DİSK Tarihi (Dayanışma-Direniş Umut) 2. Cilt – 1975-1980 kitabının 125-140. sayfalarında yer alan “1 Mayıs 1976: Yarım Yüzyıl Sonra Meydanlarda” başlıklı bölümü, 1 Mayıs vesilesiyle okurlarımızla paylaşıyoruz.
Prof. Dr. Aziz Çelik editörlüğünde, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) tarafından hazırlanan kitap, Şubat 2022’de yayımlandı.
Türkiye işçi sınıfı tarihinin dönüm noktalarından biri olan 1 Mayıs 1976 Taksim kutlamasını arşiv belgeleri, tanıklıklar ve dönemin görsel malzemeleriyle ele alan bu bölümü yayımlamamıza izin veren DİSK’e teşekkür ederiz.
DİSK’in 1975-1980 dönemine damgasını vuran eylemleri arasında 1 Mayısların özel bir yeri vardır. DİSK, 1 Mayıs 1976’da yarım yüzyıl aradan sonra ilk kez kitlesel bir miting ile 1 Mayıs’ı kutladı. Türkiye’de son olarak 1925 yılında kutlanan 1 Mayıs işçi sınıfının, tüm emekçilerin birlik-mücadele-dayanışma günü, 51 yıl aradan sonra DİSK’in çağrısı üzerine kitlesel bir katılımla İstanbul’da Taksim Meydanı’nda kutlandı. Böylece DİSK, işçilerin 1950’lerden beri miting yapmaya çalıştıkları ve engellendikleri Taksim Meydanı’nda, ülkenin en önemli ve sembolik meydanında kitlesel bir miting ile yarım yüzyıl süren fiilî 1 Mayıs engellemelerini aşmış oluyordu.
1 Mayıs 1976’da DİSK’in önderliğinde binlerce işçi, emekçi ve aydın Taksim Meydanı’nı doldurdu. 1 Mayıs 1976, disiplinli ve görkemli bir miting oldu. DİSK, 1976’ya kadar otellerde verilen resepsiyonlarla kutladığı kuruluş yıldönümünü, ilk kez işçilerle birlikte, İstanbul Spor ve Sergi Sarayı’nda 13 Şubat 1976’da kitlesel, coşkulu ve görkemli bir toplantıyla kutladı. 1 Mayıs’ın kitlesel olarak kutlanması fikri de DİSK’in bu 9. kuruluş yıldönümü toplantısından sonra ortaya çıktı.
1 Mayıs’ı alanda kutlama önerisi
Memet Ertürk’ün anlatımıyla 1976 1 Mayıs’ının kutlanması kararı:
Ertürk’ün 9 Eylül 2009 tarihinde DİSK’in düzenlediği bir toplantıda yaptığı konuşmadan.
DİSK’in İstanbul Spor ve Sergi Sarayı’nda 13 Şubat 1976 da düzenlediği 9. kuruluş yıl dönümü toplantısının düzenlenmesinden ve güvenliğinden sorumluydum. Coşkulu, disiplinli ve görkemli bir kutlama oldu. Bu tarihe kadar DİSK’in kuruluş günleri otellerde verilen resepsiyonlarla kutlanıyordu ve ilk defa işçilerle kutlanmaya bu tarihte başlandı. Toplantının sonuna doğru Kemal Türkler yanıma gelerek toplantı ile ilgili memnuniyetini dile getirdi ve benim şahsımda toplantı için emeği geçen tüm arkadaşları kutladı. Kemal Türklere, ‘Başkan eğer DİSK yürütme kurulu karar alırsa 1976 1 Mayıs’ını kitlesel bir şekilde kutlama gücümüz var. Yarım asırlık bu yasağı bu sene Taksim meydanında kırabiliriz’ dedim. Kemal Türkler henüz toplantının heyecanını ve etkisini taşıyan DİSK yürütme kuruluna bu teklifi hemen orada götürdü ve orada 1976 1 Mayısının taksimde kitlesel bir şekilde kutlanması için prensip kararı alındı.
Kaynak: Can Şafak (2019), Maden-İş Tarihine Tanıklıklar, 2. Cilt, İstanbul: Sosyal Tarih Yayınları, ss. 202-203.

DİSK Yürütme Kurulu 27 Şubat 1976’daki toplantısında “a) 1 Mayıs İşçi Dayanışma Bayramı’nın coşkun ve yığınsal bir biçimde kutlanmasına, b) Kutlama hazırlıklarının yürütülmesi ve tertip komitesinin oluşturulmasında Kemal Nebioğlu, Memet Ertürk, Mehmet Karaca ve Müslim Kaya Canpolat’ın görevlendirilmesine, c) 1 Mayıs’ın dünyada ve Türkiye’de tarihçesini anlatan bir broşür hazırlanmasına, d) üye sendikalara bir talimat yazılarak 1 Mayıs için şube, bölge ve işyeri düzeyinde hazırlıkların başlatılmasına” oybirliği ile karar verdi. DİSK, 1 Mayıs kutlaması ile ilgili ilk kamuoyu açıklamasını 7 Mart 1976 günü yaptı.

Kutlama hazırlıkları
DİSK 1 Mayıs 1976 için oldukça ayrıntılı hazırlıklar yaptı. DİSK Başkanlar Konseyinin 31 Mart’taki toplantısında miting için alınacak güvenlik önlemleri tartışıldı. DİSK Yürütme Kurulunun 2 Nisan günü yapılan toplantısında 1 Mayıs 1976 kutlaması için ayrıntılı kararlar aldı.⁵⁴
1 Mayıs’ın bütün dünyada İşçi Bayramı olarak kutlanması nedeniyle, Türkiye’de de 1976’dan itibaren İşçi Bayramı olarak kutlanması ve bu yıl için uygulanacak program ve bu programla ilgili organizasyon DİSK Başkanlar Konseyinin 31 Mart ve 1 Nisan tarihlerinde yapılan toplantısında görüşülmüş, DİSK Yürütme Kuruluna önerilen Başkanlar Konseyi görüşleri de Yürütme Kurulunca görüşülerek, 1976’dan itibaren 1 Mayıs’ın İşçi Dayanışma Günü olarak kutlanmasına
Kararda 1 Mayıs için kurulması gerekli komiteler, program ve yapılacak işler sıralanıyordu. Buna göre sendika genel merkezlerinden işyeri komitelerine kadar bir dizi komite kurulması kararlaştırıldı. Kararda komitelerin kaç kişiden oluşacağı, işleyişi ve koordinasyonuna ilişkin ayrıntılar yer aldı.
Belirlenen miting programına göre 1 Mayıs günü sabah saat 9.00 ile 10.00 arasında Beşiktaş’ta toplanılacak ve saat 10.00’dan itibaren Beşiktaş’tan başlamak suretiyle Beşiktaş Caddesi–Stadyum Önü ve Gümüşsuyu güzergâhı üzerinden Taksim Meydanı’na kadar yürüyüş yapılacaktı. Kararda yürüyüş düzeni ile ilgili ayrıntılara da yer veriliyordu. Yürüyüş kortejine ilişkin ayrıntılar tek tek yazılmıştı. Bütün ayrıntıların Yürütme Kurulu kararına yazılması, 1 Mayıs 1976’ya çok titiz bir hazırlık yapıldığını gösteriyordu.

