Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir şubeleri, Ege Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma Derneği, Aliağa'da bulunan İzmir Kadın Kapalı Cezaevinde yaşanan hak ihlallerine yönelik cezaevi önünde açıklama gerçekleştirdi.
"Keyfi ve hukuksuz uygulamalara derhal son verilsin" pankartı açılan açıklamada, basın metnini ÖHD İzmir Şubesi Eşbaşkanı Fatma Demirer okudu.

Cezaevinde “kimlik kartı” dayatması: Özbay, açlık grevinin 58’inci gününde
Mezopotamya Ajansı'nın aktardıklarına göre, cezaevlerinde uygulanan infaz rejimi ve idari pratiklerin uluslararası sözleşmeleri ve insan onurunun sistematik bir biçimde ihlal edildiğini belirten Fatma Demirer, bu ihlallerin işkence ve kötü muamele, keyfi disiplin cezaları, keyfi ve hukuka aykırı gerekçelerle koşullu salıverilme tarihlerinin ertelenmesi olduğunu vurguladı.
"Keyfi idari mekanizmalar işletilmekte"
Demirer, bu uygulamaların tesadüf değil genel bir uygulamaya dönüştüğünü söyledi: "Hapishanelerde son yıllarda uygulanan en ağır hak ihlallerinden biri, mahpusların tahliyelerinin keyfi gerekçelerle engellenmesi ve infazlarının yakılmasıdır. Koşullu salıverilme tarihleri yaklaşan ve özellikle son dönemlerde yargı paketleri düzenlemeleriyle eşitlik ilkesine aykırı olarak uygulanan infaz rejimlerinin bir parçası olarak mahpusların tahliyeleri, hapishanelerdeki personellerden oluşan ve hiçbir hukuki formasyonları olmayan İdare ve Gözlem Kurullarının verdiği kararlarla engellenmektedir. Hukuki güvenlik hakkını doğrudan ihlal eden bu süreç, subjektif değerlendirmeler ve keyfi idari mekanizmalarla işletilmektedir."
Hak ihlallari
Demirer, infaz sürelerinin belirsizleşmesinin adil yargılanma hakkının ihlali olduğunun altını çizdi:
"Bağımsız koğuş, pişmanlık gibi dayatmalar, mahpusun su/elektrik tasarrufu yapmadığı, daha önce disiplin cezası aldığı, hapishane kütüphanesinden yeterli sayıda kitap okumadığı, göndermek istediği mektuplar hakkında sakıncalı mektup kararı verildiği, infaz koruma memurlarına kolaylık sağlamadığı, personelle mesafeli olduğu, siyasi mahpuslara kurs imkanları sağlanmamasına rağmen kursa katılmadığı gibi soyut ve hukuka aykırı gerekçeler; İdare ve Gözlem Kurullarının koşullu salıverilme tarihini erteleme kararlarında çok sık karşılaşılan gerekçelerdendir. Kuralsız ve keyfi şekilde uygulanan infaz politikaları, devletin cezalandırma gücünü sınırsız bir şekilde kullanmasına olanak tanımakta, bu da temel hak ve özgürlükleri açıkça ihlal etmektedir. Disiplin cezaları, mahpusun iyileştirilmesi amacından saparak; arka arkaya verilmek suretiyle mahpusun hücre cezası ile tecrit edilmesini sağlayan ve infazını yakan birer cezalandırma aracına dönüştürülmüştür."
Açlık grevi devam ediyor
Açıklamada İzmir Kadın Kapalı Cezaevinde yaşanılan ihlaller şöyle aktarıldı:
"Hapishanesinde mahpuslara açık görüşlerde ailelerine sarıldıkları gerekçesiyle verilen disiplin cezaları oluşturmaktadır. Bu da göstermektedir ki Türkiye hapishanelerinde uzun süredir devam eden tecrit ve izolasyon uygulamaları, artık mahpusların en temel insani temaslarını dahi suç kapsamına alan absürt ve hukuk dışı bir boyuta ulaşmıştır. Bu durum hapishane idarelerinin mahpusların ailevi ve duygusal bağlarını koparmak amacıyla disiplin hukukunu bir 'cezalandırma silahı' olarak kullandığını açıkça göstermektedir. Bir diğer hukuk dışı uygulama ise; kimlik dayatmasıdır. Kadın mahpuslara hapishane kimliğini sürekli olarak yanlarında taşıma zorunluluğu getirilmiştir. Revire, avukat görüşüne, ziyaretçi görüşüne, kitap ve mektup postasını almaya, hastaneye ve benzeri yerlere giderken; dolayısıyla koğuştan dışarı her adım atıldığında mahpuslar hapishane kimliğini yanında bulundurmaya zorlanmaktadır. Üzerinde kimlik taşımayı reddeden mahpuslara hukuken Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da yer alan “kınama” cezası en fazla verilebilecekken hapishane keyfi, ve hukuk dışı davranarak mahpusların koğuştan dışarı çıkmalarına izin vermeyerek cezalandırmakta ve kanundan doğan hakları ellerinden alınmaktadır. Bu işkence ve diğer kötü muamele yasağına aykırı, onur kırıcı, hukuk dışı keyfi uygulamalara karşı Tuğçe Nur Özbay açlık grevindedir."
"İdare cevap vermiyor"
Bu uygulamaların giderilmesi amacıyla cezaevi idaresine yaptıkları randevu ve görüşme taleplerinin yanıtsız bırakıldığını kaydeden Fatma Demirer, "Sorunların çözümü noktasında ilgili Hapishane Savcılığı ile yaptığımız görüşmelerden de ne yazık ki bugüne dek hukuka uygun, somut ve telafi edici bir netice elde edilememiştir. İdari ve adli mekanizmaların bu sessizliği ve uzlaşmaz tutumu, keyfi ve hukuka aykırı uygulamaların artarak devam etmesine sebebiyet vermektedir. Bizler, bu vesileyle herkesi başta İzmir Kadın Kapalı Hapishanesi olmak üzere tüm hapishanelerdeki hak ihlallerine karşı duyarlılık göstermeye, demokratik hukuk devleti mücadelesine destek olmaya ve sorumluluk almaya çağırıyoruz. İnsan onuruna yaraşır bir infaz rejimi sağlanana dek sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna bildiririz" diye konuştu.
(AB)

