Bu hafta biamag’da
"Keşke hakikatten bahsedebilmek için kahraman olmaya gerek olmasaydı." Alexey Rûyan Aydın
Bu hafta Evrim Kepenek’in editörlüğündeki MAG’da edebiyattan sinemaya, toplumsal bellekten güncel hak ihlallerine uzanan geniş bir yelpazeyle karşınızdayız.
Çocuk edebiyatından epik anlatılara, cezaevlerindeki hak hakikatinden sahadaki kadın mücadelesine ve futbolun politik tarihine kadar fark yaratan kalemler, bu haftanın MAG’Inda kendi pencerelerinden döneme ışık tutuyor.
Bu hafta MAG’da okuyacaklarınız şöyle:
Bia Çocuk Kitaplığı’nda bu hafta Şevval Tufan, Behiç Ak’ın “Bizim Tombiş Evden Hiç Anlamıyor” isimli kitabını anlatıyor: “Çocuklar için keyifli bir macera gibi görünen bu eser, yetişkinlere de yaşadıkları çevreye farklı gözlerle bakmaları gerektiğini hatırlatan anlamlı bir anlatıya dönüşüyor.”
Özgür Erbaş, İran’ın edebiyatını bugüne taşıyor, “Şahname”yi kendisine has üslubu ile anlatıyor: “Hikâye tanıdık geliyor mu? Sizce bugünlerle benzer yanları var mı?” diye sordu. Hepimiz ekranlarımıza sevimli sevimli baktık, kimse cevap vermeye yanaşmadı.”
Berna Güler, Gezi Mahpusları Çiğdem Mater ve Mine Özerden’in Şakran Cezaevi’ne sürgüne dilmesi ve ardından Silivri Cezaevi’ne getirilmeleri üzerinden cezaevlerindeki hak ihlallerini anlatıyor: “Cezaevleri arasındaki nakillere ek olarak, mahpusların ailelerinden ve avukatlarından uzak ceza infaz kurumlarında tutulması da uzun yıllardır eleştiriliyor.”
Rosalino Levantino bu kez de Olinda’nın Altın Kemerleri (Os arcos dourados de Olinda), Rüzgârın Susuzluğu (La sed del viento) ve Relikt (Relicto) filmlerini anlatıyor.
Şeyhmus Diken, güncel sorunları anlatıyor: “Doğrusu sadece kendimden değil, sorun yaşayan birçok dosttan da edindiğim izlenim, adına “sanatkâr ahlakı” diyebileceğimiz duruşun çoğu kez pek de güven vermediği yönünde.”
Sudenaz Güleryüz, “Girls Of The Sun / Güneşin Kızları” filmine odaklanıyor: “Film, kadınları yalnızca savaşın mağdurları olarak göstermiyor; silahlanan örgütlenen ve mücadele eden kadınları odak noktasına koyuyor.”
Zeynep Altıok, futbolun yalnızca 22 kişinin top peşinde koştuğu bir spor olmadığını, tarihi boyunca toplumsal mücadelelerin, sınıf çatışmalarının ve kolektif kimliklerin inşa edildiği politik bir alan olduğunu anlatıyor.
Vartan Halis Yıldırım, Talat Paşa'nın Şubat 1917 tarihli hükümet programı taslağında, halka ilan edilecek eşitlik maddesinin hemen ardından, gizli tutulması ayrıca kararlaştırılmış maddeyi anlatıyor.
Türkan Aslan Ağaç, bu hafta, çatışmalı süreçlerin ardından çıkarılması gündeme gelen "Çerçeve Yasa"nın niteliği ve demokratik dönüşümdeki rolünü ele alıyor: “Türkiye belki de uzun yıllardır ilk kez, çatışmanın sona ermesini demokratik bir yeniden kuruluş fırsatına dönüştürebilecek tarihsel bir eşiğin önünde duruyor”
Evrim Kepenek, “The Odyssey” filmine odaklanıyor: “İthaka Kralı Odysseus bir kadın olsaydı ve onu evde bekleyen bir erkek olsaydı bu hikâye nasıl yazılırdı? Bu film nasıl olurdu? Etkisi daha az mı olurdu?”
Ayrıca, Tahran’da yaşayan gazeteci Shiva Akhavan Rad, Judith Butler ile İran’a karşı yürütülen savaş, toplumsal yas, direniş ve İran halkının korkunun ve emperyalist müdahalelerin ötesinde bir gelecek için verdiği mücadele hakkında konuştu.
Haftaya izleme önerisi

Küçük Kız (Petite Fille), Sébastien Lifshitz tarafından yönetilen ve 7 yaşındaki trans çocuk Sasha'nın cinsiyet kimliği mücadelesini konu alan, 2020 yapımı ödüllü bir Fransa belgesel filmi.
Dünya prömiyerini 70. Berlin Film Festivali'nde yapan film, 3 yaşından beri kendisini bir kız olarak hisseden Sasha'nın ve ona destek olan ailesinin hikayesini anlatır.
Dinleme önerisi
Okuma önerisi

(EMK)