BAYETAV Sıfır Kurşun Ağı ve IPS İletişim Vakfı/bianet; çevre sağlığı, gelişim bozucu toksik kimyasal maddeler, yoksulluk, gıda güvencesizliği, eğitim adaleti ve ücretsiz okul yemeği başlıklarını çocuk hakları perspektifinden ele alacağı bir atölye düzenliyor.
“COP31’e Doğru: Çocuk Hakları, Toksik Maruziyet, Sıfır Kurşun ve Eğitim Adaleti Atölyesi”, bu çok katmanlı sorunu medya çalışanları; çevre, iklim, sağlık, gıda, beslenme ve çocuk hakları alanında çalışan sivil toplum örgütleriyle birlikte bilimsel veriler ışığında tartışmaya davet ediyor.

“İklim krizi, aynı zamanda bir çocuk hakları krizidir”
Atölye programı
Atölye aynı içerikle iki ayrı tarihte gerçekleştirilecek. İlk atölye 16 Nisan Perşembe, ikinci atölye 18 Nisan Cumartesi günü düzenlenecek. Her iki atölye de 13.00–18.00 saatleri arasında yapılacak. Başvuru formunda bu iki tarih ayrı seçenekler olarak yer almaktadır; başvuru yapanların kendileri için uygun olan günü seçmeleri beklenmektedir.
Atölyeyi Dr. Bülent Şık, Bircan Yalçın, Sevgi Artuç Kutlu yürütecek.
Son başvuru tarihi: 13 Nisan 2026, saat 18.00.
Atölyede ele alınacak başlıklar
COP31, gezegensel kriz ve çocuk hakları
Çocuklarda toksik maruziyet: gelişim bozucu kimyasallar ve kurşun örneği
Çocuklar toksik maddelere neden daha fazla maruz kalır?
Toksik maruziyetin beyin gelişimi, öğrenme süreçleri ve okul yaşamı üzerindeki etkileri
Yoksulluk, gıda güvencesizliği ve çevresel adaletsizlik
Gündelik yaşamda görünmeyen toksik riskler: ev, okul ve yakın çevre
Bilimsel belirsizlik, çoklu maruziyetler ve kamusal sorumluluk
Medya, ortak kamusal dil ve COP31 sürecinde hak temelli savunuculuk

"Her yıl 237 binden fazla çocuk hava kirliliği nedeniyle hayatını kaybediyor"
Detaylı bilgi ve başvuru
Sorularınız için: [email protected]
Başvuru formu için tıklayınız.
*Atölye ücretsizdir.
**Atölye sonunda katılım sertifikası verilecek.
Atölye için yapılan çağrı şöyle:
Çocukları etkileyen çok katmanlı kriz
İklim krizi, çevre kirliliği, toksik kimyasallara maruz kalma, gıda güvencesizliği ve yoksulluk; çocukların hayatını birbirinden ayrı sorunlar olarak değil, birbirine bağlı ve birbirini ağırlaştıran koşullar olarak etkiliyor.
Bugün karşı karşıya olunan tablo yalnızca belirli bölgelerdeki kirlilik vakalarının sonucu değil; aynı zamanda küresel ölçekte büyüyen kimyasal kirliliğin ve doğanın taşıma sınırlarının zorlanmasının bir sonucu. Bu çok yönlü kriz ortamında çocuklar hem hızlı gelişim dönemlerinden kaynaklanan biyolojik hassasiyetleri hem de eşitsizliklerin ağırlaştırdığı yaşam koşulları nedeniyle en fazla risk altında olan gruplardan biri.
Toksik maruziyet ve eğitim eşitsizliği
Bu tablonun en az bilinen ancak yaşam boyu etkiler doğuran boyutlarından biri, çocukların başta kurşun olmak üzere gelişim bozucu toksik kimyasal maddelere maruz kalması.
Bu tür toksik maruziyetler çocukların beyin gelişimini, bilişsel becerilerini ve okul başarısını doğrudan etkiliyor. Yoksulluk, yetersiz beslenme, gıda güvencesizliği, kirlenmiş çevre koşulları ve kamusal koruma mekanizmalarının zayıflığı bu etkileri daha da artırıyor. Böylece çocuklar yalnızca toksik maddelere değil, bu maruziyetin derinleştirdiği eğitim eşitsizliğine ve adaletsizliğe de maruz kalıyor.
Atölyede, çocukların gelişimini tehdit eden kimyasal kirlilik ve gelişim bozucu toksik kimyasallara maruz kalma sorunu kurşun örneği üzerinden ele alınacak. Kurşun, hem yaygın bir kirletici olması hem de çocukların bilişsel gelişimi üzerindeki etkilerinin uzun zamandır bilinmesi nedeniyle sorunun görünür kılınması açısından önemli bir örnek oluşturuyor.
Bu örnek üzerinden çocuk sağlığı, yoksulluk, beslenme, çevresel adalet ve eğitim hakkı arasındaki ilişkiler birlikte tartışılacak.
COP31 süreci ve savunuculuk
Çalışmanın temel amacı, COP31 süreci bağlamında çocukların toksik kimyasallara maruz kalmasının bilişsel gelişim, öğrenme süreçleri ve eğitim hakkı üzerindeki etkilerini görünür kılmak; ayrıca bu durumun yoksulluk ve gıda güvencesizliğiyle kurduğu ilişkiyi tartışmaya açmak.
Atölyede ortaya çıkacak bilgi birikiminin, COP31 sürecinde sivil toplum örgütlerinin yürüteceği savunuculuk çalışmalarına bilimsel bir dayanak sunması hedefleniyor.
Medya ve sivil toplumun rolü
Çocukları toksik kimyasallardan korumak yalnızca sağlık politikalarının konusu değil; gıda, eğitim, sosyal politika ve iklim adaleti alanlarının da merkezinde yer alan kamusal bir sorumluluk.
Bu nedenle medya, akademi ve sivil toplumun rolü büyük önem taşıyor. Hangi sorunların görünür hale geldiği ve hangi eşitsizliklerin kamusal tartışmaya taşındığı büyük ölçüde gazetecilik ve savunuculuk pratikleriyle bağlantılı.
Atölye, çocuk sağlığı, çevresel adalet, gıda güvencesizliği ve eğitim adaleti arasındaki ilişkileri birlikte tartışmak isteyen basın ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirmeyi amaçlıyor.
(EG/NÖ)

