İngiltere'nin yüzde 71,3'ünde resmî kuraklık alarmı
Birleşik Krallık, ülke topraklarının yüzde 71,3'ünde kuraklık ilan ederek son yılların en ağır su kriziyle karşı karşıya. Yaklaşık 45 milyon kişinin yaşadığı bölgelerde kuraklık etkili olurken, 27 milyon kişiye su kullanım kısıtlamaları uygulanıyor. 2026 Temmuz'u son 190 yılın en kurak temmuzlarından biri oldu ve güneydoğu bölgeleri yağış normallerinin sadece yüzde 1'ini aldı. Çevre örgütleri, krizin nedenini yalnızca iklim değişikliğiyle sınırlamıyor; fosil yakıt bağımlılığı, 1989'da özelleştirilen su şirketlerinin yetersiz altyapı yatırımları nedeniyle milyarlarca litre suyun sızıntılarla kaybedilmesi ve yoğun endüstriyel tarımın yarattığı baskıyı yapısal sorunlar olarak gösteriyor. Yetkililer, sürekli yağışlar görülmezse koşulların daha da ağırlaşacağı konusunda uyarıyor.
Yağmuruyla özdeşleşen Birleşik Krallık, son yılların en ağır kuraklıklarından biriyle karşı karşıya. Reuters'in haberine göre, İngiltere Çevre Ajansı koordinasyonunda toplanan Ulusal Kuraklık Grubu, East Midlands, Lincolnshire ve Northamptonshire, Kent ile East Sussex ve Solent-South Downs bölgelerini de kuraklık kapsamına aldı. Böylece ülke topraklarının yüzde 71,3'ünde resmen kuraklık ilan edilmiş oldu.
Kuraklığın etkili olduğu bölgelerde yaklaşık 45 milyon kişi yaşıyor. Su kullanımına yönelik kısıtlamaların uygulandığı bölgelerde de 27 milyon kişi var. Yetkililer, nehir debilerinin, yeraltı suyu seviyelerinin ve rezervuarların hızla gerilemeye devam ettiğini, anlamlı ve sürekli yağışlar görülmedikçe koşulların daha da ağırlaşabileceğini belirtiyor.
Kuraklık artık olağanüstü değil
Bu yıl İngiltere beşinci sıcak hava dalgasını yaşarken, 2026 Temmuz'u son 190 yılın en kurak temmuzlarından biri olarak kayda geçti. Güneydoğu İngiltere'nin bazı kesimleri yağış normallerinin yalnızca yüzde 1'ini aldı. Uzmanlara göre bu durum tarım üretimini, içme suyu kaynaklarını, sulak alanları ve yaban hayatını aynı anda tehdit ediyor. Nehirlerdeki düşük su seviyeleri balıklar ve amfibiler için yaşam alanlarını daraltırken, kuruyan bitki örtüsü orman yangını riskini de artırıyor.
"Sorun yalnızca iklim değil, ekonomik tercih"
İngiltere'deki çevre hareketleri ise krizin yalnızca meteorolojik nedenlerle açıklanmasına itiraz ediyor. Friends of the Earth, hükümetin iklim değişikliğine uyum politikalarının yetersiz kaldığını, aşırı sıcaklar, kuraklık ve sellerin artık "istisna değil, yeni normal" haline geldiğini belirtiyor. Örgüte göre sorun yalnızca sera gazı emisyonlarını azaltmak değil; kentlerin, tarımın ve su yönetiminin de iklim krizine göre yeniden planlanması.
Çevre örgütleri, kuraklığın etkisini ağırlaştıran üç yapısal soruna dikkat çekiyor:
■ Fosil yakıtlara dayalı büyüme modeli, iklim krizini hızlandırıyor.
■ 1989'da özelleştirilen su şirketlerinin, onlarca yıldır yeni rezervuar ve şebeke yatırımlarını yeterince yapmaması nedeniyle her gün milyarlarca litre su sızıntılarla kaybediliyor.
■ Yoğun endüstriyel tarım ve yüksek su tüketimine dayalı üretim modeli, nehirler ve yeraltı suyu üzerindeki baskıyı artırıyor.
"Yağmur ülkesi" su kriziyle yüzleşiyor
İngiltere, Sanayi Devrimi'nin doğduğu ve fosil yakıtlara dayalı endüstriyel büyümenin simgesi olan ülkelerden biri. Ekoloji hareketi, bugün yaşanan kuraklığı yalnızca mevsimsel bir felaket olarak değil, iki yüzyıllık üretim ve tüketim modelinin doğal sınırlarına ulaşmasının göstergesi olarak değerlendiriyor. Onlara göre çözüm, daha fazla su tasarrufu çağrısı yapmakla sınırlı olamaz; enerji, tarım ve su politikalarının doğanın taşıma kapasitesini esas alacak biçimde yeniden kurulması gerekiyor.
Bilgi kutusu | "Kuraklık ilanı" ne anlama geliyor?
İngiltere'de kuraklık ilanı, yağış azlığı nedeniyle su kaynaklarının olağanüstü baskı altına girdiğinin resmen kabul edilmesi anlamına geliyor. Bu kararın ardından su şirketleri bahçe sulama ve araç yıkama gibi faaliyetlere kısıtlama getirebiliyor; tarımsal sulama izinleri gözden geçiriliyor ve çevresel koruma önlemleri sıkılaştırılıyor. Kuraklık ilanı aynı zamanda hükümet ve yerel yönetimlerin su arzı, tarım ve doğal yaşam için acil tedbirler almasını sağlayan hukuki süreci de başlatıyor.
(AEK)