"O eve ilk kez silahla girildi"
Sevgili bianet Ekibi ve okurları, selamlar
Yaklaşık 4 aydır Marmara 2 No’lu l Tipi Hapishanesinden tutukluyum. Bugün hava yağmurlu, serin ve bütün hapishaneye yalnızca çatıdan havalandırma avlusuna akan suların betona çarpma sesi hâkim. Benimle birlikte 3 Şubat 2026 Salı sabaha karşı yapılan baskınlarla 100’den fazla kişi gözaltına alınmıştı ve 84 kişi halen tutsak.[1] Hakkımızdaki iddia silahlı terör örgütüne üye olmak. Bunca kişi silahlı terör örgütü üyesi olma şüphesiyle tutuklu bulunuyor. Ezilenlerin Sosyalist Partisi eş başkanı, Sosyalist Kadın Meclisleri sözcüsü, Limter-iş sendika başkanı, Etkin Haber Ajansı editörleri olan özgür basın temsilcisi gazeteciler, BEKSAV sanatçıları, Grup Vardiya üyeleri ve Polen Ekoloji Çalışmaları Derneği başkanı olarak benim gibi - toplumsal mücadele güçlerinin, işçi sınıfının mücadeleci kesimleri, siyasi parti temsilcileri - hepsi tamamen yasal ve demokratik mücadele yürüten toplumsal güçler tutuklu bu davada. Yani söz konusu olan, temsil ettiğimiz tüm mücadele alanlarına yapılmış bir siyasi saldırı.
2020 yılından bu yana ekoloji hareketinde bütün dünyanın yaşamsal temellerini sarsan ekolojik çöküşe karşı mücadele etmeye çalışıyorum. Yaklaşık üç yıldır Polen Ekoloji Kolektifi içerisinde hareket ederek, 2023’teki Aksa Tufanı harekâtı ile birlikte emperyalizmin, doğalında da küresel kapitalizmin ekolojik yıkımın asıl müsebbibi olduğunu fark ederek Filistin özgürlük mücadelesinde, vegan olarak hayvan özgürlüğü mücadelesinde çeşitli düzey ve şekillerde sorumluluk almaya çalıştım. Daha fazla bilinçlenmeye ve öğrenmeye çalıştıkça daha fazla toplumsal mücadele sorumluluğu almak istedim ve bunları daha fazla dost ve yoldaşla paylaşmaya çalıştım. Ekolojik yıkıma karşı doğayı, emperyalizme karşı Filistin halkını ve ezilen halkları AB’den Türkiye’ye gittiğim, bulunduğum her yerde savunmaya çalıştım. Bunu daha iyi yapabilmek için kendimi geliştirmeye çalıştım. Sanırım bunu hayatımın geri kalanında da elimden geldiğince yapmaya devam edeceğim. Halk olarak kendi kaderimizi egemenlerin dayattığı sınırlar içerisinde değil, yani sadece sandıkta değil, hayatın öznesi olduğumuz her yerde ve her anda belirleyebileceğimize inanıyorum ve dünyayı değiştirebileceğimizi biliyorum. Biz değiştirmezsek kapitalistler hepimizin zararına değiştiriyor çünkü.
3 Şubat Salı sabaha karşı yaklaşık 04:00 gibi kaldığım evin kapısı dövülmeye başlandı. Gidip kapıyı açtığımda asker ve polislerin baskınına uğradığımı anladım. Hiçbir silahın hiçbir zaman girmemiş olduğu o eve ilk kez silahla girilmiş olundu böylece. Yaklaşık bir saat boyunca ev arandı. Hiçbir şey bulamayan polisler rastgele defterleri ve kitapları kurcalarken beni fiilen sorguya çekmeye çalıştı. Evden götürülürken ters kelepçe dayatmasına teşebbüs edildi. Bunu yapmaya kalkarlarsa direneceğimi ve slogan atacağımı söylediğimde vazgeçmek zorunda kaldılar. İktidar yanlısı basına görüntü vermek için çekim yapmak istiyorlardı, bunu sık sık propaganda aracı olarak kullanmaya çalışıyorlar. Buna izin vermemeye çalışıyoruz. Sonrasında gözaltında 3 gün bekledik ve çıkarıldığımız mahkemede çoğumuz alelacele tutuklandık. Aramızda tutuklu kalamayacak kadar hasta ve yaşlı insanlar da vardı; kiminin tutuklandığını, kimine ev hapsi verildiğini öğrendik.
