Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meclis’te güncel gelişmelere ilişkin basın toplantısı gerçekleştirdi.
Hava koşullarına rağmen birçok yerde görkemli Newroz kutlamalarının yapıldığını, akın akın insanların geldiğini söyleyen Gülistan Kılıç Koçyiğit, bu hafta sonu kutlamaların biteceğini söyledi.

Bahçeli'den 'süreç' mesajı: Aceleye getirmenin alemi yok; hukuki adımlar atılacaktır
Newrozlarda halkların, parlamentoya ve iktidara mesajlarını ilettiğini söyleyen Gülistan Kılıç Koçyiğit, şöyle devam etti:
"Newroz meydanlarına gelenler demokratik çözüm ve kalıcı barış konusundaki ısrarını bir kez daha ifade etti. Barış ve demokratik toplum sürecine olan bağlılığını bir kez daha teyit etti. Sayın Öcalan’ın sürecin baş müzakerecisi ve baş aktörü olduğu, onun sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının artık tartışmasız bir şekilde yerine getirilmesi gerektiğini ve onun başlattığı barış ve demokratik toplum sürecinin arkasında olan olduğunu da ortaya koymuş oldu. Çözüm sürecinin aslında güçlü bir öznesi olduğunu, tarafı olduğunu, barışı istediğini, çözümü istediğini, demokratik yaşamı istediğini de güçlü bir kararlılıkla yeniden vurguladı. Demokratik birlikten, ortak yaşamdan ve demokratik entegrasyondan yana tutumunu da açık ve net bir şekilde ortaya koyduğunu ifade etmemiz gerekiyor."
"Örgüt yok gözaltı var"
Newroz’un yarattığı atmosferle çelişen bazı gelişmeler yaşandığını söyleyen Koçyiğit, sabah saatlerinde yapılan gözaltılara tepki gösterdi. "Bu sabah 38 kişinin evleri basılarak gözaltına alındıkları haberiyle uyandık" diyen Koçyiğit, gözaltı gerekçesinin "örgüt propagandası" olduğunu belirtti.
Koçyiğit, "Ortada kendisini feshetmiş bir örgüt varken olmayan bir örgütün propagandasından işlem yapılmaya devam edildiğini görüyoruz. Bu kabul edilemez. Bu tür provokatif girişimler ne sürecin ruhuyla ne de Newroz’un ortaya koyduğu iradeyle bağdaşır" ifadelerini kullandı.
"Demokratikleşme için harekete geçilmeli"
Koçyiğit, demokratikleşme için Meclis merkezli, şeffaf ve katılımcı bir süreç yürütülmesi gerektiğini belirterek ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve örgütlenme hakkı üzerindeki baskıların kaldırılmasını istedi.
Kayyım uygulamalarına son verilmesi gerektiğini söyleyen Koçyiğit, "Yargının siyaseti dizayn etme aracı olarak kullanılmasından vazgeçilmelidir. Yargı bağımsızlığı sağlanmalı ve siyasal nitelikli yargılamalar sonlandırılmalıdır" dedi.
"Öcalan’ın koşulları sağlanmalı"
Koçyiğit, sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için Abdullah Öcalan’ın koşullarına ilişkin düzenlemelerin yapılması gerektiğini de söyledi.
Koçyiğit, "Sayın Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının süreci yürütmeye uygun hale getirilmesi gerekiyor. İmralı’nın artık yüksek güvenlikli bir cezaevi bulunan ada olarak değil, barış ve demokratik toplum sürecinin yürütüldüğü bir yer olarak tanımlanmasının zamanı gelmiştir" ifadelerini kullandı.
"Bütünlüklü yasa çıkarılmalı"
Koçyiğit, Türkiye’deki Kürt sorununun çözümünün bölgesel gelişmelere bağlanmasını da eleştirdi. Demokratik dönüşümün geciktirilmemesi gerektiğini belirterek Meclis’e "hızlı ve bütünlüklü bir yasal düzenleme" çağrısı yapan Koçyiğit, son olarak şunları söyledi:
"Suriye buradaki sürecin önüne konuldu. Ne yazık ki sorunlu bir şekilde Suriye’deki mesele çözülmeden burada adım atılmayacağına dair beyanları çokça dinledik ve bu anlamıyla çokça zaman kaybettik. Neyse ki Suriye’deki süreç ilerledi ve bir anlaşmayla da nihayete erdi. Şimdi İran meselesini de getirip burada yürüyen sürecin bir iç meselesine, buradaki sürecin önüne koyan bir anlayışı doğru bulmadığımızı ifade edelim. İran bambaşka bir ülke. Kendi koşulları var, kendi dinamikleri var. Şu anda bir savaş içerisinde. O anlamıyla İran’ın sorununu İran’dakilerin çözmesi gerekiyor. Biz Türkiye’de yaşıyoruz ve Türkiye’deki Kürt sorununun demokratik çözümünü konuşuyoruz. O anlamıyla Türkiye’deki Kürt sorununun demokratik çözümünü kah Suriye’ye bağlamak, kah Irak’a bağlamak, kah İran’a bağlamanın kendisi bizim açımızdan farklı değerlendirmelere de götürebilir.
"Süreci bekletmek doğru değil"
"Bugün İran’daki mesele bir bekletici mesele değil. Aksine hızlandırıcı bir mesele olarak ele alınması gerekiyor. Bakın demokratik bir dönüşüm sağlamayan ülkelerin yaşadıklarını görüyoruz. Biz diyoruz ki Türkiye bütün bu ateş çemberinin içerisinde kendi demokratik dönüşümünü sağlayarak gerçek anlamda demokratik bir cumhuriyetin inşasına giden yolu açarak demokratik siyasetin önünü açarak, örgütlü bir toplumun kurulmasını sağlayarak ve iç barışını sağlayarak bu girdaptan çıkabilir. O anlamıyla yeniden İran’a referans vererek süreci bekletmek doğru değil."
(AB)

