TOM LANTOS KOMİSYONU TOPLANIYOR
Türkiye'deki demokrasi, yargı bağımsızlığı ve siyasi tutuklamalar ABD Kongresi’nin gündeminde
ABD Temsilciler Meclisi bünyesindeki Tom Lantos İnsan Hakları Komisyonu, 3 Haziran Çarşamba günü Türkiye’de demokrasi, hukuk devleti ve temel hakların durumunu ele alan özel bir oturum düzenleyecek.
“Türkiye özgürlüğe geri dönebilir mi? Otoriter konsolidasyon ve Türk demokrasisinin savunusu” başlıklı oturumda, siyasi baskılar, seçim süreçlerine müdahale iddiaları, yargı bağımsızlığı, siyasi tutuklular, ifade özgürlüğü ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmaması tartışılacak.
Komisyonun resmi duyurusunda, Türkiye’nin son yıllarda uluslararası demokrasi ve özgürlük endekslerinde gerilediği belirtilirken, özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Mart 2025’te tutuklanmasının hem yargının bağımsızlığı hem de gelecekteki seçimlerin serbest ve adil koşullarda yapılıp yapılamayacağı konusunda ciddi kaygılara yol açtığı dile getirildi.
Duyuruda, İmamoğlu’nun muhalefetin en güçlü cumhurbaşkanı adaylarından biri olarak görüldüğü, tutuklanmasının ardından düzenlenen protestolarda çok sayıda kişinin gözaltına alındığı da hatırlatıldı.
Türkiye-ABD ilişkilerinin insan hakları boyutu sorgulanacak
“Toplantının, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı 7-8 Temmuz’daki NATO Zirvesi’nden kısa süre önce düzenlenecek olması da dikkat çekiyor. ABD Kongresinde gerçekleştirilecek olan oturumun Ankara’daki NATO zirvesiyle doğrudan bağlantılı planlandığına dair resmî bir bilgi bulunmamakla birlikte, Erdoğan rejiminin zirve bağlamında stratejik müttefiklik rolünü öne çıkardığı bir dönemde, Türkiye dosyasının demokrasi ve hukuk devleti başlıklarıyla açılması, ABD'de Türkiye'yle ilişkilerin salt askeri boyutuyla yetinmeyen bir eğilimin varlığını da hissettiriyor.
Oturumun dikkat çekiciliği de ABD-Türkiye ilişkilerinin güvenlik veya NATO boyutundan ziyade doğrudan demokrasi ve insan hakları eksenine odaklanmasından. Tartışmaların merkezinde yalnızca İBB Başkanı İmamoğlu dosyası olmayacak; hak savunuculuğu misyonu iş insanı kimliğinin çok önüne geçmiş olan Osman Kavala, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve milletvekilliği mazbatası elinde olduğu halde uzun bir ağır hapis cezasına çarptırılmış olan Can Atalay davaları da tartışılacak. Tersine AİHM kararlarına rağmen devam ettirilen tutukluluklar ve AYM ile Yargıtay arasındaki yetki gerilimi nedeniyle yüksek yargıdaki baş gösteren sürekli kriz hali son yıllarda Türkiye’deki hukuk devleti tartışmalarının diplomatik alanda öne çıkan konusu oldu.
Oturumda kimler konuşacak?
Komisyon önünde sunum yapacak kişilerden Ortadoğu ve Türkiye üzerine çalışmalarıyla tanınan dış politika uzmanı Henri Barkey, 2020’de Osman Kavala’nın yargılandığı dava iddianamesinde 15 Temmuz darbe girişimine karışmak ve askeri casusluk faaliyetlerinde bulunmak suçlamalarıyla sanık olarak yer almıştı. ABD'de yaşadığı için mahkeme önüne çıkarılamayan Barkey’e atılı suçlar, uluslararası insan hakları kuruluşları tarafından siyasal saikli olarak değerlendiriliyor. Ankara ise bu iddiaları resmi 15 Temmuz anlatısının bir dayanağı olarak savunuyor.
Erdoğan’a yönelik sert İslami radikalizm eleştirileriyle tanınan, iddialı Orta Doğu araştırmacısı, muhafazakâr tarihçi Dr. Michael Rubin; 15 Temmuz 2016 sonrasında Türkiye’de tutuklanan, ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) uzmanı Dr. Serkan Gölge; 28 Mayıs’ta Harvard Üniversitesi mezuniyet töreninde yeni mezunlar adına konuşmasında Trump yönetimine yönelik eleştirileriyle göze çarpan siyaset bilimi araştırmacısı Andrew O’Donohue de sunum yapacaklar arasında.
