Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Özel, toplantıya katılanlara " bu yüksek katılım, bu coşku, bu heyecan emin olun ki sürekli bir kötülükle karşımızda olanlara; partimize, seçilmişlere, belediye başkanlarımıza, arkadaşlarımıza saldıranlara yani dost olmayanlara kaygı veriyor, dosta da güven veriyor. İyi ki varsınız,” dedi.
Özel'in başlıca mesajı ara seçimlerle ilgiliydi.
"Ara seçim Anayasa emri, seçimi yapacağınızı söyleyin 55 istifayı getirmeyen namerttir"
“Biz ara seçimi bir zorunluluk olarak görüyoruz. Baktığınızda bizim için en dezavantajlı yerlerdedir. Ama millet bizden bu görevi beklemektedir.
Şöyle diyorlar; ‘Efendim, daha çok milletvekilinin istifasıyla yer boşalsın. Öyle yapın.’ Bugün oraya - buraya yazdırmışlar. Buna cesaret edemiyorlar. Açıkça söylüyorum Sayın Bahçeli’ye, Sayın Erdoğan’a, AK Parti’ye, onlar için yazan, çizenlere. Ara seçimin tarihini ilan edin, ara seçim yapacağınızı tüm istifaları kabul edeceğinizi, orada çeşitli çakallıklarla ve birtakım numaralarla ara seçimi engellemeyeceğinizi söyleyin; 30 değil, Türkiye’nin en geniş coğrafyasına ara seçim sandığı koymak için 50-55 milletvekilinin istifasını getirmeyen namerttir. Hodri meydan.
Buradan büyük bir özgüvenle söylüyoruz. Ara seçime de varız, genişletilmiş ara seçime de varız. Erken seçime dünden razıyız, bugünden hazırız biz.
Hala travmanın etkisindeyiz
CHP Genel Başkanı, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırılarının ülkeyi derinden sarstığını söyledi. Yaşananların toplumda ağır bir travma yarattığını, bu etkinin hâlâ sürdüğünü belirtti. Konunun ayrıntılarına daha sonra döneceğini ifade ederek, hayatını kaybeden çocuklara rahmet, yaralılara şifa, ailelere sabır diledi. Bu tür acıların bir daha yaşanmaması temennisinde bulundu.
“Zor bir haftayı geride bıraktık. Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta okullarımızda yaşanan silahlı saldırılarla sarsıldık, kahrolduk. Halen daha bu travmanın etkisi altındayız. Hayatını kaybeden evlatlarımıza rahmet, ailelerine sabır diliyorum.”
Barrack'ın "monarşi" sözleri cumhuriyete hadsiz saldırı
Özel, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Türkiye’de demokrasi yerine güçlü liderlik ve monarşi benzeri yönetimlerin işe yaradığına dair sözlerini sert biçimde eleştirdi. Bu sözlerin, TBMM’nin ve Cumhuriyet’in kurucu ilkelerine açık bir saygısızlık olduğunu söyledi. Atatürk’ün “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” anlayışını hatırlatarak, Türkiye’nin tek adam rejiminden kurtuluş savaşı ve Meclis iradesiyle çıktığını vurguladı. Barrack’ın Türkiye’de bulunduğu makam ve koşullar içinde böyle bir konuşma yapmasını kabul edilemez olarak niteledi.
“Bir büyükelçi burada Cumhuriyet sayesinde görev yapacak, sonra da ‘buralarda demokrasi işlemiyor’ diyecek. ‘Monarşi lazım, güçlü lider lazım’ diye konuşacak. Bu, Türkiye Cumhuriyeti’ne dönük hadsiz bir saldırıdır. Bu çatının altında buna sessiz kalınamaz.”
Trump’ın yeni düzeni, “dünya düzeni” olarak dayatılıyor
Özel, Barrack’ın sözlerini yalnızca kişisel bir çıkış değil, Trump çizgisindeki yeni bölgesel düzen tasarımının parçası olarak değerlendirdi. Bu yaklaşımın, Ortadoğu’da halk iradesi yerine ABD çıkarlarına uyumlu liderler aradığını söyledi. Erdoğan-Trump ilişkisinin devletler arası kurallı ilişkiden çıkıp şahsi ve karşılıklı çıkara dayalı bir zemine sürüklendiğini savundu. Erdoğan’ın Trump karşısında sessiz kaldığını, buna karşılık Türkiye’nin çıkar ve itibarının zedelendiğini öne sürdü.
