Demokratik İslam Konferansı: “İslam’da esas olan barıştır”
Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu (MİA-FED), 20-21 Haziran’da Diyarbakır'da “Demokratik İslam: İnançta samimiyet, toplumda özgürlük” sloganıyla 3. büyük konferansını düzenleyecek.
Konferansta “Siyasal İslam’ın doğuşu, yayılışı ve tükenişi”, “Türk ve Kürt ilişkilerinin yeniden demokratik temelde inşası”, “Medine Vesikası ışığında Barış ve Demokratik Toplum” ve “İslam ve kadın” başlıklarında oturumlar yapılacak.
Konferansa ilişkin Mezopotamya Ajansı'na konuşan MİA-FED Eşbaşkanı Perva İnal, İslam’ın anlamının “barış” ve “güvenlik” olduğunu söyledi. Yunus ve Bakara surelerindeki ayetlere işaret eden İnal, “Anlıyoruz ki İslam’da esas olan barıştır. Her birimiz de içinde olduğumuz coğrafyayı barış ve selametin alanı yapmakla sorumluyuz” dedi.
İslami bahçeler ve peyzajlar: Suyun hafızası, toprağın aklı
“Başat konumuz inanç, adalet ve özgürlük”
Konferansın amacının İslam’ın özüne dair tartışmalar yürütmek olduğunu belirten İnal, “Bizim başat konumuz inanç, adalet ve özgürlüktür. İslam’da kadın ve mücadele ruhu üzerinde de duracağız. Biz kadınlar da varız” diye konuştu.
Kadın ve erkeğin dini sorumluluk bakımından eşit olduğunu söyleyen İnal, “Allahuteala’nın gönderdiği ayetlere bakıyoruz. Kadın ve erkek eşit şekilde sorumlu” ifadelerini kullandı.
Berrin Sönmez: Çocukların zorla evlendirilmesi İslam’la bağdaşmaz
“Medine Vesikası bugüne örnek olabilir”
Konferansın başlıklarından biri olan Medine Vesikası’na da değinen İnal, iktidarların dini araçsallaştırdığını söyledi:
İktidarlar dini bir araç olarak kullanıyor. İnsanlara zulmediyorlar. Biz de İslam’ın bu olmadığını ve bunu istemediğini söylemek istiyoruz. Başat amacımız bu. Nasıl bir özgürlük? Nasıl bir samimiyet? Konferansımızda bunların üzerinde duracağız. Konferansın barışa ve uyanışa sebep olmasını umut ediyoruz.
Hz. Muhammed’in Medine’de farklı inanç ve topluluklar arasında yaşanan sorunlara Medine Vesikası’yla çözüm ürettiğini belirten İnal, vesikanın farklılıkların hukuk temelinde tanınması açısından bugün de önemli olduğunu söyledi:
“Tüm farklılıkların haklarını hukuk yoluyla tanıdı. Sadece ‘hakkınız budur’ demedi; onlara haklarını ve sorumluluklarını bilip buna göre hareket etmelerini bildirdi. Bugün de aynı şeyi yapabiliriz. Yapılamayacak bir şey değil.”
(NÖ)