DİSK Yürütme Kurulunun 2 Nisan 1976 tarihli kararları sadece 1 Mayıs kutlaması ile ilgili değildi. Kararda 1 Mayıs’a ilişkin, toplu iş sözleşmelerine hüküm konması kararı da alındı. Buna göre 1 Mayıs’ın her yıl işçi bayramı olarak kutlanabilmesi amacı ile üye sendikaların yapacağı toplu iş sözleşmelerine aşağıdaki maddenin konulması isteniyordu:
Madde - a) 1 Mayıs genel tatil günü, diğer bütün dünya ülkelerinde de olduğu gibi İŞÇİ BAYRAMI olarak kutlanabilmesi amacı ile işyeri tatil yapılır ve herhangi bir nedenle işçi çalıştırılamaz.
b) 1 Mayıs’ın arefesi olan 30 Nisan günü saat 12.00’den sonra işyerinde ücretli tatil yapılır. Bu güne ait işçi ücretleri herhangi bir nedenle kesilemez.
c) 1 Mayıs İşçi Bayramı için Nisan ayının ikinci yarısı içinde işçiye 500.- TL (1000-.... TL) tutarında bayram ödeneği verilir.
1 Mayıs kutlamaları için DİSK ve demokratik kitle örgütleri yöneticileri 20 Nisan 1976 günü DİSK genel merkezinde bir toplantı yaptılar. Toplantıya 1 Mayıs kutlamalarına katılacaklarını belirten örgütlerin yetkilileri katıldı.
Toplantıda, tertip komitesinin ve toplantıya katılan demokratik kitle örgütü temsilcilerinin ortaklaşa saptadığı sloganlara uyulması kararlaştırıldı. Varılan karara göre örgütler kendi flamaları altında da yürüyüşe katılabilecekler, ayrıca kendi özlük sorunlarını belirten pankartlar taşıyabileceklerdi.

DİSK’in ilkeleri çerçevesinde, “1 Mayıs İşçi Sınıfının Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü”ne katılmaya karar veren örgütler şunlardı: Tüm İktisatçılar Birliği (TİB), Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER), Tüm Memurlar Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÜM-DER), İlerici Kadınlar Derneği (İKD), Tüm Teknik Elemanlar Derneği (TÜTED), İlerici Gençler Derneği (İGD), Tüm Yüksek Tekniker ve Teknikerler Derneği (TYTTD), Halkçı Devrimci Gençlik Derneği (HDGD), İstanbul Kıbrıslılar Öğrenim ve Kültür Derneği (İKÖKD), Tüm Sağlık Personeli Derneği (TÜS-DER), Genç Sosyal Devrimciler Birliği Pahalılık ve İşsizlikle Mücadele Derneği (PİM), İstanbul Yüksek Öğrenim ve Kültür Derneği (İYÖKD) ve Özgür Düşünce ve Dayanışma Derneği (ÖZ-DER).
Daha sonra kutlama çağrısına olumlu yanıt veren bağımsız sendikaların ve Türk-İş bünyesinden kutlamalara katılacak sendikaların yöneticileri ile DİSK’te bir toplantı daha yapılarak kutlama programı hakkında bilgi verildi.
1 Mayıs 1976 kutlama talimatı
Yürüyüş kortejinin düzenlenmesine ise,
a) Önde DİSK ve üye sendikalarının merkez yürütme ve yönetim kurulları üyelerinden teşekkül eden yöneticiler grubu,
b) DİSK ve üye sendikalarının genel merkez, bölge temsilciliği veya şube flamaları,
c) Her işyeri işçilerinin ayrı gruplar halinde onar metrelik aralarla yürümesi şeklinde uygulanmasına,
C - YAPILACAK İŞLER’in,
1. İşyeri işçi grupları, kamyon, otobüs veya bunlara benzer bir aracı, günün önemine ait bir değerlendirme ile programa alınmış iseler, o işyerine ait işçi grubunun önünde bu aracın yürütülmesi,
Bu düzenleme bir bayram olduğu için işyerlerindeki işçi kardeşlerimizin mutlaka bu gibi şeyler yapmalarında büyük yarar olduğuna; bununla ilgili büyük yarar olduğuna, bununla ilgili masrafların işçilerin kendi aralarında toplamalarının ise büyük önem taşıdığına, eğer aralarından topladıkları masraflar yetersiz kalırsa, sendikanın işçilere mali açıdan yardımcı olmasına,
2. a) Elde taşınacak dövizlere konulacak sözlerin DİSK tarafından hazırlanarak üye sendikalarımıza bilahare gönderilmesine,
b) Dövizlerin, DİSK tarafından verilecek sözlere göre, sendikalarımız veya işyeri işçileri tarafından yapılması, bu nedenle sözlerin yazılması dışında dövizlerin şimdiden hazırlanmaya başlanması,
3. a) DİSK tarafından küçük bir kitapçık şeklinde hazırlanmakta olan broşürün, protokola ve sendika temsilcilerimize dağıtılması,
b) 1 Mayıs İşçi Bayramı’nın nedenini, uygulanmakta olan diğer dünya ülkelerinin hangileri olduğunu ve Türkiye’de de 1976 yılından itibaren bu uygulama yolunun açılması ile ilgili DİSK kararının nedenini kısaca içeren 2-3 kitap sayfası ebadındaki bir yayının bol miktarda DİSK tarafından bastırılması, tüm işçi üyelerimize ve bunun dışındaki işçi ve halka dağıtılması; bu konuyla ilgili afişleme yapılması,
c) Üye sendikalarımızın genel merkez flamalarının DİSK tarafından her sendika için ikişer adet tek tip standart olarak yaptırılması; birisinin yürüyüşte kullanılarak diğerinin Taksim Meydanı’na gönderilmesine,
d) Yukarıdaki üç fıkrada belirtilen işlerle, diğer müteferrik işler için DİSK tarafından yapılacak masrafların, üye sendikalarca işçi üyeleri oranında DİSK’e ödenerek karşılanması,
e) Üye sendikalarının bölge temsilciliği veya şube flamalarının da birer adet olarak DİSK tarafından toptan yaptırılması, bunların faturasının ilgili sendikaya yazdırılmak suretiyle, sendikasınca ödenmesi, biçiminde düzenlenmesine,
C) 1. Üye sendikalarımızın kendilerine ait yayın organlarının işçiye Nisan’ın son haftası içinde dağıtılabilecek şekilde programlanarak çıkarılmasına,
2. DİSK’in 2-3 kitap sayfası tutarındaki broşüründen, özellikle 1 Mayıs’ın nedenini ve uygulanmakta olan diğer dünya ülkelerinin neler olduğunu sendika yayın organlarında çıkarılmasına,
3. Sendika yayın organlarında 1 Mayıs ile ilgili fikri yazılarla da konulmasına, ancak bu yazıların DİSK Basın Yayın Dairesince sendikalarca onaylattırılması gerekliliğine,
oybirliği ile,
Kaynak: 2 Nisan 1976 tarihli DİSK Yürütme Kurulu toplantısı, DİSK Yönetim ve Yürütme Kurulu Karar Defterleri, DİSK Arşivi.

