DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na bir yılda yapılan 4 bin 256 başvurunun 3 bin 164’ünün cezaevleriyle ilgili olduğunu belirterek, “Cezaevleri alarm veriyor; Komisyon ise bu alarmı duymak yerine bürokratik cevaplarla yetiniyor” dedi.
Uysal Aslan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na belgegeçer(faks) yoluyla yapılan hak ihlali başvurularının ulaşıp ulaşmadığına ilişkin sorunları Meclis gündemine taşımıştı.
Önergede, bazı yurttaşların, sivil toplum kuruluşlarının ve hukuk örgütlerinin Komisyonun faks hattının kapalı olduğu bilgisini aldıkları, sistem değişikliği iddiasına rağmen alternatif başvuru yollarının duyurulmadığı belirtilmişti.
TBMM Başkanlığı aracılığıyla gönderilen yanıtta, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Derya Yanık, belgegeçer uygulamasında herhangi bir değişiklik yapılmadığını, hattın çalışır durumda olduğunu ve son iki ay içinde Komisyona belgegeçer üzerinden 57 belgenin iletildiğini bildirdi. Yanıtta ayrıca, başvuruların EBYS, ıslak imza, posta, doğrudan başvuru ve belgegeçer yoluyla yapılabildiği; uygun görülen başvurular için işlem yapıldığı belirtildi.
Komisyonun yanıtına göre, 31 Mart 2025-31 Mart 2026 arasında Komisyona toplam 4 bin 256 başvuru yapıldı. Başvuruların 3 bin 164’ü “cezaevleri sorunları” başlığında kayda geçti. Aynı tabloda yargıya ilişkin sorunlar 566, yerinde inceleme talepleri 220, yasal düzenleme talepleri 185, İHİK Komisyon hizmetleri 165, Adalet Bakanlığı hizmetleri 132 başvuru olarak yer aldı.

"Her başvuru acil bir uyarı"
Uysal Aslan, yaptığı açıklamada, Komisyonun “hat çalışıyor” yanıtının sahadan gelen bildirimlerle çeliştiğini söyledi. Meselenin yalnızca hattın teknik olarak açık olup olmadığıyla sınırlanamayacağını belirten Aslan şöyle devam etti:
“Asıl mesele, hak ihlali başvurularının muhatabına ulaşıp ulaşmadığı, başvuru sahibine teyit verilip verilmediği, her başvurunun kayıt altına alınıp alınmadığı ve geriye dönük denetlenebilir bir başvuru sisteminin işletilip işletilmediğidir.
Bir insan hakları başvuru mekanizması, yurttaşın 'faks gitti mi, ulaşmadı mı, kayda alındı mı?' sorularıyla baş başa bırakıldığı bir yapıya indirgenemez. Hele ki cezaevlerinden, hasta mahpuslardan, işkence ve kötü muamele iddialarından, tecritten, sevk ve tedavi sorunlarından söz ediliyorsa; her başvuru yalnızca bir evrak kaydı değil, çoğu zaman yaşam hakkına, işkence yasağına ve insan onuruna ilişkin acil bir uyarıdır."
"Çözüm üreten bir makam olmak zorunda"
Aslan, cezaevlerinden gelen başvuruların sağlık hakkı, hasta mahpuslar, sevk ve tedavi sorunları, kötü muamele ve tecrit gibi başlıklarda yoğunlaştığını belirterek, bu tablonun “tekil şikâyetler toplamı değil, sistematik kriz” anlamına geldiğini ifade etti.
Komisyonun yalnızca başvuruları ilgili kurumlara iletmekle yetinmemesi gerektiğini söyleyen Aslan, “İhlal iddiasının muhatabı olan kurumdan gelen ‘usulüne uygundur’ yazısını hakikatin yerine koymak, denetim yapmak anlamına gelmez” dedi. Aslan, Komisyonun başvuruları “rutin yazışma trafiğine” sıkıştırmak yerine yerinde inceleme yapması, delil toplaması ve hak ihlallerinin tekrarını önleyecek mekanizmalar kurması gerektiğini belirtti. Sözlerini şöyle notaladı:
“İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun görev alanı, kanunla açık biçimde çizilmiştir. Komisyona yalnızca başvuru alma ve gelen evrakı ilgili kurumlara iletme rolü tanımaz, uluslararası insan hakları gelişmelerini izleme, Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmeler ile Anayasa, mevzuat ve uygulama arasındaki uyumsuzlukları tespit etme, çözüm ve yasal düzenleme önerme, insan hakları uygulamalarını denetleme sorumluluğu da yükler.
Bu nedenle Komisyon, cezaevlerinden gelen başvuruları rutin yazışma trafiğine sıkıştırarak sorumluluktan kaçamaz.
Komisyonun güçlü bir inceleme, raporlama ve yasal değişiklik önerisi üretmemesi, kanunun kendisine verdiği görevi kâğıt üzerinde bırakması anlamına gelir.
Komisyon Anayasa’ya, uluslararası sözleşmelere ve insan onuruna aykırılığı açık olan infaz rejimlerine karşı Meclis içinde çözüm üreten, yasa değişikliğini zorlayan ve hak ihlallerinin tekrarını önleyen bir denetim makamı olmak zorundadır.
Çünkü her başvuru, Meclis’in sorumluluk alanına bırakılmış bir insanlık çağrısıdır.”

21 bin 902 ihlal başvurusuna karşı İHİK sadece 153 cezaevi ziyareti gerçekleştirdi
(HA)