“Türkiye’de kendi tercih ettikleri yönetim biçimini ilan etmeye kalkıyorlar. Erdoğan-Trump ilişkisi artık Türkiye’nin menfaatini koruyan kurumsal bir ilişki değil, bir al-ver ilişkisine dönmüştür. ‘Beş dakika görüşmek için yalvarıyorlar’ diyenlere karşı tek söz söyleyemiyorlar. Türkiye’nin onuru bu suskunlukla aşındırılıyor.”
Otokratlar dayanışıyor
Özel, Trump ve çevresinin farklı ülkelerde hep otoriter, yabancı düşmanı ve aşırı sağcı aktörleri desteklediğini söyledi. Almanya’da AfD, Macaristan’da Orban, Hindistan’da Modi ve Türkiye’de Erdoğan örneklerini bu çerçevede sıraladı. Dünya çapında otokratlar birbirlerinden yöntem öğreniyor, özgürlükleri kısıtlayan araçları birbirlerine taşıyor dedi. Bunun sonucunda demokrasinin gerilediğini, halkların değil dar çıkar gruplarının korunduğunu savundu.
“Dünyanın bütün otokratlarını bir arada tutan bir dayanışma var. Biri özgürlüğü kısıtlayan bir yöntem geliştiriyor, öbürü aynısını uyguluyor. Halkların çıkarları yerine zümrelerin çıkarları korunuyor. Yoksullar daha yoksul, güvencesizler daha güvencesiz bırakılıyor.”
Herkes layığıyla beraber
Özel, bu küresel otoriter hatta karşı demokratik güçlerin de uluslararası ölçekte birleşmesi gerektiğini söyledi. Barselona’da Pedro Sanchez’le birlikte geniş bir demokratik dayanışma toplantısı düzenlediklerini, Avrupa ve Latin Amerika’dan birçok demokrat aktörü aynı zeminde topladıklarını anlattı. Buna karşılık aşırı sağ çevrelerin ve AK Parti sözcülerinin bu girişimi hedef aldığını belirtti. CHP’nin kendisini Filistin hareketi, Lula ve dünya demokratlarıyla aynı safta gördüğünü vurguladı.
“Herkes layığıyla beraber. Onlar Avrupa’nın aşırı sağıyla, Trump’la, Netanyahu’yla aynı hattalar. Biz Filistin Kurtuluş Örgütü’yle, Pedro Sanchez’le, Lula’yla, dünyanın demokratlarıyla aynı saftayız. Kim nerede duruyor, artık millet bunu açıkça görüyor.”
Yaşananlar gidişin habercileri
Özel, sosyal medyadaki yalan kampanyaları ve baskılara rağmen iktidarın gidiş sürecine girdiğini söyledi. Siyasette bedel ödenmeden değişim yaşanmadığını, CHP kadrolarının bunun farkında olduğunu belirtti. Dünyadan Orbán, Bolsonaro ve Lula örnekleri vererek otoriter yönetimlerin yenilebildiğini anlattı. Türkiye’de de ilk seçimde saflaşmanın demokratlarla otokratlar arasında yaşanacağını savundu.
“Kimse enseyi karartmasın. Bu yaşananlar o gidişin habercileridir. İlk seçimde demokratlarla otokratlar karşı karşıya gelecek. Otokratları da onlardan medet umanları da yenip Türkiye’ye demokrasiyi geri getireceğiz.”
23 Nisan’ı büyük bir acıyla karşılıyoruz
CHP Genel Başkanı Özel, 23 Nisan haftasına Meclisin kuruluş yıl dönümü ve Çocuk Bayramı sevinciyle değil, okul saldırılarının yarattığı acıyla girdiklerini söyledi. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki saldırıların münferit olmadığını, eğitim ve sosyal politikalardaki uzun süreli çöküşün sonucu olduğunu belirtti. CHP’nin eğitim alanında yıllardır uyarılar yaptığını, öneriler sunduğunu ama iktidarın bunları dikkate almadığını savundu. Yusuf Tekin döneminde çok sayıda şiddet vakası yaşandığını, bunun sadece güvenlik değil aynı zamanda sosyal çöküş meselesi olduğunu vurguladı.
“23 Nisan’ı bu yıl büyük bir acıyla karşılıyoruz. Bu saldırılar münferit değil, yıllardır biriken ihmallerin sonucudur. Okuldaki güvenlik açığından çocuk yoksulluğuna kadar her konuda defalarca uyardık. Ama bunların hiçbirini dert etmeyen bir iktidarla karşı karşıyayız.”
24 yıldır ülkeyi yönetenler neden şikayet ediyor?
