Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) partisinin haftalık grup toplantısında güncel gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu.
Hatimoğulları, bu yılki Newroz kutlamalarının şimdiden tarih yazdığını belirterek, organizasyonlarda emeği geçen herkese teşekkür etti ve şöyle dedi:
“7’den 70’e, alanlarda Newroz ateşinin harlanmasına katkı veren bütün halklarımıza teşekkürlerimizi sunmak istiyorum. Türkiye’nin Batı kentlerinde her Newroz alanına kimlikleriyle, pankartlarıyla, sloganlarıyla gelerek güç katan Türkiye sosyalist ve devrimci hareketine, demokratik kitle örgütlerine, sivil toplum örgütlerine, gençlere, feministlere, kadınların hepsine, ekolojistlere, LGBTİ+’lara; huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum.”
“Cesaretli bir pratik gerektiriyor”
DEM Parti Basın Bürosu’nun aktardığına göre, Hatimoğulları konuşmasının devamında özetle şöyle dedi:
“Süreç ile ilgili saatler yasal adımlara kurulmuştur. Geçtiğimiz hafta süreci aceleye getirmeyelim anlamına gelen çoklu mesajlarla karşılaştık. Bu, esasen sürecin yeterince anlaşılmadığını bize gösterdi. Sorun, siyasi iktidarın net bir irade geliştirmemesindedir. Bu aşamayı net bir takvime bağlamamasındadır. Yasal düzenlemeler için Meclis’in hâlâ aktif bir çalışmanın içine girmemiş olmasındadır. Bakın, sadece Sayın Bahçeli’nin ‘Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaşlar yuvasına’ çağrısı pratikte karşılık bulsaydı, bu sürece olan toplumsal destek kendini katlayarak artardı ve biz şu anda bambaşka bir aşamada olurduk.
“Ortadoğu’daki kanlı gelişmeler, İran savaşı nesnel olarak bize bu sürecin daha da hızlanması gerektiğini söylüyor. Cesaretli bir pratik gerektiriyor. Türkiye halklarının ihtiyacı olan şey, İran savaşının sonuçlarını beklemek değildir. Türkiye’de süreci zamana yaymak isteyen anlayış, süreci buradan okumak durumundadır. Bu sebeple iktidara, milyonlar adına çağrımızdır: Barış sürecinin ikinci aşaması, öngörülebilir, net ve şeffaf bir şekilde belli bir takvime bağlanarak kamuoyuna açıklanmalıdır. Bu hem sürece olan güveni artıracak hem de sürecin enfekte olmasını engelleyecektir. Ayrıca yasal adım gerektirmeyen konularda iktidar, direnç göstermekten vazgeçmelidir. Aynı zamanda bölgesel barış ve istikrar için tarihi öneme sahiptir. Türkiye'nin önünü açacak, Ortadoğu’ya nefes aldıracak yol haritası bellidir. Ve acil olarak parlamento acilen devreye girmelidir. Kapsayıcı, bütünlüklü bir çerçeve yasa bir an önce çıkarılmalıdır. Sayın Öcalan’ın silahsızlanma ve demokratik entegrasyon sürecini sağlıklı yürütebilmesinin koşulları sağlanmalıdır.”
“Zamlar işçinin, emekçinin, yoksulun boğazından kesiliyor”
Hatimoğulları, konuşmasını küresel savaş ve krizlerin Türkiye’deki halkların yaşam maliyetini yükselttiğini; AKP’nin bu konuda pasif kaldığını vurgulayarak ve 1 Mayıs'a çağrı yaparak sonlandırdı:
“Zamlar işçinin, emekçinin, yoksulun, siz değerli yurttaşlarımızın boğazından kesiliyor. AKP iktidarı, ülkenin yöneteni değil de misafiriymiş gibi davranmaya kalkıyor. Bizim acilen hayata geçirilebilecek çok somut birkaç önerimizi burada paylaşmak istiyorum. Yakıt fiyatının genel yükünü hafifletmek için yakıt vergisini, KDV’yi ve ÖTV’yi acilen kaldırın. Temel gıda ürünlerindeki vergileri kaldırın. Sosyal denge kapsamında her bir haneye, asgari ücret sınırına kadar doğalgaz, elektrik ve su ücretsiz olarak sağlansın. Çiftçinin gübre, ilaç, yem, tohum ve veterinerlik gibi tarımsal girdileri sübvanse edilmeli, üretim maliyetleri düşürülmeli. Yakıt tüketimini düşüren önlemler alınmalı. Ekolojik yaşamı esas alan alternatif enerji kanallarının geliştirilmesi için kamu, ciddi bir aktör olarak devreye girmeli. Enerji tedarik kaynakları güçlendirilmeli. Enflasyonla mücadele politikalarına öncelik tanınmalı ve bu konuda radikal kararlar alınmalı.
“Önümüz 1 Mayıs. 8 Mart’ın ve Newroz’un ruhuyla bir hazırlıkla 1 Mayıs’ı karşılayacağız. Tarihsel olarak onurlu mücadelemizin önemli bir mevzisi olan 1 Mayıs’ta işçilerle, emekçilerle, emeklilerle, doğa ve insan hakları savunucularıyla, LGBTİ+’larla, kadınlarla, gençlerle, engellilerle; Türkiye’de bütün ezilen ve sömürülenlerle birlikte olacağız. Mesajlarımızı ve mücadelemizin güçlü bir halkasını daha mücadele zincirimize ekleyeceğiz. Yolumuz engebeli, yolumuz meşakkatli, farkındayız. Ama bir o kadar umutlu, bir o kadar inançlı, bir o kadar onurlu ve coşkuluyuz. Bu yolu sizlerle yürümenin onuru bizlere çok ama çok büyük bir güç veriyor. Yolumuz açık olsun, Hızır yar ve yardımcımız olsun. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.” (TY)