Henry Barkey: "Süreç demokrasinin gerilemesinin ötesine geçti"
Yunanistan medyasının “amiral gemisi” sağ liberal Kathimerini gazetesi bugün ABD Kongresinde düzenlenecek Türkiye oturumuna ilişkin haberinde konuşmacıların Türkiye’ye yaklaşımlarını değerlendirirken Barkey’nin Türkiye’de son on yılda yaşanan sürecin “demokrasinin gerilemesinin de ötesine geçtiği” tespitine dikkat çekti. Kathimerini’ye göre Barkey Türkiye’nin gitgide tek adam yönetimi altına girdiğini öne sürüyor ve İmamoğlu’nun tutuklanmasına varan soruşturma ve davaların, Türkiye’de siyasi rekabetin yargının araçsallaştırılması yoluyla sınırlandırılmasının en çarpıcı örnekleri olarak gösteriyor.
Rubin Washington'ın ihlaller karşısındaki sessizliğini eleştiriyor
Michael Rubin ise Washington’un Ankara’nın insan hakları, demokrasi ve hukuk devleti ihlalleri karşısındaki sessizliğini eleştiriyor ve Türkiye’de demokrasinin gerilemesinin uluslararası alanda yeterince üzerinde durulmadığını ileri sürüyor. Rubin’in sunumunda Kürt meselesi, dinsel ve etnik azınlıkların durumu, Fener Rum Patrikhanesi, antisemitizm ve ABD’nin Türkiye politikası gibi tartışmalı başlıklar da yer alıyor. Ancak Kathimerini’ye göre, bu başlıkların önemli bir bölümü, Türkiye’deki demokrasi ve hukuk devleti tartışmasının ötesine geçiyor ve sert siyasi değerlendirmeler içeriyor.
Serkan Gölge: "Korkunun hukukun yerini aldığı bir sistem"
Dr. Serkan Gölge oturuma kişisel tanıklığıyla katılacak. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Türkiye’de tutuklanan ve yıllarca cezaevinde kalan Gölge, yargılandığı davada kanıtların tartışılmasından çok “profil” mantığının işletildiğini söylüyor. Sunumunda, üniversite eğitimi, banka hesabı, telefon görüşmeleri, seyahat kayıtları, bir dolarlık banknot ve NASA kimliğinin terör suçlamalarına dayanak yapıldığını belirterek, başından geçenleri “korkunun hukukun yerini aldığı bir sistemin örneği” olarak tanımlıyor.
Tom Lantos Komisyonu neden önemli?
Tom Lantos İnsan Hakları Komisyonu, ABD Temsilciler Meclisi bünyesinde faaliyet gösteren hem Demokratların hem Cumhuriyetçilerin yer aldığı “iki partili” bir insan hakları platformu. Adını, II. Dünya Savaşı’nda Nazizmin Avrupa Yahudiliğini yok etmeyi hedefleyen soykırımdan (Holokost) sağ kurtulan ve savaştan sonra uzun yıllar ABD Kongresi üyesi olarak görev yapan insan hakları savunucusu Tom Lantos’tan alıyor. Komisyon doğrudan yasa teklifinde bulunma veya yaptırım uygulama yetkisine sahip değil. Bununla birlikte, Kongre üyeleri, uzmanlar, insan hakları örgütleri ve mağdurlar arasında bir temas alanı oluşturuyor; düzenlediği oturumlar Washington’daki siyasi hava ve Kongre gündemine etkisi açısından önemli bir gösterge kabul ediliyor.
Dolayısıyla, 3 Haziran’daki toplantıdan doğrudan bir karar ya da yaptırım çıkması beklenmiyor. Ancak Türkiye dosyasının ABD Kongresi’nde yeniden demokrasi, seçim güvenliği, yargı bağımsızlığı ve siyasi haklar başlıkları altında ele alınması, Ankara-Washington ilişkilerinde insan hakları meselesinin bütünüyle gündem dışına itilmiş olmadığına dair önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor.
Oturum kamuya ve basına açık olarak gerçekleştirilecek ve Komisyon tarafından canlı yayımlanacak. Gazetecilerin soru sorması öngörülmüyor; soruların tanıklara Komisyon üyesi Kongre temsilcileri tarafından yöneltilmesi bekleniyor.
(AEK)