1 Mayıs sergileri
DİSK 1 Mayıs 1976’da İstanbul Belediyesi Sanat Galerisi'nde İbrahim Güzelce anısına bir resim sergisi düzenledi. Sergide Güzelce’nin büyük boy resimleri yer alırken Karikatürcüler Derneği de çizgilerle 1 Mayıs sergisi düzenledi.

Orhan Taylan’ın meşhur 1 Mayıs afişi
1 Mayıs 1976’nın efsaneleşen ve daha sonraki yıllarda çok yaygın kullanılan 1 Mayıs görsellerinden biri olan eller üzerinde 1 Mayıs yazılı dünya afişi ressam Orhan Taylan tarafından çizilmişti. Orhan Taylan’ın 1970’lerin ikinci yarısında DİSK dergisinde ve yayınlarında çok sayıda çizimi yayımlandı. Ressam Orhan Taylan, 1976 yılında çizilen ve yıllar boyu belleklerden silinmeyen 1 Mayıs afişinin öyküsünü 2011 yılında şöyle anlatmıştı:
“1968’de Devrimci Sanatçılar Birliği adında bir grubumuz vardı. Aramızda kurumsal değil de dostluk ilişkisi bulunuyordu ama o zamanlar devrimcilikten aşağısı kurtarmıyordu isim konusunda. Heykeltıraş Kuzgun Acar, çizer Tan Oral, fotoğrafçı İsa Çelik, ressam Gülsün Karamustafa... Bazen 15-20 kişi buluyorduk. Sendikaların görsel işlerini yapardık. 1971 muhtırasından sonra dağıldı grup. Ben afiş çalışmayı sürdürdüm, çünkü İtalya’da öğrenciyken hayran kalmıştım afişlere.
1976 yılında 1 Mayıs’a az bir süre kalmıştı, DİSK’teki arkadaşlar bir gece yarısı telefon edip bir afiş çizmemi istediler. Sabah yürütme kurulu toplantısında afişi göstereceklermiş. Beğenilirse o gün basacaklar. Gece hemen bir kâğıda çizip verdim afişi.

Bu tür işler hep son dakikada istenirdi zaten, hâlâ öyle herhalde. O nedenle alışıyorsun. Benzer işleri sürekli yaptığın için de işi yetiştirme sıkıntın olmuyor. Ama çarpıcı işlerin sıkışık zamanlarda çıktığı söylenebilir.
Beğenileceğini biliyordum. İki kocaman el ve çiçeklerle dünyayı işçilerin bayramını tasvir ettim. Öfkeli bir şey değildi. Politik afişlerdeki sertlik Avrupa geleneğinden geliyor. İki dünya savaşı arasındaki yoksullukta, sıkıntıda doğal olarak hırçın sanat biçimleri geliştirdiler ama bizim geleneğimizde sert üslubun yeri fazla yok. Yani ozanlar bağlamayla çalıp söylerken bile kimseye kabaca sövmez, sövünce bile bunu incelikle, incelikle yaparlar.
Afiş Dünya Sendikalar Federasyonu’nun yarışmasında birinci seçildi. 1979’da galiba. Birinci seçilmemden çok Amerikalının ikinciliği, Sovyetlerin temsilcisinin de üçüncü olması dikkat çekti. Dolar cinsinden bir ödülü vardı, ‘Para mı istersin, 15 günlük Prag gezisini mi?’ dediler, geziyi seçtim. Çok güzel geçmişti.
Afişin üzerinde imzam vardı, 1976 ve 1977’de o haliyle kullanıldı. O sıralarda DİSK’in başkanlığı değişti. Kemal Türkler’in yerine Abdullah Baştürk gelince 1978’deki 1 Mayıs’ta kullanılan afişin üstündeki imzamı sildiler. Önceki yönetimle varmışım çünkü afiş... Afiş kamuya mal olduğu için rahatsızlık duymadım imzanın silinmesinden. Sonra tekrar kullanılmaya başlandı.
Yaptığım afişleri meydanlarda görünce keyifleniyorum. Bu kişisel bir şey. İnsanların onu benim yaptığımı bilmesi ya da bilmemesi boyutu fazla uzatıp kısaltmaz.
İstanbul’da olduğum zaman 1 Mayıs’a katılırım. Akşam Maden-İş Sendikası’nın bir etkinliği var. 1976’da Kemal Türkler’in başkanlığında, afişi yaptığım sendika... Katılmamı istediler, onur konuğu olarak düşünmüşler galiba, ‘Olurum öyle şey, katılmak görevimiz’ dedim.”
Kaynak: Akşam, 1 Mayıs 2011; Eyüp Tatlıpınar’ın söyleşisi, aktaran Derinden Gelen Kökler-2.

1 Mayıs Marşı
Türkiye’de 1 Mayıs kutlamalarıyla özdeşleşen ve efsaneleşen 1 Mayıs marşının söz ve müziği Sarper Özsan’a aittir. 1969 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı Kompozisyon Bölümü’nden mezun olan Sarper Özsan, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde ve Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümünde öğretim üyesi olarak çalıştı. Özsan, söz ve müziğini yazdığı 1 Mayıs Marşı’nın öyküsünü 2011 yılında şöyle anlatmıştı:
“Sanıyorum 1973 yılında Ankara Sanat Tiyatrosu, Bertolt Brecht’in Maksim Gorki’nin romanından aynı adla sahneye uyarladığı ‘Ana’ oyununu oynamaya karar vermişti. Müziklerini benim yapmamı istediler. Seve seve kabul ettim ve hemen çalışmaya koyuldum. Tabii Brecht’in bütün oyunlarında olduğu gibi bu da müzikli bir oyundu ve oyunun metninde Brecht tarafından yazılmış şarkı sözleri bulunuyordu. Sanıyorum öncelikle bu sözleri besteledim. Ama oyunda, Çarlık polisinin, meydanda toplanan işçilerin üzerine yaylım ateşi açarak yüzlerce kişiyi öldürdüğü, bu nedenle de tarihe ‘Kanlı Pazar’ adıyla geçen Rusya’daki ünlü 1 Mayıs 1905 sahnesi için Brecht, metnin üzerine ‘İşçiler marş söyleyerek sahneye girer’ biçiminde bir not yazmış ama hangi marş olduğunu belirtmemiş. Herhangi bir söz de koymamış... Bir süre burası için uygun bir müzik aradım ama sözüyle ve müziğiyle bu sahne için içime sinen bir müzik bulamadım. Bu durumda iş başa düştü. Bu müziğin sözlerini de müziğini de benim yazmamın daha iyi olacağına karar verdim.

