığı getirmiş, demokrasiyi getirmiş, bu ülkeyi yeniden demokrasiye taşımayı vaat eden bir partinin bu ayıptan derhal ama derhal kurutulması lazımdır. Bunu bir tarihi çağrı olarak 2 milyon üyemiz adına, gençlerin umutları adına, bu ülkede yaşayan ve yaşamından memnun olmayan, iktidarı değiştirmek isteyen herkes adına, her yönüyle, hocaların görüşleriyle, delegenin imzasıyla, sokağın öfkesiyle, inancıyla, kararlılığıyla ama bu partinin bir evladı olarak Kemal Bey’i bugün bu tarihi kararı almaya, ülkeyi ve partiyi bu cenderenin içinde daha fazla tutmamaya davet ediyorum.”
Konuşmasında “seçilmişler” ve “atanmışlar” ayrımı da yapan Özel, “Atanmışlar kendilerini atayanlardan talimat alırlar. Ama seçilmişler talimatı milletten alırlar” dedi.
Özel, sözlerini “Ben bugün bu kürsüye milletten, o milletin köyünden, evinden, sokağından, kahvesinden aldığım yetkiyle geldim” ifadeleriyle sürdürdü. Daha sonra ekonomiye ve emeğe geçti.
“Özel okullarda emek sömürüsünün daniskası var”
Özel okul öğretmenlerinin yaşadığı sorunlara dikkat çeken Özgür Özel, 2014’te yapılan yasal değişikliği hatırlattı. Özel okul öğretmenlerinin kamudaki denklerinden düşük maaş alamayacağına ilişkin düzenlemenin kaldırıldığını belirterek, şunları söyledi:
“Bu kara düzen millete hakkını vermiyor, bunu hep konuştuk. Hakkını isteyenin de başını ezmeye çalışıyor. Günlerdir 2026 yılında Türkiye’nin başkentinde öğretmenler geliyorlar hak aramaya. Özel okul öğretmenleri. Haklılar… 2014’te bir gece yarısı, oradaydım ben, salonda milletvekili olarak. Bir önerge geldi Bakanlıktan. Kavga dövüş, apar topar geçirdiler. O gün bugündür özel okullarda emek sömürüsünün daniskası yaşanıyor.
Bugün özel okullarda asgari ücrete çalışan öğretmen var. Saat uygulaması olduğu için, yeterince saat derse girmediği için asgari ücretin altında, 21 bin lira, 19 bin lira maaş alan öğretmen var. Öğretmenlerin sendikası buna itiraz etmeye gelmiş.
Demokrasi olsun diye kurulmuş şehirde polis öğretmene, cop vuruyor, ters kelepçe yapıyor, gözaltına alıyor.
Günlerdir açlık grevindeler. ‘Parka gideceğim’ diyor, götürmüyor. ‘Yolda yürüyeceğim’ diyor, götürmüyor. ‘Bakanlığa gideceğim’ diyor, götürmüyor. Öğretmen hakkını nasıl arayacak? Amerika’da o beğenmediğin Trump’ın Beyaz Sarayı’nın karşısında günde altı yedi kere nümayiş var. Almanya’da Bundestag’ın önünde sıra var, eylem yapmak için. İngiltere’de 10 Numara’nın önüne gidersin, pankartını açarsın. Ya senin neyin var da bu kadar haksızlığa uğramış öğretmeni sen binasından çıkarmıyorsun?”
“Utanmadan NATO için yasak tarif ediyorlar”
Ankara’daki NATO toplantısı gerekçe gösterilerek getirilen gösteri yasaklarına da tepki gösteren Özel, “Yasak olmadığı gün canından bezdirdin sen öğretmenleri, utanmadan yasak tarif ediyor millete” dedi.
Atama bekleyen öğretmenlerin de mağdur edildiğini söyleyen Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim döneminde mülakatı kaldırma sözü verdiğini ancak bu sözün tutulmadığını ifade etti.
“Seçimde CHP ve muhalefet partileri ‘Mülakatı kaldıracağız’ deyince baktı ki ilk turda bitiremeyecek seçimi, ‘Ben de mülakatı kaldıracağım’ dedi. Koyan sensin. ‘Kaldıracağız, mülakat bitmiştir’ dedi. Düpedüz milli irade hırsızlığı, düpedüz milli irade yankesiciliği” diye konuştu.
Atanamayan öğretmen sayısına dikkat çeken Özel, “Ecevit zamanında 68 bin öğretmen vardı. Rahmetli Ecevit’e diyordu ki ‘Atamayacaksan ne okuttun be adam.’ Şimdi 1 milyon 43 bin öğretmen var atanmayan. Atamayacaksan ne okuttun be adam” ifadelerini kullandı.
Konuşmasının bu bölümünde yurttaşlara çağrı yapan Özel, öğretmenlerin mücadelesine sahip çıkılması gerektiğini söyledi:
“Buradan bütün milletimize sesleniyorum. Teker teker her birimizi eziyorlar. Bugün bu öğretmenlerin mücadelesine sahip çıkmazsak yarın senin evladının bir başka mücadelesinde yalnız kalınacak. Bir başkası bir başka yerde yalnız bırakılacak. En sonunda hep onlar kazanacak, hep millet ezilecek. Bu oyunu tersine çevirecek bir tane güç var: O da milletin kendisidir. Sahip çıkın öğretmenlerinize.”
“Anayasa çiğnendi”
Konuşmasının devamında CHP’li belediyelere yönelik operasyonlara değinen Özel, bugüne kadar 33 CHP’li belediye başkanına operasyon yapıldığını, bunlardan 24’ünün tutuklu olduğunu söyledi.
