BİANET'E GELENLER – HAZİRAN 2026
Ayrıntı Yayınları'ndan 5 kitap okuyucuyla buluştu
Ayrıntı Yayınları'ndan bianet'e gelen 5 kitabı sizlerle paylaşıyoruz.
1990’lı yıllara gelindiğinde Marcel van der Linden, emek tarihini monadolojik anlatılardan sıyırmak ve gerçekten dünyanın bütün işçilerinden söz etmek için kendi paradigması bağlamında makaleler yazmaya başladı. Bu kitap ise, van der Linden’in bir araya getirdiği bu makalelerden oluşmaktadır.
Van der Linden, birbirinden farklı mekânlara ve zamanlara dair türlü kaynaklardan bir izlek sunar ve dünyanın bütün işçileri dediğimizde yalnız sokaklarında bir heyulanın dolaştığı Avrupa’yı veya gelişmiş kapitalist ülkeleri değil, dünyadaki bütün emekçileri tahayyül edebilmemiz için bu oluşlar arasındaki paralellikleri de gösterir.
Merkez’den “Uç”lara: Neoliberal Dönemde Sağ Siyaset, 1983-2002 yılları arasında Türkiye’de sağ siyasetin 12 Eylül cuntasının yarattığı siyasal mimari içinde oluşumunu, gelişimini ve unsurlarının birbirleriyle ilişkilerini tarihsel bir perspektiften ele alıyor.
Kitap, 1983’ten 2002’ye Türkiye siyasetinde merkez sağdan doktriner sağa kayışın toplumsal ve siyasal dinamiklerinin kavranmasının 2002 seçimleriyle başlayan Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetleri dönemini doğru değerlendirebilmenin yolunu açacağını iddia ediyor ve bu iddiasını güçlü biçimde savunuyor.
Muhteşem İsyankârlar, Almanya’nın en parlak zihinlerinin yaşamlarını ve aşklarını ortaya koyuyor: Goethe, Schiller, Fichte, Novalis, Schlegel, Schelling ve Hegel.
“Andrea Wulf geçmişteki olayları şimdide yaşanıyormuş gibi hissettiren nadir tarihçilerden ve insan yüreğinin sürükleyici hikâyelerindeki uzak yaşamları dönüştürüyor. Hiç şüphesiz, Muhteşem İsyankârlar bu yıl içerisinde okuduğum en iyi kitap. Kesinlikle bir başyapıt: Büyüleyici ve son derece zamanına uygun, kendine karşı dürüst olma arzusunun zamanı ve sınırları aştığına dair önemli bir hatırlatıcı.” – Amanda Foreman
Çalkantılı Deniz, Akdeniz’deki İslam uygarlığının ağır ağır Akdeniz’in kuzeyindeki toprakları işgal etmiş kavgacı devletlerin nüfuzu ve hâkimiyeti altına girme öyküsünü anlatır. Bu öyküyle, Avrupa emperyalizmi hakkında meydan okuyan bir görüşü de beraberinde sunmaktadır: On dokuzuncu yüzyılın başlarından yirminci yüzyılın başlarına dek emperyalizmin ve emperyalist güçler arası rekabetin tarihsel ve politik açıdan en önemli alanına tanıklık etmiş yer Sahra-altı Afrika, Asya veya Pasifik değil Akdeniz ve hinterlantıydı. Dolayısıyla sonraki genişleme ve paylaşma adımlarının ipuçları ve ilk adımları Akdeniz’de atıldı. Bu topraklarda yaşanan ve kitabın ayrıntılarıyla ele aldığı olaylar ve gelişmeler emperyalizmin işleyiş şekline ve uğradığı dönüşümlere de ışık tutar.
Gizil Nekropolitika: Sömürgecilik, Pandemiler ve Aşı Emperyalizmi, sömürgecilik arka planından başlayarak salgınların köken ve sonuçlarıyla kapitalizm ile ilişkisini ele alıyor.
Sömürgeci tıbbın sömürge halklarıyla ve sömürgecinin sömürge ülkesiyle kurduğu ilişkiyi gizil bir nekropolitika bağlamında ele alan Feride Aksu Tanık, AIDS ve COVID örnekleri incelenerek ilerleyen araştırma, pandemilerin sadece kökenleri bakımından değil sonuçları bakımından da yaşam ve ölümün paylaştırılmasında kapitalist ilişkilerin rolünü açığa çıkarıyor.
(VC)