Aylar sonra iddianame belli oldu. İlk mahkeme 2 Haziran saat 11:30’da İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Benim iddianamemde delil diye sunulanlar ise oldukça gülünç. Bir basın açıklamasına giderken buluşmak üzere telefonda konuştuğum bir arkadaşı, herhalde gizem katmak için “X isimli şahıs” diye yazmışlar. Basın açıklamaları düzenlemek ve bunlara katılmak için kimseden izin almamıza bile gerek yok, bunu konuşmanın bir suç delili olmasını bırakın. Geçtiğimiz yıl derneğimizin mekanını taşıdık, tabelamız eski binada kalmıştı. Mekanın yeni kiracısıyla tabelayı nasıl sökeceğimizi planlamışız ve bunu “delil” olarak sunmuşlar. Arkadaşlarımla yediğimiz yemeğin hesabını paylaşmışız, onun banka dökümlerini göstermişler. Hâkimin karşısında bunları savunurken gülmemek için kendimi zor tuttum açıkçası.
bianet’te geçirdiğim 1 aylık staj dönemimde kuyu tipi hapishanelerdeki tutsakların mektupları gelmişti, o mektupları hatırlıyorum şimdi. Kuyu tipi tutsaklarının da aralarında olduğu, türlü işkenceler karşısında ölüm orucunda, açlık grevinde politik tutsaklar var. Yine bu davada olan ve Silivri 6 No’luda olan tutsaklar tekli ve ikişer kişilik hücrede tecritte tutuluyor. Sebebi, 7/24 kayıtta olan kameraların kapatılması. Bu uygulamanın CMK’da yeri yok. Yalnızca çok yüksek güvenlik konularıyla ilgili bir madde var. Uyuyup uyandığımız, giyinip soyunduğumuz kişisel anların kamerada kayıt altına alınması bir hak ihlalidir. Buna izin veremeyiz, kimseye yapılmasına ve bu durumun normalleştirilmesine izin veremeyiz.
Kuyu tipleri de, tecrit de işkencedir ve bir norma dönüşmesine asla izin vermeyiz. Yıllarca keyfi hak gasplarına ve hapishanede işkenceye direnirken şehit düşen onlarca devrimciyi, yurtseveri, sosyalisti hatırlayarak bugün hapishanelerde onların sayesinde kazanılan hakların, koşulları daha iyi hale getirdiğini söylemek gerek. Bu kazanımlar işte bu gibi uygulamalarla geri alınmak isteniyor. Böylece içerisi daraldıkça dışarısı, dışarısı daraldıkça içerisi daralıyor. Bu hak ve özgürlüklerin daha fazla aşınmasına izin veremeyiz. Zaten düşününce, parmaklıkların iki tarafı da farklı tiplerde iki farklı hapishane gibi. Bu nedenle siyasi tutsaklığın hiçbir türünü normalleştirmeden mücadelemize devam ediyoruz. Tolere edilebilir değil, yaşanası, özgür bir gezegen için mücadeleye devam edeceğiz. Ya barbalık ya sosyalizm!
Cemre Nayir
Marmara 2 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu
[1] Aynı saldırıda tutuklanan Limter-İş eski genel sekreteri Hakkı Demiral ve Sosyalist Kadınlar Meclisi üyesi Dilara Su Kalpak, 21 Mayıs’ta çıkarıldıkları ilk duruşmada serbest bırakıldılar. Bu arada saldırı sırasında yurtdışında bulunan, bir süre sonra kendi isteğiyle yurda dönen Ezilenlerin Sosyalist Partisi genel başkan yardımcısı avukat Sezin Uçar ile hakkında arama kararı bulunan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu üyesi Sinem Çelebi tutuklandı.