Çalışmaya başladığımda gerek sözlerin gerekse ezginin, bir yandan oyuna aykırı kaçmamasına, öte yandan da kendi halkımızın kulağına aykırı gelmeyecek bir yapıda olmasına dikkat ettim. Sözler, devrimci bir gözle yapılmış durum saptamalarını, geleceğe olan güven ve inancı, devrimci kararlılığı dile getirir. Müzik ise, Kürdi dizisiyle sol minör tonunun karışımıyla yazılmış bir ezgiden oluşmuştur. Bu ezgi aynı zamanda devrimci ruhu ve heyecanı yansıtan bir yapıya sahiptir. Bu ruh ve heyecan müziğin, ‘1 Mayıs, 1 Mayıs, işçinin emekçinin bayramı / Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkın bayramı’ sözlerini içeren nakarat kısmında doruğa ulaşır. Bütün bunların yanında, sözlerin iyi anlaşılması ve halkın kolay söyleyebilmesi için, sözle müziğin özellikle ritim ve vurgu açısından uyumlu olması anlamına gelen prozodi konusunda da çok dikkat edilmiştir.
O sıralarda Ankara Sanat Tiyatrosu, Ankara’da çok sevilen, çok gidilen bir tiyatroydu. Bütün ilerici ve devrimci kesim Ankara Sanat Tiyatrosu’nun oyunlarını kaçırmazdı. Sanıyorum izleyicilerin beğenisiyle kulaktan kulağa yayıldı. Çünkü marşı öğrenebilecekleri başka bir kaynak yoktu; bir yerde çıkarılmış herhangi bir kaset bulunmuyordu.
Eskiden bu türlü eylemler çoktu. Grevler çok daha sahiciydi. 15-16 Haziran eylemlerine bakarsanız bunlar tarihe geçecek olaylar. Dünyada şu anda devrim dalgası yükselmiyor. Oysa bizim gençliğimizde 60’lı yıllarda bütün dünyada devrim dalgası yükseliyordu. Bu dalga bütün dünyayı, bütün halkları etkilemişti. Ama şimdi böyle bir dalga görmüyorum. Tarihler, dönemler dalgalar halinde gelir. O günler de gelecek.”

1 Mayıs
1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı
Yepyeni bir güneş doğar
dağların doruklarından
Mutlu bir hayat filizlenir
kavganın ufuklarından
Yurdumun mutlu günleri
mutlak gelen gündedir
1 Mayıs 1 Mayıs
işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda
ilerleyen halkların bayramı
Vermeyin insana izin kanması
ve susması için
Hakkını alması için kitleyi bilinçlendirin
Bizlerin ellerindedir gelen ışıklı günler
1 Mayıs 1 Mayıs
işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda
ilerleyen halkların bayramı
Ulusların gürleyen sesi yeri göğü sarsıyor
Halkların nasırlı yumruğu balyoz gibi patlıyor
Devrimin şanlı dalgası dünyamızı kaplıyor
Gün gelir gün gelir, zorbalar kalmaz gider
Devrimin şanlı yolunda bir kâğıt gibi erir gider
Söz ve Müzik: Sarper Özsan
Kaynak: Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Haber Ajansı (MİHA) muhabiri Semra Dursun’un söyleşisi, 30 Nisan 2011, aktaran Derinden Gelen Kökler-2.

Coşkulu ve kitlesel 1 Mayıs
1 Mayıs 1976, kararlaştırıldığı gibi düzenli ve disiplinli geçti. Katılımın beklenenden çok fazla olduğu miting büyük bir coşkuya sahne oldu. Mitinge beklenenden çok fazla katılım olması 2 Mayıs 1976 tarihli Cumhuriyet’te şöyle anlatılıyordu:
DİSK’in düzenlediği 1 Mayıs İşçi Bayramını kutlama töreninin görkemliliği en iyimser tahmincileri bile yanılttı. Sabahın erken saatlerinden itibaren bir araya gelen ve saat 10 civarında yürüyüşe geçen grupların Taksim Meydanına varışları dört saatten fazla sürdü. Oysa Beşiktaş’tan, Saraçhanebaşı’ndan ve Şişli’den başlatılan yürüyüşlerde 4-5 km’lik mesafeler yüründü sadece. Ancak grupların kalabalık oluşu yürüyüşü son derece ağırlaştırmış, sonunda tüm tahminler aşılmıştı... Kalabalıklar karşısında sayısal değerler ileri sürmeyi sevenler ilk defa sustular dün. Sık sık söylenen söz Taksim’in ve hatta İstanbul’un böylesine bir kalabalık görmediği. Sayısal tahminler en azından 200 binden başlıyordu. Aslında Taksim böylesine bir kalabalığı gerçekten görmemişti. Fakat gördüğü kadar da toplananların hepsi değildi. Taksim’e açılan tüm ana caddeler de yarı yarıya dolmuştu.

DİSK’e bağlı sendikaların tümü, 30’un üzerinde devrimci gençlik ve meslek örgütü, sosyalist partiler ve çok sayıda Türk-İş’e bağlı işçinin katıldığı yürüyüş ve miting sabah saat 9.00’dan 15.30’a kadar sürdü. Ana yürüyüş kolu Beşiktaş’tan Taksim’e kadar yapılmasına karşın katılanların fazlalığı nedeniyle, işçiler sabahın erken saatlerinden itibaren fabrikaların yoğun olduğu semtlerden, topluluklar halinde yürüyüşe geçtiler ve Beşiktaş, Saraçhanebaşı, Şişli ve Kabataş’ta toplanarak ayrı ayrı kollardan Taksim’e geldiler.⁵⁵
Yürüyüşe sendika, meslek ve gençlik örgütlerinin yanı sıra CHP’nin “demokratik sol” kanadından 13 milletvekili de katıldı.
Dönemin tanınmış şair ve yazarları, tiyatro sanatçıları, aktör ve aktrisleri arasında yürüyüşe katılanlar çok sayıdaydı. İbrahim Güzelce’nin eşi Nihal Hanım ile 1969’da Kanlı Pazar’da öldürülen Ali Turgut Aytaç’ın eşi ve 12 yaşındaki kızı da oradaydı.⁵⁶ Üç kol halinde oldukça kalabalık yürüyüş kortejlerinin alana yerleşmesi 14.30’u buldu. 1 Mayıs İşçi Bayramı’nın kutlanışı sırasında hiçbir olay çıkmadı.⁵⁷

