Bu hafta biamag, savunma hakkının aşınmasından Aşık Veysel’in varlık arayışına; AVM’lerdeki “uyum merkezleri”nden dağdağanın inadına, unutulan bir yazarın trajik hayatından Salt Beyoğlu’ndaki “Barajdan Sızanlar” sergisine uzanan yazılarla dolu.
Hikmet Adal'ın editörlüğünü üstlendiği bu haftanın yazar ve yazıları şöyle:
Nadire Mater, “Işık Alumur’un ardından…” yazısında 27 Mart 2026’da hayatını kaybeden arkadaşı Işık Alumur’u uğurluyor. 68 kuşağından Dev-Genç yıllarına, Ereğli’den hapishanelere, dış habercilikten seyyahlığa uzanan bir hayatı; arkadaşlık, mücadele, neşe, burukluk ve “daha yapacak çok işimiz vardı” duygusuyla hatırlıyor.
Şevval Tufan, BİA Çocuk Kitaplığı için Victoria Williamson’ın Her Şey Küle Döndüğünde romanını ele alıyor. “Beşinci Cennet” adlı kapalı ve yapay yaşam alanında geçen gençlik distopyasını; iklim felaketi, ekolojik kriz, sınıfsal iş bölümü, bireysel özgürlük, suçluluk ve etik sorumluluk temalarıyla birlikte okuyor.
Murat İnceoğlu, “Cinayet örten ilk vali Sonel değildi” yazısında Gülistan Doku dosyası üzerinden kamu gücü ve cezasızlıkla cinayetlerin örtbas edilmesi meselesine bakıyor. Selahattin Ali Arik’in "Yakın Doğuda Koçgiri Dersim Kızılbaş Kürd Soykırımı" kitabından hareketle 1944’ün Genelkurmay Başkanı Kazım Orbay ile Vali Nevzat Tandoğan'ın içinde yer aldığı bir cinayeti anlatıyor.
Şeyhmus Diken, Diyarbakır Surp Giragos Ermeni Kilisesi avlusunda açılan Mıgırdiç Margosyan Hatıra Evi’ni yazıyor. Margosyan’ın vefatının dördüncü yılında, Paskalya gününde açılan mekânı geç kalmış bir vefa olarak anlatıyor.
Melisa Elçin Özçelikel, İsviçre’nin Cully köyünde düzenlenen jazz festivalini yazıyor. Festival eş direktörü Jean-Yves Cavin’le yaptığı görüşme üzerinden Cully Jazz’ın köy, gönüllülük, yerel dayanışma ve müzikle kurduğu özgün ilişkiyi aktarıyor.
Rosalino Levantino, bu haftaki yazısında Manuel Correa’nın Atlas de la desaparición / Atlas of Disappearance belgeselini ele alıyor. İspanya’da Franco diktatörlüğü döneminde kaybedilenlerin izini süren filmi; toplu mezarlar, Cuelgamuros Vadisi, aile arşivleri, adli teknolojiler ve Forensic Architecture’ın katkısıyla yürütülen hafıza mücadelesi üzerinden değerlendiriyor.
Sinan Can Şahin, “Savunmayı Savunmak” yazısında savunma hakkının yalnızca teknik bir hukuk meselesi değil, hukuk devletinin son eşiği olduğunu hatırlatıyor. Türkiye’de savunmanın kriminalize edilmesini, avukatların hedef alınmasını, mahkeme salonlarının siyasal kararın sahnesine dönüşmesini Antigone’den Carl Schmitt’e uzanan bir tartışma hattı içinde inceliyor.
Yusuf Serdar Esen, “Hiçbir türlü bulamadım, ben beni”: Aşık Veysel’de varlık arayışı” başlıklı yazısında Aşık Veysel’in dizelerinde benlik, varlık ve hakikat arayışını takip ediyor.
Özgür Erbaş “Uyum Merkezleri” yazısında, AVM’lerin parıltılı dünyasında saklı olduğu varsayılan fitness salonlarına mizahi bir gözle bakıyor.
İbrahim Tekpınar, “Dağdağan”da bir ağacın inadından yola çıkarak hafıza, yas, Kürtçe, 12 Eylül, Diyarbakır Cezaevi, Halepçe Ağıtı’na uzanıyor.
Asuman Bayrak “Unutulan bir yazar; Kemal Râgıp Enson” yazısında, Cumhuriyet’in ilk yazar kadrosunda yer alan, romanları, tefrikaları, oyunları ve çevirileriyle üretken bir edebiyatçı olan Kemal Râgıp Enson’un hayatına bakıyor.
Zeynep Altıok ise Salt Beyoğlu’nda açılan “Barajdan Sızanlar” sergisini anlatıyor.
Cumartesi 00.00'da yayında.
(HA)

