Bugün, Ermeni halkının "Medz Yeghern/Büyük Felaket" olarak adlandırdığı sürecin başlangıcı kabul edilen 24 Nisan 1915’in 111’inci yıl dönümü. Ermeniler, her yıl aynı tarihte yaşananlarla yüzleşilmesi için çağrı yapıyor.

Paşinyan: “Soykırımın tekrarlanmamasının güvencesi, bu devlet ve bu barıştır”
DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu da, 24 Nisan 1915'in 111'inci yıldönümü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, tarihsel olaylarla yüzleşmenin toplumsal barış ve ortak gelecek açısından önemine dikkat çekti. Geçmişte yaşanan acıların tanınması ve onarıcı adalet mekanizmalarının işletilmesi gerektiği vurgulandı.
"Ağır bedeller ödendi"
Açıklamada, 24 Nisan 1915’te yüzlerce Ermeni aydının gözaltına alınmasıyla başlayan sürecin, yüz binlerce insanın sürgün edilmesi ve hayatını kaybetmesiyle devam ettiği ifade edildi. Aynı dönemde Anadolu’daki diğer Hristiyan halkların da benzer şekilde ağır bedeller ödediği belirtildi.
DEM Parti, farklı kimlik, inanç ve kültürlerin yok sayılmasına dayanan homojen toplum anlayışının tarihsel bir yanılgı olduğuna işaret ederek, tüm halkların eşit ve özgür olduğu gerçeğinin toplumsal ve siyasal düzeyde kabul edilmesi gerektiğini kaydetti.
Yüzleşme çağrısı
DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu'nun açıklamasının tamamı şöyle:
Tarihsel gerçeklerle yüzleşmek hem toplumsal farkındalığı artırmak hem de birbirimizi ve geçmişi anlamak, tarihsel yaraları samimi bir yaklaşımla sarmanın vazgeçilmez adımıdır. Mağdur halklar ve inançlardan özür dilemek, onarıcı adalet yollarına başvurmak, insanlığa karşı işlenen suçlarla yüzleşerek ortak ve eşit bir geleceği ve toplumsal barışı kurmanın önemli bir yoludur.
24 Nisan 1915 tarihinde iki yüzü aşkın Ermeni aydının evlerinden alınarak ölüme yollanmasıyla başlayan bir etnik kimlik, inanç ve kültürel soykırımın üzerinden 111 yıl geçti. 24 Nisan’da başlayan bu süreç, yüz binlerce Ermeni'nin sürgünü ve katledilmesiyle devam etti. Bu toprakların diğer Hıristiyan halkları da bu politika ve uygulamalar sonucunda çok ağır bedeller ödedi, katledildiler.
Bugün bu topraklarda var olan farklı halkların ve inançların, kimliklerin ve kültürlerin yaşadıklarını unutturmanın; başka bir deyişle farklılıkları silerek yok etme, yok sayma ve homojen bir toplum yaratma anlayışının tarihsel bir yanılgı olduğu açıkça ortaya çıkmıştır.
Bu topraklar üzerindeki farklı etnik kimlik, dil, kültür ya da inancın bir diğerinden üstün olmadığı; hepsinin eşit ve özgür olduğu evrensel gerçeği toplumsal ve siyasal olarak kabul edilmeli, sindirilmelidir.
Şu çok açık ki; Ortadoğu ve Kafkasya coğrafyasını, üzerinde yaşadığımız toprakları çoraklaştıran tarihsel gerçeklerle ve utançlarla yüzleşmeyi ertelemek veya yapmamak toplumsal barışa ve hakikatlerin konuşulmasına hizmet etmemektedir. Bölgemizin bir parçası olan Ermenistan’la diplomatik, ticari, ekonomik ve kültürel ilişkileri geliştirmek hem halkların ihtiyacı ve çıkarınadır hem de Kafkasya bölgesinde barışın inşa edilmesinin yoludur.
Bu duygu ve düşüncelerle, Anadolu ve Mezopotamya’nın kadim halkları olarak, Ermeni halkının ve diğer Hıristiyan halkların 111 yıllık acılarını ve yasını bir kez daha paylaşıyor; o dönemde katledilen bütün insanlarımızı bir kez daha hüzün ve saygıyla anıyoruz. Yaşanmış olan bu büyük insanlık trajedisini yüreğimizin derinliklerinde hissediyoruz.
(AB)