Sayılamayacak kadar çok sayıda afiş ve pankartın yer aldığı 1 Mayıs mitinginde, özellikle işçilerin fabrikada çalışmalarını canlandıran araçlar, iş giysileri ile fabrika işçileri, davul zurnalı ekipler, faşist saldırılar sırasında ölen tüm işçi ve gençlerin fotoğrafları dikkat çekti. Mitingde MC’yi istifaya çağıran sloganlar sık sık atıldı.⁵⁸
Mitingde Genco Erkal’ın okuduğu şiirlerden sonra DİSK Genel Başkanı Türkler konuştu. Miting, Türkler’in konuşmasının ardından sona erdi. Bu görkemli 1 Mayıs mitingi TRT televizyonunda oldukça kısa ve görüntüsüz verildi.
Fazıl Hüsnü Dağlarca: 1 Mayıs 1976
1 Mayıs’ı yaşıyoruz
Bu alan
1 Mayıs’a dar.
Nasıl parlarsa pırlasın güneş
Nice vurulmuşların asılmışların ölüm soğukluğu
Konmuş doruklara
Ta doruklara düşmekte kar.
Son törenimizden beri
Susturulmuşuz 52 yıl
İşte yeni ilkyazında
İşte DİSK’in genç bayrakları
Konuşan
Haykıran bayrakları
Birer çiçek
Görmüyor musunuz
Gözlerimizde
Bakışlarımızda açar.
En güzel sesi
Nedir bütün doğanın
En güzel sesi nedir ey?
İşte ağzımızla sımsıcak
İşitmiyor musunuz:
Alacağını arıyanların ağzında gürül gürül
Yarının gerçeği ışıldar.
Neden durdurulamaz
Devrim yollarındaki sel?
Besbelli: İşçi olsun köylü olsun emekçi olsun
Öğretmen yazar düşünür... öğrenci olsun
Çalışanların hepsi
Gövdesinden dışarı taşar.
1 Mayıs’ı yaşıyoruz
Yeryüzünde
Türkiye’ye
Yüreğine benzeyen
Bu alanda kaç kişi var?
190 bin mi 200 bin mi 250 bin mi
Milyarlarca mı?
Hayır
48 kişi daha ekle
Daha kanı kurumamış
Daha dünlerde yokedilmiş 48 kişi
1 Mayıs aydınlığına dimdik
Kara resimleriyle
Kara soluklarıyla katılanlar!
1 Mayıs’ı yaşıyoruz
Bu alan 1 Mayıs’a dar.

Türkler’in 1 Mayıs 1976 konuşması
DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler’in 1 Mayıs 1976 konuşması
Birlik, mücadele ve dayanışma günümüze katılan DOSTLAR VE DEĞERLİ KONUKLAR, AYDINLAR;
Tüm dünya işçilerinin yanında yerini alan TÜRKİYE İŞÇİ SINIFI, savaşa karşı barışı, faşizme karşı demokrasi özlemini haykıran EMEKÇİ HALKIMIZ, sömürüsüz ve baskısız, özgürlük ve kardeşlik dünyası için savaşan dünya işçileri.
Selam sizlere,
Selam olsun, işçilerin, emekçilerin, tüm çalışanların birlik ve dayanışma günü 1 Mayıs bayrağını yere düşürmeyen işçi sınıfımızın yiğit savaşçılarına! Selam olsun sana, büyük insan, işçi sınıfımızın savaşçı neferi merhum DİSK Genel Sekreteri İbrahim GÜZELCE!
İşçiler, köylüler, memurlar, esnaflar, teknik eleman ve tüm aydınlar, dostlarım, kardeşlerim,
Bugün ve şu anda Türkiye işçi sınıfının, emekçi halkımızın kalbi burada, en büyük sanayi kentimiz olan İstanbul’un Taksim alanında atıyor. Şu anda kalbimiz, ülkemizin dört bir yanında, tüm dünya ülkelerinde yüz milyonlarca emekçiyle birlikte atıyor. Bugün, sermaye ve zulüm dünyasına karşı bir tek ses, tek bir yumruk olan emek dünyasının birlik, mücadele ve dayanışma günü.
Bugün 1 Mayıs İşçi Bayramı. Çok uzun yıllardan sonra ilk kez bugün, kitlesel bir şekilde dünya işçilerinin birlik, mücadele ve dayanışma gününü kutluyoruz.
Bayramımız, hepimize, Türkiye ve dünya işçi sınıfına kutlu olsun.
İşçiler, emekçiler, tüm ilericiler,
Türkiye burjuvazisi 1 Mayıs’ların kutlanmasını engellemek için elindeki tüm baskı olanaklarını seferber etti. Her Mayıs’tan önce hiçbir gerekçe göstermeden, örgütlü, bilinçli işçi önderlerini tutukladı. Pek çoğunu işkenceden geçirdi. Her 1 Mayıs öncesinde olağanüstü tedbirler alarak yılgınlık, korku ve terör yaratmaya çalıştı. Sermaye sınıflarının bu denli korkutan olgu, 1 Mayıs’ın özünde yatmaktadır. Çünkü 1 Mayıs, her şeyden önce, her ülkede ve tüm dünyada işçilerin, sermaye egemenliğine ve zulme karşı birlik ve mücadelelerinin bayrağıdır.