CHP lideri, iktidarın toplumdaki çürümeyi dizilere ya da kültürel etkenlere bağlayarak sorumluluktan kaçamayacağını söyledi. Ülkeyi 24 yıldır yönetenlerin bugün tespit ettikleri krizlerden bizzat sorumlu olduklarını belirtti. Çözümün hukukun üstünlüğü, özgürlükçü demokrasi, liyakat ve güçlü kurumlar olduğunu savundu. CHP’nin eğitim ve toplumsal güvenlik meselelerinde kapsamlı ve hazırlıklı bir yönetim anlayışı sunduğunu anlattı.
“Bu ülkeyi 24 yıldır siz yönetiyorsunuz. Ortadaki çürüme bir vakadır ve bunun sorumluluğu iktidardadır. Yapılması gereken ilk şey hukukun üstünlüğünü, liyakati ve güçlü kurumları yeniden inşa etmektir. Bizim topluma en büyük vaadimiz budur.”
75 bin okul hemşiresi, 65 bin güvenlik görevlisi gerekiyor
Özgür Özel , CHP’nin 2 Mart’tan itibaren öğretmen ataması, okul hemşiresi ve güvenlik görevlisi ihtiyacını açıkça dile getirdiğini söyledi. 100 bin öğretmenin atanmasını, 75 bin okul hemşiresi ve en az 65 bin güvenlik görevlisi istihdamını savunduklarını anlattı. Güvenlik görevlileri için uzman çavuşların değerlendirilebileceğini, bunların eğitimli ve kamusal görev tecrübesi olan kişiler olduğunu belirtti. Buna rağmen iktidarın bu önerileri dinlemediğini söyledi.
“Biz daha 2 Mart’ta 100 bin öğretmen atansın dedik. 75 bin okul hemşiresi, 65 bin güvenlik görevlisi gerekir dedik. Eğitilmiş, kamu tecrübesi olan uzman çavuşlar bu işte değerlendirilebilir dedik. Ama bunların hiçbirini dinlemediler.”
Evlatlarımızı günü gelince tam olarak ücretsiz okutacağız
Genel Başkan, CHP’nin eğitim politikasında ücretsiz okul yemeği, ücretsiz ve nitelikli içme suyu, güvenli okul ortamı ve eşit eğitim ilkesinin bulunduğunu söyledi. CHP’li belediyelerin sınırlı imkanlarla bazı ilçelerde okul suyu uygulamaları başlattığını hatırlattı. İktidara geldiklerinde tüm devlet okullarında ücretsiz sıcak yemek verileceğini, suyun ücretsiz olacağını ifade etti. Eğitimde sınıfsal ayrımın azaltılacağını ve tüm çocukların eşit koşullarda okutulacağını vurguladı.
“Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bütün okullarda üç kap sıcak yemek ücretsiz verilecek. Çocuklar suya ücretsiz erişecek. Okullar güvenli, hijyenik ve eşitlikçi olacak. Her bir evladımızı ayrımsız ve tam olarak ücretsiz okutacağız.”
Geçim kalmadı, yaşam mücadelesi veriliyor
Özel, ekonomik krizin sosyal çöküşün başlıca nedenlerinden biri olduğunu söyledi. Türkiye’nin gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisi hale geldiğini belirterek, zenginlerle yoksullar arasındaki uçurumu örneklerle anlattı. Emeklilerin artık geçim değil, doğrudan yaşam mücadelesi verdiğini; en düşük ve ortalama emekli maaşlarının sıkıştığını savundu. Toplumun geniş kesimlerinin ekonomik baskı altında ezildiğini söyledi.
“Bu ülkede artık geçim kalmadı, yaşam mücadelesi veriliyor. Bir tarafta 28 bin lirayla bir ay geçinmeye çalışanlar, öbür tarafta bunu bir öğün yemekte harcayanlar var. Emekliler ezilmiş durumda. Aşağıdaki sıkışmışlığı ve toplumun nasıl ezildiğini herkes görsün.”
Ucuz ekmek ve gıda kuyruklarına bakın
Özgür Özel, emeklilerin ve yoksulların nasıl ayakta kaldığına dair yapılan yüzeysel yorumlara karşı, gerçek tablonun ucuz gıda ve ekmek kuyruklarında görüldüğünü söyledi. Belediyelerin ucuz et ve gıda noktalarında oluşan uzun kuyrukları örnek gösterdi. Emeklilerin çocuklarının yanına taşınmak ya da kira paylaşmak zorunda kalmalarını sosyal çöküşün göstergesi olarak anlattı. CHP’nin sosyal konut, temel gelir ve güçlü sosyal devlet politikalarıyla kimseyi muhtaç bırakmayacağını söyledi.
