Türkiye’de dışarıda yeme sektörü tekelleşiyor
Dünyaca ünlü yatırım bankası HSBC’nin Burger King, Arby's, Usta Pideci, Usta Dönerci, Popeyes, Sbarro ve Subway’i elinde bulunduran TAB Gıda hakkında hazırladığı yatırımcı raporu, şirketin hisse performansından daha geniş bir dönüşüme işaret ediyor: Türkiye’de dışarıda yemek yeme sektörü giderek zincir restoranların hakim olduğu bir pazara dönüşüyor.
Rapora göre Türkiye’de yeme-içme hizmetleri pazarının büyüklüğü 2025 itibarıyla yaklaşık 22 milyar dolara ulaştı. Hamburger, kızarmış tavuk, pizza, döner ve benzeri ürünleri hızlı ve standart bir servis modeliyle sunan “hızlı servis restoranlarının” pazar büyüklüğü ise yaklaşık 8,4 milyar dolar.
Bu restoranların toplam yeme-içme sektörü içindeki payı 2019’da yüzde 22 düzeyindeyken, 2025’te yüzde 38’e çıktı. Başka bir ifadeyle Türkiye’de lokantalarda harcanan her 100 liranın yaklaşık 38 lirası artık hızlı servis restoranlarına gidiyor.
HSBC, sektörün önümüzdeki yıllarda da büyümeyi sürdüreceği görüşünde. Raporun tahminlerinin gerçekleşmesi halinde hızlı servis restoranlarının toplam pazar içindeki ağırlığının daha da artması bekleniyor.
Pazarın yüzde 44’ü 10 markanın elinde
Raporun dikkat çekici bir başka verisi de hızlı servis pazarındaki yoğunlaşmaya ilişkin.
Türkiye’deki hızlı servis restoranı pazarının yüzde 44’ünü en büyük 10 marka kontrol ediyor. HSBC’ye göre bu oran artmaya devam ediyor, küçük ve bağımsız işletmelerin karşısında büyük zincirlerin payı genişliyor.
Bu dönüşümün en önemli aktörlerinden biri TAB Gıda. Şirket, Türkiye’de Burger King, Popeyes, Arby’s, Sbarro ve Subway gibi uluslararası markaların restoranlarını işletiyor. Portföyünde Usta Dönerci ve Usta Pideci gibi yerel markalar da bulunan şirketin hızlı servis pazarındaki payı yaklaşık yüzde 19.
HSBC’nin hesabına göre TAB Gıda’nın payı, pazardaki ikinci büyük oyuncunun payının üç katından fazla.
Rapor, şirketin büyümesini yeni restoran açılışları, franchise modelinin yaygınlaştırılması, dijital sipariş kanalları ve teslimat ağlarının güçlenmesi üzerinden açıklıyor.
Ekonomik kriz büyümenin neresinde?
Ancak raporda yer almasa da büyüme tablosunun arka planında duran etkenlerden biri de ekonomik kriz.
Zincir restoranların yükselişinde ekonomik koşullar belirleyici. Menü fiyatlarının günden güne değiştiği yüksek enflasyon dönemlerinde tüketici, fiyatını önceden bildiği menülere ve uygulamalardaki indirimlere yöneliyor. Fast-food zincirleri de "giriş seviyesi" ve "bütçe dostu standart menüler" sunuyor. Alım gücü düşen yurttaş, sürpriz bir hesap ödememek için bu zincirlere mecbur kalıyor.
Küresel markalar, devasa tedarik ağları sayesinde maliyetleri baskılayabilirken; artan kira, enerji ve gıda maliyetleri altında ezilen küçük esnaf fiyat rekabeti yapamıyor.
Bağımsız bir lokantanın kendi sipariş uygulamasını, sadakat programını, kurye ağını ve reklam sistemini kurması güçken büyük zincirler bu maliyetleri binlerce restoran arasında paylaşabiliyor.
Franchise sistemi de büyümeyi hızlandırıyor. Ana şirket, her yeni restoranın yatırımını tek başına üstlenmeden, girişimcilerin sermayesiyle şube sayısını artırabiliyor.
Esnaf lokantasından platform ekonomisine
Türkiye’de yemek sektöründeki değişim yalnızca insanların daha fazla hamburger ya da kızarmış tavuk tüketmesi anlamına gelmiyor. Aynı zamanda sektörün örgütlenme biçimi değişiyor.
Mahalle lokantası ile müşteri arasındaki doğrudan ilişki, yerini giderek restoran zinciri, mobil uygulama, teslimat platformu ve kurye arasında kurulan çok katmanlı bir sisteme bırakıyor.
Bu sistemde müşteri verisini, sipariş kanalını, reklam bütçesini ve tedarik ağını kontrol eden büyük şirketler avantaj kazanıyor. Küçük işletmeler ise artan kiralar, hammadde maliyetleri ve teslimat platformlarının komisyonları karşısında daha kırılgan hale geliyor.
(HA)