İzmir’de bulunan Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde "tutuklu kimlik kartı" uygulamasına yönelik tepkiler büyüyor. Uygulamayı kabul etmeyen mahpusların temel haklarının engellendiği iddiaları sürerken, tutuklu Tuğçenur Özbay’ın başlattığı açlık grevi 58’inci gününe girdi.
Cezaevi yönetimi tarafından dayatılan tutuklu kimlik kartını kabul etmeyen mahpuslar, açık ve kapalı görüşlere çıkarılmıyor, telefon haklarını kullanamıyor ve sağlık hizmetlerine erişimde ciddi engellerle karşılaşıyor.
"En temel haklar engelleniyor"
Özbay’ın vasisi Emir Karakum, avukatların görüşe gitmesine rağmen müvekkilleriyle görüştürülmediğini, tutukluların hastaneye sevklerinin dahi yapılmadığını söyledi. Karakum, uygulamanın fiilen mahpusların en temel haklarını ortadan kaldırdığını vurguladı.
"Siyasi kimliklere saldırı"
Özbay’ın uygulamanın kaldırılması için başta Adalet Bakanlığı olmak üzere birçok kuruma dilekçe gönderdiğini belirten Karakum, şu ana kadar herhangi bir yanıt alamadıklarını ifade etti. Özbay’ın siyasi bir tutuklu olduğunu hatırlatan Karakum, "Bu uygulamanın siyasi kimliklere yönelik bir saldırı olduğunu düşünüyoruz" dedi.
Uygulamanın güvenlik gerekçesiyle savunulduğunu aktaran Karakum, bu gerekçenin tutarlı olmadığını dile getirdi. "Mahkeme, SEGBİS ya da milletvekili görüşleri söz konusu olduğunda bu kart dayatması yapılmıyor. Bu durum uygulamanın keyfi olduğunu açıkça gösteriyor" ifadelerini kullandı.

"Pilot uygulama" iddiası
Karakum, Şakran’ın bu uygulama için pilot bölge olarak seçildiğini öne sürerek, aynı ilçedeki diğer cezaevlerinde de benzer denemelerin yapıldığını ancak infaz hâkimliği kararlarıyla uygulanmadığını belirtti.
Özbay’ın yanı sıra koğuş arkadaşı Güzin Tolga ile başka bir koğuşta bulunan Zuhal Sürücü’nün de aynı gerekçeyle hak ihlallerine maruz kaldığını ifade eden Karakum, uygulamanın kapsamının genişlediğine dikkat çekti.
Kargolar geri gönderiliyor
Karakum, son üç aydır Özbay’a gönderilen kitap ve kıyafetlerin “hapishanede tanınmıyor” gerekçesiyle geri iade edildiğini söyledi. Bu durumun hem iletişim hem de yaşam koşulları açısından ek mağduriyet yarattığını belirtti.
Açlık grevinin 58’inci gününe ulaşmasıyla birlikte, Özbay’ın sağlık durumuna ilişkin kaygılar artarken, aileler ve hak örgütleri uygulamanın kaldırılması ve mahpusların temel haklarına erişimin sağlanması çağrısını yineliyor.
"Keyfi uygulama" eleştirisi
Karakum'un aktardığına göre cezaevi savcısıyla yapılan görüşmede, uygulamanın Adalet Bakanlığı talimatı olduğu ifade edildi; ancak bu iddiaya ilişkin herhangi bir yasal düzenleme gösterilmedi.
Öte yandan Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı Muhabere Bürosu imzalı resmi yazıda, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik uyarınca her hükümlüye fotoğraflı kimlik belgesi verildiği, 5275 sayılı Kanun kapsamında "hükümlü kimliğini yanında bulundurmamak" fiilinin disiplin suçu sayıldığı ve uygulamanın bu çerçevede sürdürüldüğü belirtildi.
Karakum, resmi yanıtların sahadaki fiili durumu yansıtmadığını ve uygulamanın temel haklara erişimi engelleyen bir baskı mekanizmasına dönüştüğünü ifade etti. Ayrıca cezaevlerinde mevcut güvenlik önlemlerinin yeterli olduğunu, "tutuklu kimlik kartı" dayatmasının ise mahpuslar açısından damgalayıcı ve onur kırıcı bir nitelik taşıdığını dile getirdi.
(AB)