“Aramayın başka yerde, ucuz ekmek ve gıda kuyruklarına bakın. Emeklilerin düştüğü hale bakın. Kimi oğlunun evine taşınmış, kimi kirayı paylaşacak birini arıyor. Bu düzeni değiştireceğiz; kimseyi muhtaç ve geride bırakmayacağız.”
Madencilerle sorunları var
CHP lideri Özel, Soma faciası öncesinde uyarılar yaptıklarını, iktidarın ise bunları dinlemediğini hatırlattı. Facia sonrasında verilen adalet ve hak sözlerinin tutulmadığını, özellikle geride kalan işçilerin ve ailelerin yalnız bırakıldığını söyledi. Bağımsız Maden-İş’in bu mağdur işçiler için yıllarca mücadele verdiğini, Tahir Çetin ve Ali Faik İnter’in de bu süreçte hayatlarını kaybettiğini anlattı. Bu mücadeleyle sonunda bazı hakların alınabildiğini vurguladı.
“Soma’da adalet sözü tutulmadı. Geride kalan madencilere verilen sözler tutulmadı. Yedi yıl mücadele ettiler, kendi sendikalarını kurdular, canlarıyla bedel ödediler. O haklar, bu çocukların hayatları pahasına alındı.”
Ekmeğini savunan madencileri gözaltına aldılar
Özel, Bağımsız Maden-İş’in bu kez Eskişehir’de Doruk Madencilik işçileri için mücadele verdiğini söyledi. TMSF sürecinden sonra işçilerin haklarının ödenmediğini, maaş alamayan ve ücretsiz izne çıkarılan madencilerin Ankara’ya yürüdüğünü anlattı. Bakanlık önünde açlık grevine başlayan işçilerden 110’unun gözaltına alınmasını sert biçimde eleştirdi. CHP’nin işçi lehine sendikal hakları güçlendireceğini ve madencilerin yanında olduğunu vurguladı.
“Ayağı çıplak, elinde baretiyle ekmeğini savunan 110 madenciyi bugün gözaltına aldılar. Bu sarı baret yıllardır size bir şey anlatmaya çalışıyor ama dinlemiyorsunuz. Biz iktidarımızda işçiyi ve sendikal hakları koruyacağız. Hiç kimse hakkı için baretini yere vurmak zorunda kalmayacak.”
Gerçek yanıltıcı bilgiyi paylaşan bakan hâlâ makamında
Özgür Özel, Gebze’de çöken apartman ve buna ilişkin habercilik üzerinden iktidarın dezenformasyon yasasını nasıl kullandığını anlattı. Gazeteci Alican Uludağ’ın metro inşaatı ile çökme arasında bağ kuran haberi nedeniyle soruşturma geçirdiğini, buna karşılık Ulaştırma Bakanı’nın kamuoyunu yanıltan açıklamasına rağmen görevde kaldığını söyledi. Sonradan ortaya çıkan bilirkişi raporunun çökme ile metro kazısı arasında ilişki kurduğunu belirtti. İktidarın gerçeği yazanı değil, gerçeği gizleyeni koruduğunu savundu.
“Haberi yapan gazeteci ‘yanıltıcı bilgi yaymakla’ suçlanıyor. Ama ‘metro ile ilgisi yok’ deyip kamuoyunu yanıltan bakan görevine devam ediyor. Bilirkişi raporu gerçeği ortaya koydu. İşte bu düzen, haklıyı cezalandırıp güçlü olanı koruyan düzendir.”
Rejim, hakkını ve çıkış arayanlara savaş açmış durumda
Özel, Soma’dan İliç’e, Gebze’den Kartalkaya’ya kadar birçok olayda rejimin kendi sorumlularını koruduğunu söyledi. Türkiye’nin bu yüzden “kolay ölümler ülkesi” haline geldiğini savundu. Hakkını arayan yurttaşların ve seçim kazanarak iktidarı değiştirmeyi hedefleyen muhalefetin sistem tarafından tehdit olarak görüldüğünü belirtti. Bu çerçevede Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in de hedef alındığını söyledi.
“Bu rejim kendi suçlularını koruyor. Hakkını arayan herkesi tehdit görüyor. Gazeteciler, sendikacılar, siyasetçiler cezalandırılıyor. Rejim, hakkını arayan millete ve çıkış yolu arayan siyasete savaş açmış durumda.”