Doğuşundan günümüze kadar 1 Mayıs’ın esas sloganı “Bütün ülkelerin işçileri birleşin” olarak kaldı. Dünya çapında ilk kutlama tarihi olan 1890 yılından bu yana güncelliğini yitirmeyen 1 Mayıs, her yıl daha geniş işçi ve emekçi kitleleri tarafından gittikçe büyüyen gösterilerle kutlandı. 1 Mayıs’ı bugüne dek unutulmaz ve birleştirici kılan nedenlerin temelinde, emek dünyasının, sermaye, sömürü, kâr ve baskı dünyasına karşı sürdürdüğü yiğit mücadele yatar. Dün olduğu gibi, bundan sonra da hiçbir güç, 1 Mayıs’ın tüm dünya işçileri tarafından birlik ve dayanışma içinde, büyük bir coşkuyla kutlanmasını engelleyemeyecektir. İnsanlığın üçte birinin sömürü ve zulümden kurtulduğu, özgürlüğün ekmek kadar kutsallaştığı günümüzde, 1 Mayıs’ta alanları dolduran her ülkenin işçi sınıfı, sadece, dünya işçilerinin ortak istemlerini haykırmakla kalmıyor, 1 Mayıs’ı mücadelesiyle yaratan, 8 saatlik işgünü için 1886 yılında genel greve giden ve bu uğurda kurbanlar veren Amerikan işçi sınıfının yiğit önderlerini saygıyla anıyor. Bugün, tüm Türkiye işçi sınıfının kalbinin attığı bu alanda toplanmış olan yüzbinler, 1886 yılının Şikago kurbanlarını, bugüne değin sömürüsüz ve savaşsız bir dünya için mücadele vermiş olan ülkemizin ve diğer ülkelerin işçi önderlerini, yiğit neferlerini büyük bir coşku ve saygıyla selamlıyoruz.
Dostlarım,
Az önce belirttim. Dişine, tırnağına kadar örgütlü, bankalarda, şirketlerde, siyasal iktidarda örgütlü olan sermaye sınıfları, işçi sınıfının, emekçi köylülerin, tüm çalışanların örgütlenmesini, birleşmesini engellemeye çalışıyorlar. İşte bu yüzden, işçilerin emekçilerin birleştiğinde ne muazzam bir güç olduğunu gösteren 1 Mayıs’ı karalamak, saptırmak istiyorlar. Parababalarının kiralık kalemleri, bu uğurda sayfa sayfa yalanlar yazdılar, yazıyorlar ve yazacaklar. Fakat hiçbir baskı ve zulüm, yalana dayalı bölücü hiçbir ideolojik kampanya 1 Mayıs’ı saptıramadı! 1 Mayıs’ı unutturamadı. Bunun somut kanıtı, şu anda burada, “1 Mayıs, işçinin, emekçinin bayramı” diye haykıran yüzbinlerdir.
1 Mayıs’ın doğuşu, gelişimi, dünyada ve ülkemizde kutlanış üzerine DİSK ve örgütümüze bağlı sendikalar çeşitli broşür ve bildiriler yayımladılar. Kulaklarını, kafalarını ve yüreklerini işçinin sesine kapayan, fakat paranın padişahlığına kiralayanlar da çok iyi biliyorlar ki, 1 Mayıs’ı doğuran olaylar bundan tam 90 yıl önce olmuştur.
Dünyada ilk kez, 1 Mayıs 1886 tarihinde devrimci işçilerin önderliğindeki Amerikan işçi sınıfı 8 saatlik iş gününü için ülke çapında genel greve gitmiştir. “Ekmek ve suyla yaşamayan bir insan zaten yaşamaya layık değildir.” diyen Amerikan kapitalist tekelleri ve onların devleti, tüm güçlerini seferber ederek genel greve saldırttı. Atlı ve silahlı polislerin, jandarmaların, grev kırıcı birliklerin, ajan ve bozguncuların planlı saldırısı Şikago’nun 20 bin grevci işçisi üzerinde en üst noktasına ulaştı. 3 ve 4 Mayıs günleri birçok işçi öldürüldü, yaralandı ve tutuklandı. Amerikan burjuvazisinin işçi sınıfına karşı yönelttiği bu kanlı zulüm bütün dünyada nefretle karşılandı. Çeşitli ülkelerde milyonlarca işçi bir yandan 8 saatlik işgünü için mücadeleyi yükselttiler, aynı anda da idama mahkûm edilen 4 işçi liderini kurtarmak için dünya çapında eylem birliği yaptılar. Fakat kan ve kâr kokan Amerikan parababalarına kurban gerekiyor ve 11 Kasım 1887 günü asılarak öldürülen bu 4 yiğit işçinin arasında bulunan Parsons’un son sözleri şöyle oldu: “Bütün dünya biliyor suçsuz olduğumu. Eğer asılırsam, canı olduğundan değil, sosyalist olduğumdan asılacağım.”
Daha ilk yılda, 1 Mayıs, kendiliğinden uluslararası bir işçi günü olmuştu. Daha ilk yılda, 1 Mayıs, işçi sınıfının mücadeledeki kararlılığını ve birliğini dile getirdi. Daha ilk yılında, 1 Mayıs, burjuvazinin vahşetine karşılık, işçilerin sömürüsüz ve baskısız bir dünya için dayanışmalarını dile getirdikleri bir gün oldu. 1889 yılında, dünya işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak ilan edilen 1 Mayıs, 1890 yılından bu yana sürekli olarak kutlanmaktadır.
1 Mayıs’ı değil Türkiye’nin sermaye sınıfları, emperyalist tekeller bile saptıramadı, unutturamadı. Artık çok gerilerde kalan, DİSK’in olmadığı yıllarda bile, işçiler 1 Mayıs’ı yaşatmasını bildiler. Bunun en somut, en açık, en muhteşem belirtisi olan 1 Mayıs 1976, işçi sınıfımızın mücadele tarihinde şanlı yerini alacaktır.
İşçi ve emekçi kardeşlerim, tüm ilericiler,
1 Mayıs hiç bir zaman eskimeyen, her yıl daha da zenginleşen bir gündür. Her yıl 1 Mayıs’ı, dünyadaki ve her ülkedeki ekonomik ve siyasal gelişim ve değişimin izlerini taşır. Bugün bizim yaptığımız gibi tüm dünyada, işçiler, içinde yaşadığımız duruma uygun ve yarınki istemlerini dile getirirler. 1976’nın 1 Mayıs’ı bizlerden, yani emekçilerden, halklardan yana değişen bir dünyada kutlanıyor. İnsanlığın üçte biri sermayenin egemenliğinden kurtuldu. Sömürge ülkelerin sayısı parmakla gösterilecek kadar azaldı. Daha son yıllara kadar, bir sömürge ülkeler kıtası olan Afrika’da en son Gine, Mozambik, Angola halkları bağımsızlıklarını kazandılar. Ulusal kurtuluş için savaşan halklar, aynı anda emperyalizmin ekonomik yağma ve sömürüsüne karşı yiğit bir mücadele veriyorlar. Japon, sonra Fransız ve en son da Amerikan emperyalizmini büyük bir bozguna uğratan Vietnam halkı, yeni sömürgecilerin böldüğü ülkesini birleştiriyor. Orta Doğu’nun Arap halkları, Amerikan emperyalizminin beslediği İsrail saldırganlığına karşı işgal altındaki toprakları için savaşını sürdürüyor. Cezayir, Suriye, Irak gibi ülkelerde, emekçi kitleler emperyalizmin ekonomik saldırısına karşı, kendi doğal zenginliklerini millileştiriyor ve ekonomik bağımsızlıklarını, toplumsal ilerleme için savaşıyorlar. Kapitalist ülkelerin içine düştüğü derin buhranın hem neden hem de sonuçlarına karşı mücadeleyi yükselten örgütlü işçi sınıfları tekellerden yana olan iktidarların yerine ilerici ve demokratik hükümetler istiyorlar. Sosyalizmin başarıları emekçi kitlelere gerçek çıkış yolunu gösteriyor.
Sosyalist ülkelerin başını çektiği barış ve yumuşama politikası yeni başarılar elde ederek, emperyalizmin savaş kışkırtıcılığını frenleyerek, geriletiyor. 1975’in yazında Helsinki’de toplanan Avrupa Ortak Güvenlik ve İşbirliği Konferansı kararları sosyalist sistemin ve barıştan yana olan tüm insanlığın büyük bir başarısıdır.
Siyasal güçler dengesi dünya çapında bağımsızlıktan, demokrasiden, barış ve toplumsal ilerlemeden yana güçler ve halklar lehine hızla değişiyor. Fakat, gerileyen emperyalist sistemin saldırganlığı artıyor. Sosyalist sisteme ve halkların mücadelesine karşı silahlanmayı ve soğuk savaşı kışkırtıyor. Bu gün girişemediği dünya savaşının yerine, bölgesel savaşları alevlendiriyor. Böylece, Orta Doğu’da, Kıbrıs’ta olduğu gibi, halkları bölmek, parçalamak ve yeniden eskisiyle elde etmek istiyor. Başta Amerika olmak üzere, emperyalist devletler birçok ülkede gerici ve faşist hükümetleri destekliyorlar, besliyorlar. Şili’de olduğu gibi, halkın gerçek ve yasal temsilcilerini devirip, eli kanlı tekellerin iktidarını kurmak için faşist güçlerle işbirliği yapıyorlar.