Sonrasında da şöyle konuştu:
“Bu arkadaşlarımızın hapishanede tutuklandığı süreç, ilk önce İstanbul’da Tayyip Erdoğan’ın bertaraf etmek istediği herkesi, Sırrı Süreyya Önder’den Grup Yorum’a, Canan Kaftancıoğlu’ndan her siyasi davaya kadar hepsine hukuksuz kararlar veren, kararları Anayasa Mahkemesince oy birliği ile bozulan, hukuk tanımayan birinin (Akın Gürlek) önce ödüllendirilip Bakan Yardımcısı yapılması, sonra İstanbul’a başsavcı olarak yollanması ile başladı. Yoksa böyle bir kariyer yolculuğu yok. Anayasa’ya aykırı siyasetçi birinin başsavcı yapılması... CHP’li belediyelere ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na bir şekilde bir kara sürmenin, içeri atmanın hesabına girdi.
Normalde belediyelerin nasıl denetleneceği belli. Diyorlar ya ‘550 tane AKP’li belediyeye de biz soruşturma izni verdik.’ Ama bir tane AKP’li belediyeye sabah operasyonu yok, gözaltı yok, tutuklama yok. Uzun yargılama, tutuklu yargılama yok. Onlara hiçbir şey yok. CHP’den 24 belediye başkanımız hala hapiste.”
Özel, belediyelerin nasıl denetleneceğinin kanunlarda belli olduğunu söyledi. Denetim sürecinin “delilden suça, suçtan faile” ilerlemesi gerektiğini vurguladı. Buna karşılık CHP’li belediyelerde önce hedefin belirlendiğini, ardından delil arandığını kaydetti.
Özel, “Bir delil, bir kanıt, bir suç, bir fail varsa cezalandırılacak kimsenin arkasında durmayız. Ancak şimdiki sistemde önce belediye başkanı göze kestiriliyor. Önce suçlu bulunuyor, suçlu ilan ediliyor. Sonra o kişiye delil aranıyor” dedi.
“Sindirmek için alıp içeride tutuyorlar”
Özel, yaşananların yalnızca CHP’li belediyelerle sınırlı olmadığını belirterek iş insanları, sanatçılar, gazeteciler ve YouTuber’lar üzerinden de baskı kurulduğunu iddia etti.
TÜSİAD başkanı ve yöneticilerine yönelik süreci örnek gösteren Özel, hükümeti eleştiren kişilerin gözaltı, tutuklama ve yurt dışı yasağı gibi uygulamalarla karşı karşıya bırakıldığını anlattı.
Sanatçılar ve gazetecilerin de hedef alındığını belirtip, “Nerede AKP yandaşı olmayan bir sanatçı varsa bir şey uydurup alıyorlar. Gazetecileri sindirmek için alıyorlar, içeride tutuyorlar. YouTuber’ları aylarca içeride yatırıyorlar. Sonra ‘Pardon’ deyip bırakıyorlar” diye konuştu
Özel, son dönemde bazı şirketlere kayyım atanmasına da tepki göstererek, hukukun siyasi iktidarın elinde bir araca dönüştüğünü anlattı.
“Milletin karşısında dayanacak hiçbir güç yoktur”
Özel, konuşmasının son bölümünde hukukun “bir sopaya” çevrildiğini savunarak, iktidarı kaybedeceğini anlayanların muhalifleri, iş insanlarını, gazetecileri, sanatçıları ve hak arayan yurttaşları tehdit ettiği bir döneme girildiğini söyledi.
İktidar temsilcilerinin kendi mal varlıklarını açıklamadığını, Siyasi Ahlak Yasası’na karşı çıktığını öne süren Özel, buna rağmen muhalefete yönelik “hırsız”, “yolsuz”, “ajan” ve “FETÖ’cü” suçlamalarının yöneltildiğini belirtti.
CHP’nin büyük zorluklarla karşı karşıya olduğunu söyleyen Özel, bazı arkadaşlarının uzun süredir tutuklu bulunduğunu belirterek, ailelerin ve çalışanların sürekli endişe içinde yaşadığını ifade etti.
“Özel okul öğretmenine de hakkını arayan işçiye de umudunu kaybetmiş gence de doğrusunu yazan gazeteciye de aydınlara da bu sopayı gösteriyorlar” dedi.
Bu baskılara karşı bireysel mücadelenin yeterli olmayacağını belirten Özel, yurttaşlara birlikte hareket etme çağrısı yaptı:
"Bu sopaya karşı ne benim gücüm yeter, ne partinin gücü yeter, ne birer birer herhangi birimizin gücü yeter. Ama millet bir olursa, birbirinin davasında yan yana durursa, hak arayanın arkasında durursa, çağrıldığında çağrıldığı yere gider, tavrını koyarsa milletin karşısında dayanacak hiçbir güç yoktur. Örgütlü tüm yapılar hedeftedir. Maalesef Cumhuriyet’ten önce kurulmuş CHP hedeftir. Maalesef sarayın atamasıyla sarayın planında işgal altındadır. Saray darbesiyle parti fiilen kapanmıştır. CHP’lilerin seçtikleri değil, AKP’nin talimatıyla bir yargıcın atadıkları partidedir. Bu partiyi öyle ya da böyle bir kez daha alacağız, açacağız ve biz bu partiyi hep birlikte iktidar yapacağız. Bunun için yürüyoruz. Sonuna kadar direneceğiz. Ya bir yol bulacağız, ya bir yol açacağız. Ama eninde sonunda iktidara kavuşacağız. Hep beraber yürümeye var mısınız? Yürüyelim arkadaşlar.”
(HA)