Onursal Adıgüzel için hiçbir iddia, tek bir kanıt yok
Özel, Onursal Adıgüzel hakkında somut hiçbir delil bulunmadığını söyledi. HTS kaydı, teknik takip ya da suç bağlantısını gösterecek herhangi bir kanıt olmadığını vurguladı. Buna rağmen belediye başkanının “suç örgütü başı” gibi gösterilmeye çalışıldığını, bunun CHP’nin yükselişini durdurma hamlesi olduğunu savundu. Ataşehir’de halkın Adıgüzel’e sahip çıktığını anlattı.
“Hiçbir iddia yok, tek bir kanıt yok. Ne teknik takip var ne HTS kaydı var ne ilişkilendirilmiş bir suç unsuru var. Ama belediye başkanını ‘suç örgütünün başı’ diye göstermeye çalışıyorlar. Bu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin yürüyüşüne çelme takma girişimidir.”
Millet iftiraya değil, namuslu arkadaşlarımıza inanıyor
Özel, yerel seçimlerden sonra CHP’nin birinci parti haline gelmesinin iktidarda büyük bir korku yarattığını söyledi. Bu nedenle yargı eliyle muhalefete baskı yapıldığını, iftira ve gözdağı yöntemlerinin devreye sokulduğunu savundu. Ancak bu baskılar karşısında çözülmeyenlerin CHP’liler, dağılanların ise bu sistemi kuranlar olduğunu ifade etti. Halkın iftiralara değil, dürüst ve görevini yapan insanlara inandığını söyledi.
“Onlardaki esas korku Allah korkusu değil, sandık korkusudur. Zulümle insanları çözmeye çalışıyorlar ama çözülmeyenler namuslu insanlardır. Çözülen, dökülen bu kötülüğü yapanlardır. Millet iftiraya değil, namuslu arkadaşlarımıza inanmaktadır.”
Asrın yolsuzluğuna ne oldu? Hani ispatlayacaktınız?
Özel, iktidarın CHP’li belediyelere ve muhalefet figürlerine yönelik suçlamalarının büyük kısmının propaganda düzeyinde kaldığını söyledi. AK Partili belediyelere ilişkin soruşturmaların ise işletilmediğini, Melih Gökçek gibi isimlerin korunmaya devam ettiğini savundu. CHP’nin yargılanmaktan kaçmadığını ama tutuklu, baskı altında ve eşitsiz koşullarda yürütülen süreçleri kabul etmediğini belirtti. Bu yüzden canlı yayınlı, şeffaf yargılama ve sonunda da seçim sandığı istediğini söyledi.
“Hani asrın yolsuzluğu vardı, ne oldu? Hani ispatlayacaktınız? Biz yargılanmaktan kaçmıyoruz, canlı yayın olsun diyoruz. Korkmuyorsanız getirin sandığı, millet karar versin; biz mi hırsızız, siz mi iftiracısınız?”
Koyalım sandığı, millet sesini duyursun
Özel, erken seçimden kaçınıldığı için ara seçim seçeneğinin gündeme alınması gerektiğini söyledi. Anayasa’nın 78. maddesini hatırlatarak, belli koşullar oluştuğunda ara seçimin anayasal zorunluluk olduğunu belirtti. Boş milletvekilliklerinin bulunduğu yerlerde seçime gidilmesini önerdi ve iktidarın bundan da kaçtığını savundu. MHP lideri Bahçeli’nin ara seçime de karşı çıkmasını anayasal bir zorunluluğa itiraz olarak değerlendirdi.
“Koyalım sandığı, millet sesini duyursun. Ara seçim anayasal bir zorunluluktur, buna karşı olunmaz. Erken seçime karşı olabilirsiniz ama ara seçime karşı olmak anayasaya karşı çıkmaktır. Millet ilk sandığı bulduğunda ne yapacağını onlar da biliyor.”
Millet bizden ara seçim görevi bekliyor
Özel, ara seçimin CHP açısından en avantajlı bölgelerde olmayabileceğini ama buna rağmen bu sorumluluğu üstlenmeye hazır olduklarını söyledi. İktidarın samimi biçimde ara seçim kararı alması halinde daha geniş kapsamlı bir ara seçim için çok sayıda milletvekilinin istifasının bile mümkün olabileceğini ifade etti. CHP’nin erken seçime de, ara seçime de hazır olduğunu vurguladı. Konuşmasını, sandıkta ve sahada verilecek mücadeleyle ülkeyi yeniden kurtarma iddiasıyla tamamladı.
“Millet bizden bu görevi bekliyor. Ara seçime de varız, genişletilmiş ara seçime de varız, erken seçime de hazırız. Oy oy, zarf zarf, sandık sandık kazanacağız. Kurduğumuz ülkeyi 100 yıl sonra bir daha kurtaracağız.”
(AEK)