Kardeşlerim,
Bugün, ülkemizde de Amerikan emperyalizminin desteklediği, faşizme fırsat arayan, vatan ve halk düşmanı bir iktidar var. Adına Milliyetçi Cephe denen bu yasa dışı ve azınlık iktidarı işbaşında. Bu dönem içinde hayat pahalılığı ve işsizlik durmadan arttı ve artıyor. İşçi ücretleri, memur maaşları ve köylü gelirleri sürekli olarak düşüyor. Buna karşılık yerli ve emperyalist sermayeli tekelci kapitalistlerin kârı gittikçe akıl almaz bir hızla artıyor. İşçi, köylü, memur, esnaf, küçük üretici, yani nüfusumuzun büyük çoğunluğunu oluşturan, tüm değer ve zenginlikleri yaratan emekçi halkımızın yaşama ve çalışma koşulları ağırlaşıyor, hayat çekilmez hale geliyor.
Çalışma ve toplumsal yaşamımızda son derece önemli bir yeri olan emekçi kadınlarımız köle muamelesi görüyor. Kâğıt üzerindeki yasalar bile uygulanmıyor. Fakat, özellikle DİSK’e bağlı sendikalarımız bu soruna sahip çıkarak, örneğin eşit işe eşit ücret ve işyerlerinde çocuk yuvası, kreş açılmasını istiyorlar.
Emekçiden yana, ilerici, ulusal ve demokratik bir hükümet isteyen geniş emekçi kitlelerin demokratik, sendikal ve siyasal hak ve özgürlüklerini koruma ve genişletme mücadelesi gelişiyor. Bu savaşımı ezmek, geriletmek ve emekçi halkımızı parçalamak için büyük sermayenin emriyle hareket eden MC iktidarı, elindeki tüm güçleri seferber ediyor. Cinayetleri, adam kaçırmaları, baskınları besliyor, kışkırtıyor. Fakat her şeye rağmen sömürüsüz ve özgür bir Türkiye için mücadelenin, ancak birlik içinde başarıya ulaşacağı hızla kavranıyor. Biz, sadece işçi sınıfının değil, yoksul köylülerin, tüm çalışanların örgütlü mücadele birliğinden tüm halkımızın ilerici demokratik kitle örgütlerinde birleşmesinden yanayız. İşçi sınıfımız, örgütlenme ve örgütlü mücadele konusunda tüm emekçi katmanlara örnek oluyor. DİSK, işçi sınıfının devrimci sendikal birliğini sağlamak için mücadele ediyor. Artık DİSK, dost ve düşmanın hesaba katmak zorunda olduğu, güçlü, mücadeleci, kararlı ve sorumlu bir demokratik sınıf ve kitle örgütü olarak işçi sınıfımızın tek gerçek temsilcisi olmuştur. DİSK, sınıf ve kitle politikası temeli üzerinde, siyasal görüş ayrımı yapmayan tüm işçilere açık bir örgüttür. DİSK, taşıdığı sınıfsal ve tarihsel sorumluluğun bilincindedir.
Bunun gereği olarak, sağ ve soldan alacağı hiç bir ders olmadığı gibi, hiç kimseye de ders vermeye niyetli değildir. İşçi sınıfının bilimi rehber edinmiş olan, sosyalizmden yana olduğunu açıkça vurgulayan DİSK, Genel Kurulunun kendisine çizdiği yoldan emin adımlarla ve hızla ilerlemektedir. Bugün, yüzbinlerce kadın ve erkek emekçinin, memurun, aydının, öğrencinin DİSK’in çağrısına cevap vererek 1 Mayıs’ı kutlamaları, örgütümüzün birleştirici, mücadeleci ve sorumlu siyasetinin yeni ve tarihsel bir başarısıdır. Bu başarıyı hazmedemeyenler, soğukkanlılıklarını yitirerek bölücülük tuzağına düşmekte ve işçi sınıfından itibar görmemektedirler. Bu arada, işçi hareketine ters ve yabancı, maceracı ve bozguncu bazı akımlar da attıkları sloganlar ve davranışlarıyla sermaye sınıflarının ekmeğine yağ sürüyorlar. Bu gibi akımları etkisizleştirecek olan da yine örgütlü demokratik kitle hareketleridir.
Günümüzde artık eylem ve örgüt birliği mutlaka sağlanmalıdır. Tırmanan faşizm tehlikesine set çekmek, MC iktidarını Anayasal ve demokratik yoldan düşürmek, ancak en geniş kitlelerin birlik içinde örgütlü mücadelesiyle olanaklıdır. Parlamento içi muhalefeti de içeren bu mücadele birliği, ortak bir istem programı üzerine oturmalıdır. DİSK’in demokratik istemleri bellidir.
1 Mayıs’ın diğer bir özelliği de geniş emekçi kitleleri ortak istemleri etrafında bir araya getirmesidir. Şu alanı çevreleyen, ellerde taşınan pankartlar ekonomik ve demokratik istemlerimizi dile getiriyor.
DİSK’in en acil istemlerini bir kez daha tekrarlamakta yarar görüyorum:
- Referandum hakkı yasalaşmalıdır.
- Grev hakkına konan sınırlamalar kaldırılmalıdır.
- İşçileri, açlığa, sokağa atmak demek olan lokavt yasaklanmalıdır.
- Genel grev ve dayanışma grevi hakkı yasalaşmalıdır.
- Tüm çalışanlara, grevli ve toplu sözleşmeli sendikalaşma hakkı tanınmalıdır.
- Kadın ve genç işçiler için, eşit işe eşit ücret sağlanmalıdır.
- Tüm çalışanlar ve özellikle emekçi köylüler, sosyal güvenliğe kavuşturulmalıdır.
- Ücret kaybı olmadan, 40 saatlik iş haftası ve yılda 1 aylık ücretli tatil gerçekleştirilmelidir.
- Tüm çalışanlar için işsizlik sigortası yasalaşmalıdır.
- Ücretler ve tüm emekçilerin gelir düzeyi yükseltilmeli, orman ve tarım işçileri için gelir garantisi sağlanmalıdır.
Kardeşler,
