Bu hafta biamag’da
Evrim Kepenek editörlüğündeki bu MAG'da, Kırgızistan’daki kadın mücadelesinden İstanbul’un çok kültürlü geçmişine, şiddetin görünmeyen yüzlerinden mizahın politik etkisine kadar farklı başlıklar ele alınıyor. Yazarlar, bugünün toplumsal meselelerine farklı pencerelerden bakıyor.
Rosalino Levantino, Kırgızistan’da kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, muhafazakârlığın yükselişi ve buna karşı mücadele eden kadın sanatçı Zere Asilbek’in hikâyesi anlatan belgeseli yazıyor: Özgür Kırgızistan’ın özgür kızı Zere
Hanife Çiftçi, “Precious” üzerinden şiddetin yalnızca fiziksel bir saldırı olmadığını; susmaya zorlanmak, görülmemek ve değersiz hissettirilmek biçiminde de işlediğini anlatıyor: Sessizliği güçsüzlüğün değil, hayatta kalabilmek için geliştirdiği bir savunma mekanizmasının sonucudur.
Şevval Tufan, Günay Gafur’un Günışığı Kitaplığı’ndan çıkan "Kaos Oyunları 1: Kelebek Etkisi" adlı romanını yazdı: Çocuk edebiyatında macera, gizem ve bilimi başarılı biçimde birleştiren etkileyici bir roman.
Özgür Erbaş, Deniz Göktaş’ın, ODTÜ kültüründeki bu tuhaf, entelektüel, sorgulayıcı mizahı geniş kitlelere gösterdiğini söylüyor. “ODTÜ’lü nasıl biridir?” sorusunun cevabını onun mizahı üzerinden anlatıyor.
Yıldız Polat Taş, modern insanın kendini koruma, farklı görünme ve sorumluluklardan kaçma biçimlerini odaklanıyor: Gerçek bir mutluluk ve iyileşme yakalayamayan insan paranın ve satın almalı tüketimin tuzağında her gün eriyerek gerçekliğini yitirir. Tedavi edilemeyen bir hastaya dönüştürür kendini.
Sevinç Koçak, Deniz Göktaş üzerinden mizahın ve ironinin siyasal bir araç olarak nasıl işlediğini anlatıyor: Deniz Göktaş'ın sahnesi de, Gezi'nin duvar yazıları da, Sırrı Süreyya'nın hikâyeleri de, Demirtaş'ın ironisi de, Doruk Maden işçilerinin direnişi de aynı siyasal gerçeğe işaret ediyor.
Vartan Halis Yıldırım, bir Galata Köprüsü fotoğrafındaki Ermenice tabeladan yola çıkarak, İstanbul’un geçmişteki çok kültürlü yaşamının nasıl kaybolduğunu ve tarihin çoğu zaman egemenlerin değil, silinenlerin hikâyesi olduğunu anlatıyor: Galata Köprüsü’nde duran o Ermenice tabela neden bir daha geri gelmedi?
Arif Şentek, kahraman” ve “hain” gibi etiketlerin tarih içinde her zaman tartışmasız gerçekler olmadığını anlatıyor.
Burak Sarı, sağlamcılığın ürettiği duyguları yazdı: Kaygı, endişe, gerginlik.
Şeyhmus Diken, Diyarbakır Galeria'nın yeniden inşa sürecinde, Büyükşehir Belediyesi ile Galeria arasında bulunan ve 2004 yılında kadınların kararıyla "Şemse Allak Yaşam Parkı" adı verilen parkın korunması gerektiğini hatırlatıyor.
Evrim Kepenek, Ruken Yılmaz, Luna Erşahin’le nasıl bir araya geldiklerini ve “Werne Werne”nin hikâyesini anlatıyor.
Okuma Önerisi: Kan Konuşmaz

"Kan Konuşmaz", Nâzım Hikmet’in yazdığı üç romandan biridir. Roman, Meşrutiyet ile Cumhuriyet arasındaki tarihi kesitte, İstanbul'daki sınıfsal ayrışmaları, toplumsal çelişkileri ve Nuri Usta ekseninde Anadolu hareketlerini işler
Dinleme Önerisi: Hayko Cepkin&Kızılordu-Yazımı Kışa Çevirdin. Neşet Ertaş’a saygıyla...
İzleme Önerisi: “Kardeş Türküler ile 30 yıl” belgeseli
Müzik grubu Kardeş Türküler’in 30 yıllık yolculuğunu anlatan “Kardeş Türküler ile 30 Yıl” belgeseli, Beyoğlu’ndaki Majestik Sineması’nda bir hafta boyunca gösterimde olacak.
Belgesel, grubun müzikal serüvenini, hafızasını ve yıllara yayılan üretim sürecini izleyiciyle buluşturuyor.
Gösterimler 10-16 Temmuz tarihleri arasında Majestik Sineması’nda.
Belgesel, İstiklal Caddesi Ayhan Işık Sokak No:10 Beyoğlu/İstanbul adresindeki sinemada 11.30, 16.30 ve 21.15 seanslarında izlenebilecek.
(EMK)