Yeni El Niño dalgası sel, kuraklık ve yangın riskini büyütebilir
Pasifik Okyanusu’nda alize rüzgârlarının zayıflamasıyla ortaya çıkan El Niño yılları, küresel ölçekte sıcaklık artışları, kuraklık, aşırı yağış ve orman yangınları gibi hava olaylarında belirgin artışlara yol açabiliyor.
Bilim insanları, iklim değişikliği nedeniyle artık çok daha sıcak bir atmosferde gerçekleşen El Niño olaylarının etkilerinin geçmişe kıyasla daha yıkıcı olabileceğine dikkat çekiyor.
Uzmanlar, yeni bir güçlü El Niño’nun küresel sıcaklık rekorlarını yeniden kırabileceği, sel, kuraklık ve orman yangını risklerini artırabileceği uyarısında bulunuyor.
Yaz sonuna doğru gelişmesi muhtemel olan El Niño olayının, güçlü-çok güçlü bir seviyeye ulaşma olasılığının oldukça yüksek olduğunu belirten Kaliforniya Su Kaynakları Enstitüsü’nden (UCANR) İklim Bilimci Dr. Daniel Swain, “Bu, 2026 veya 2027’nin (ya da her ikisinin) bir kez daha yeni bir küresel sıcaklık rekoru kırma ihtimalinin yüksek olduğu anlamına geliyor,” diye konuştu.
Swain, “İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan sürekli ve uzun vadeli ısınmaya ilaveten, geçici de olsa önemli bir küresel ısınmaya neden olacak güçlü bir El Niño olayı, Dünya’nın en az 6-12 aylık bir süre boyunca ‘1,5°C'nin çok üzerinde’ bir seviyeye çıkacağı anlamına geliyor. Modern insanlık tarihinde, küresel olarak bu kadar sıcak olan mevcut koşullar altında güçlü veya çok güçlü bir El Niño olayı hiç yaşanmamıştır; bu nedenle, 2026'nın sonlarına doğru ve 2027'ye kadar sel, kuraklık ve orman yangınlarıyla ilgili aşırı olaylar açısından benzeri görülmemiş küresel etkiler görmek şaşırtıcı olmayacaktır,” dedi.
“Süper El Niño” ihtimali: Sıcaklık rekorları kırılabilir
“Panik yaratması gereken şey iklim değişikliği”
Imperial College London Çevre Politikası Merkezi İklim Bilimi Profesörü Dr. Friederike Otto, “El Niño, bu yılın ilerleyen dönemlerinde çok aşırı hava koşullarına yol açabilir, ancak bu nedenle paniğe kapılmaya gerek yok. El Niño doğal bir olgudur; gelir geçer. İklim değişikliği ise fosil yakıtları yakmayı bırakmadığımız sürece giderek kötüleşecek. Dolayısıyla aslında panik yaratması gereken şey iklim değişikliği. Ve ideal olan bu endişenin yapıcı olması, yani bu konuda bir şeyler yapmamız - kaldı ki ne yapmamız gerektiğini biliyoruz. Fosil yakıt kullanımından çok, çok uzaklaşmak için gerekli bilgi ve teknolojiye sahibiz,” ifadelerini kullandı.
2026’nın ilk ayları, dünya genelinde 150 milyon hektardan fazla alanın yanması nedeniyle de dikkat çekiyor.
Imperial College London Çevre Politikası Merkezi'nden Araştırmacı Dr. Theodore Keeping, “Bu mevsim için ortalamaya göre yüzde 50 daha fazla alan yandı ve şu anda küresel olarak yanan alanlar bir önceki rekordan yüzde 20 daha yüksek. Üstelik dünyanın birçok yerinde yangın sezonu henüz başlamadı. Bu hızlı başlangıç, El Niño beklentisi ile birleştiğinde, bizi son derece şiddetli bir yılın beklediğine işaret ediyor,” diye konuştu.
Türkiye’ye olası etkileri
Uzmanlara göre olası bir El Niño olayının Türkiye üzerindeki etkisi ise dolaylı olacak.
Ahi Evran Üniversitesi’nden Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, Türkiye’nin yağış ve sıcaklık rejimi üzerinde Kuzey Atlantik Salınımı, Akdeniz üzerindeki basınç alanları, batı rüzgârları gibi daha belirleyici etkenler olduğuna dikkat çekiyor.
Yavaşlı’ya göre asıl risk, El Niño nedeniyle artan küresel sıcaklıkların, Türkiye’nin halihazırda kırılgan iklim koşullarına eklenmesi.
Yavaşlı, “Eğer 2026 sonu-2027 başında öngörülen küresel ısınma ivmesi gerçekleşirse, Türkiye’de uzun süreli sıcak hava dalgalarının yaşanması, gece sıcaklıklarının yüksek seyretmesi, orman yangını sezonunun uzaması ve tarımsal su talebinin artması gibi sonuçlar doğurabilecek hassas bir döneme girilir. Bu açıdan en hassas bölgeler, Akdeniz, Ege ve Güneydoğu Anadolu,” dedi.
Çankırı Karatekin Üniversitesi’nden Doç. Dr. Okan Ürker, bu sene yangın riskinin Türkiye’de de yüksek olduğuna dikkat çekti:
“Aşırı yağışlı geçen kış aylarından sonra diri örtü çok hızlı gelişiyor. Bunu takip eden ani sıcaklık ve kuraklığa bağlı olarak da ölü örtüye dönüşüyor. Bu nedenle frekansı ya da şiddeti yüksek yangınların sayısında artış öngörülüyor.
“Bunun önüne geçmek veya riski azaltmak, ancak yanıcı madde yönetimi ile mümkün. Riskli sezon başlamadan evvel, orman-maki gibi doğal peyzajlarda yoğun bir mekanik mücadele gerekiyor - yol kenarlarının, elektrik hatları civarlarının, kır-kent arayüzlerinin sıklık bakımının yapılması, budanması, otsu tabakanın temizlenmesi önemli. Ayrıca silvopastoral uygulamaların yapılması ya da kontrollü yakmaların uygulanması gerekir.”