Bugün, sermaye dünyasının sömürülen, ezilen emekçilerinin ortak istemlerinin başında barış, genel silahsızlanma, özgürlük ve demokrasi geliyor. Her ülkenin kendine özgü koşulları bu istemleri biçimlendiriyor. Örneğin, İspanya halkı, faşizmin zindanlarından kurtulup, demokrasiye varmak için demokratik genel seçimler ve temsil yetkisi olan tüm partilerin katılacağı geçici ortak bir hükümet istiyor. Türkiye işçi sınıfı emekçi halkımız, bizler, ulusal onurumuz ve bağımsızlığımız için ikili anlaşmaların yırtılmasını, üslere el konulmasını, NATO ve CENTO’dan çıkılmasını isterken, aynı anda, bölgede ve dünyada barış mücadelesine katılmış oluyoruz. Ülkemizde özgürlük isterken, Türk Ceza Kanunu’nun faşist 141 ve 142’nci maddelerinin iptali ve Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kaldırılması için mücadele ediyoruz. Doğal kaynaklarımızın, bankaların, sigortaların, iç ve dış ticaretin millileştirilmesini isterken, ülkemizin ekonomik bağımsızlığı ve emekçi halkımızın refahı için savaşıyoruz.
İşçi sınıfımızın, emekçi halkımızın tüm bu sosyal, demokratik ve ulusal istemlerinin gerçekleşmesi için faşizme özlemin saklamayan tekelci sermayenin iktidarı Milliyetçi Cephenin demokratik yoldan düşürülmesinin şart olduğunu görüyoruz. Bugün bir kez daha, tüm ilerici, demokratik ve ulusal güçleri, örgütleri, çığlığı, çağrıyı duyuyoruz ve emekçi düşmanı MC iktidarına karşı ortak mücadeleye çağırıyoruz. Bu acil görev, eli kanlı, vatan ve emekçi düşmanı MC iktidarına Anayasa dışı saltanatına Anayasal ve demokratik yoldan son vermektir.
Kardeşlerim...
Şu anda sizlere, üzerinde “TÜM ÜLKELERİN İŞÇİLERİ BİRLEŞİN” yazılı bez pankartın önünden sesleniyorum. “Bütün ülkelerin işçileri birleşin” sloganı 1 Mayıs’ın temel anlamını yansıtan bir slogandır. Bugün, çeşitli uluslardan yüz milyonlarca emekçinin aynı anda, aynı istemleri, sömürüsüz ve savaşsız bir kardeşlik dünyası özlemini haykırmaları bunun somut bir kanıtıdır. Ancak, dünya işçi ve emekçilerinin birliğinin sürekli, kalıcı ve güçlü olması için mücadelemizi yükseltmeliyiz. Bunun için de, emekçilerin birlik, mücadele ve dayanışmasını her şeyden önce kendi ülkemizde gerçekleştirmeliyiz.
- Faşizme karşı, demokrasi ve özgürlük için birleşelim.
- Aşırı sömürü ve kâr düzeni kapitalizme karşı birleşelim.
- Savaş kışkırtıcısı, yağmacı, halkımızın ve dünya halklarının baş düşmanı emperyalizme karşı birleşelim.
- Savaşa karşı dünya barışı için birleşelim.
- Bağımsız, sömürüsüz ve demokratik Türkiye için birleşelim.
- İlerici, demokratik emekçi halkımızdan yana ve ulusal bir iktidar için birleşelim.
- Emekçi halkımıza ve demokrasiye düşman tekelci sermaye ve MC iktidarına karşı birleşelim.
- Bu birleşmede, dayanışma içinde mücadele temel ilkemiz olacaktır.
Kardeşlerim,
İster kapitalist ister sosyalist olsun, dünyanın pek çok ülkesinde 1 Mayıs yasalara dünya işçilerinin birlik, mücadele ve dayanışma günü ya da emek bayramı olarak geçmiştir. Ülkemizde ise, 1 Mayıs, “Bahar ve Çiçek Bayramı” şeklinde yasalaşmıştır. Özellikle ulusal bayramların ülke yaşamında derin izler bırakan son derece önemli nedenleri vardır. Örneğin 23 Nisan 1920 tarihinde emperyalist orduların işgal altındaki ülkemizde ilk Millet Meclisi kurulmuştur. Buna karşılık, “Bahar ve Çiçek Bayramı”nın toplumsal yaşamımızı etkilemiş olan hiçbir önemli nedeni veya gerekçesi yoktur. 1 Mayıs’a Bahar Bayramı denmesinin nedeni olsa olsa, Türkiye işçi sınıfının bu günü işçi bayramı olarak kutlamasını önlemek, engellemek olabilir.
Günümüzde, 1 Mayıs’ı emek bayramı olarak kutlamayan, sadece faşist rejimli ülkelerdir. Bugün burada tarihimizin en büyük 1 Mayıs gösterisini, gerçekleştirdikten sonra, ülkemizde de artık 1 Mayıs’ı işçi bayramı olarak yasa değişikliği zamanı gelmiştir. DİSK’in bu konuda yasa değişikliği önerisinin başta işçi sınıfımız olmak üzere, tüm emekçiler ve ilerici güçler tarafından destekleneceğine eminiz.
İşçi ve Emekçi Kardeşlerim,
Dostlar,
Her türlü zulüm ve teröre rağmen yıllardır 1 Mayıs bayrağını yere düşürmeyen, sömürüsüz ve baskısız, özgür ve demokratik bir Türkiye için, barış dünyası için, sosyalizm için savaşmış, canlarını vermiş tüm işçi sınıfı önderleri ve neferlerini bu tarihsel günümüzde saygıyla, sevgiyle ve büyük bir coşkuyla anıyoruz. Padişahlık yönetimine karşı, Cumhuriyet için ve emperyalist işgale karşı ulusal bağımsızlık için tüm emekçi halkımızın katıldığı ulusal kurtuluş savaşımızın lideri M. Kemal ATATÜRK, 11 Nisan 1976 Pazar sabahı aramızdan ayrılan büyük insan, işçi sınıfının yiğit neferi, DİSK Genel Sekreteri İbrahim GÜZELCE, ülkemizde ve tüm dünyada, sömürüye, emperyalizme karşı, bağımsızlık, demokrasi, özgürlük, barış ve toplumsal ilerleme için verilen halk kurtuluş savaşlarında veya aynı amaç uğrunda hayatlarını veren tüm şehitlerin anısı için hepinizi saygı duruşuna çağırıyorum.
Yaşasın 1 Mayıs, Türkiye ve dünya işçi ve emekçilerinin birlik, mücadele ve dayanışma günü!
Yaşasın halklar arası kardeşlik ve dostluk!
Yaşasın dünya anti-emperyalist güçlerinin birliği!
Yaşasın barış mücadelesi!
Yaşasın Türkiye ve dünya işçilerinin devrimci sendikal birliği!
Yaşasın Türkiye işçi sınıfı ve DİSK!
Kahrolsun emperyalizm, faşizm ve gericilik!
Kaynak: DİSK dergisi, Sayı 22-23, Nisan-Mayıs 1976.

Dipnotlar:
⁵⁴ 2 Nisan 1976 tarihli DİSK Yürütme Kurulu toplantısı, DİSK Yönetim ve Yürütme Kurulu Karar Defterleri, DİSK Arşivi.
⁵⁵ Cumhuriyet, 2 Mayıs 1976.
⁵⁶ Derinden Gelen Kökler-2.
⁵⁷ Cumhuriyet, 2 Mayıs 1976.
⁵⁸ Cumhuriyet, 2 Mayıs 1976.
(VC)




