Trump Amerikası'nda milyonlarca insan sağlık sigortası dışında kaldı
ABD'de Kongre'nin özel sağlık sigortasına verilen kamu desteklerini 1 Ocak 2026'da sonlandırması, milyonlarca kişinin sağlık güvencesini kaybetmesine yol açtı. Human Rights Watch ve Oxfam America'nın raporlarına göre, Trump döneminde zenginlere trilyonlarca dolarlık vergi indirimi sağlanırken, yıllık maliyeti 35 milyar dolar olan sağlık destekleri kesildi. Sigorta primleri yüzde 58 artarak ortalama 178 dolara çıktı ve yaklaşık 6 milyon kişinin sigortasını kaybetmesi bekleniyor. Özel sigortalı yetişkinlerin yüzde 9'u birkaç ay içinde sigortasız kaldı. Orta ve düşük gelirli aileler temel ihtiyaçlarını kısarak sigorta primlerini ödemeye çalışıyor. Uzmanlar, Kongre'nin "sıradan insanların sağlığını zenginlere vergi indirimi için feda ettiğini" belirterek ABD'nin sağlık hakkı yükümlülüklerini ihlal ettiğini vurguluyor.
Dünyanın en zengin ülkesinde Kongrenin özel sağlık sigortasına tanınan kamu desteklerinin süresini uzatmaması, milyonlarca kişinin sağlık güvencesini kaybetmesine yol açtı.
Milyonlarca hane sağlık sigortasız
İnsan Hakları Gözlem (Human Rights Watch [HRW]) ve Oxfam America, araştırmalarının sonuçlarına dayanarak desteklerin 1 Ocak 2026’da sona ermesinin ardından milyonlarca hanenin sigortasız kaldığını, kişisel sağlık harcamalarının hızla arttığını ve ülkedeki eşitsizliğin daha da derinleştiğini açıkladılar.
Kongre, 2025’te kabul edilen, Trump’ın çıkartmakla övündüğü Türkiye'deki "torba yasalar" gibi “Büyük, Güzel Tek Yasa” ile en varlıklı kesimlere büyük vergi indirimleri sağlarken, milyonlarca kişinin özel sağlık sigortasına erişimini kolaylaştıran kamu desteklerinin süresini uzatmadı. Dar ve orta gelirli milyonlarca kişi sağlık sigortası primlerini ödeyemez duruma düştü. Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD’de sağlığa erişim hakkı, bir kez daha gelir düzeyiyle doğrudan bağlantılı hale geldi.
HRW’nin ekonomik adalet ve haklar araştırma sorumlusu Matt McConnell, Kongrenin “sıradan insanların sağlığının zenginlere vergi indirimi için feda edilmesi” doğrultusunda tercih yaptığını söyledi. McConnell, “ABD Kongresi, insanların hakları olan sağlık hizmetine erişebilmek için çok daha fazla para ödemesine ya da sigortasız kalmasına yol açtı.” dedi.
ABD sağlık sisteminin kamusal karakterinin zayıflığı
ABD’de sağlık sistemi, birçok ileri veya orta gelişmişlikteki ülkeden farklı olarak herkes için parasız kamu sağlık hizmetine dayanmıyor. Çalışanların önemli bir bölümü sağlık sigortalarını işverenleri üzerinden alıyor. Yoksullar için Medicaid (Tıbbi Yardım), yaşlılar için Medicare (Tıbbi Bakım) gibi kamu programları var. Ancak bu sistemlerin dışında kalan milyonlarca kişi, 2010’da Barack Obama’nın başkanlığı döneminde kabul edilen ve daha çok ObamaCare olarak popülerleşen sağlık reformu yasası Affordable Care Act (Karşılanabilir Bakım Yasası) kapsamında kurulan kamu denetimli sigorta piyasalarından özel sağlık sigortası satın alıyordu. Devlet de düşük ve orta gelirli kişilerin bu sigorta poliçelerini ödeyebilmeleri için prim desteği sağlıyor.
2021’de Biden’ın başkanlığı döneminde Kongre bu destekleri genişletti. Hanelerin sağlık sigortası primleri gelirlerinin en fazla yüzde 8,5’iyle sınırlandı; desteklerden yararlanabilecek gelir grupları genişletildi. Bu düzenlemeler sayesinde 2020-2025 arasında piyasadan özel sigorta alanların sayısı iki kat arttı. Sağlıkta sektörel araştırmalar yürüten KFF’ye göre, 2025’e gelindiğinde bu yolla yaklaşık 24,3 milyon kişi sağlık sigortası yaptırabilmişti.
Yoksullardan sigorta primleri kaldırıldı, zenginler gelir vergisi yükümlülüğünden kurtarıldı
Ancak bu genişletilmiş prim destekleri Trump’ın yeniden başkan olduğu 2025 sonunda çoğunluğu Trump’ın Cumhuriyetçi Partisinin kontrolüne geçen Kongre tarafından kesildi. Aynı dönemde trilyonerler üzerindeki vergi yükü neredeyse sıfırlandı. HRW ve Oxfam’a göre en zengin yüzde 0,1’lik kesim önümüzdeki sekiz yıl boyunca her yıl yaklaşık 50 milyar dolar daha az vergi ödeyecek. Oysa, milyonlarca kişinin sağlık sigortasına erişimini mümkün kılan genişletilmiş desteklerin yıllık maliyeti yaklaşık 35 milyar dolar dolayındaydı.
Oxfam America’nın kıdemli ekonomik adalet danışmanı Jackson Gandour, durumu “önceliklerin vahim biçimde yanlış belirlenmesi” olarak tanımlıyor. Gandour’a göre Kongre, “milyonlarca kişinin sağlık hizmetini keserken en zenginleri ve büyük şirketleri daha da zenginleştiriyor.”
Destek kesildi sigortalı sayısı hızla düşmeye başladı
Desteklerin sona ermesinin etkisi kısa sürede hissedildi. 2026’da sigorta piyasalarına kayıt yaptıranların sayısı 2025’e göre bir milyon azaldı. Sigorta maliyetleri ve primlerinin hesaplanması konusunda uzman şirketi Wakely Consulting Group’un tahminine göre yıl içinde bu piyasalarda sigorta sahibi olanların sayısı 16,5 milyona kadar inebilir. Bu, 2025’e kıyasla yaklaşık 6 milyon sigortalının sigortadan çıkması demek.
Sigorta destekleri kesilirken, sigorta primleriyse tersine dramatik artışlar gösterdi. Özel sigortalarda aylık ortalama primler 2026’da yaklaşık yüzde 58 arttı. Ortalama ödeme 113 dolardan 178 dolara çıktı. En büyük artışlar, Medicare kapsamına henüz girmeyen yaşlı yetişkinler ve federal yoksulluk sınırının dört katından biraz yüksek gelire sahip orta gelirli yaşlıların primlerinde oldu. Bu gruplar, kâğıt üzerinde “çok yoksul” sayılmadıkları için bazı desteklerin dışında kalıyorlar ama gelirleri kaliteli sağlık sigortası primlerini karşılayabilmekten çok uzak.
KFF’nin 2026 başında yaptığı ankete göre, 2025 sonunda özel sigortasına sahip yetişkinlerin yüzde 9’u birkaç ay içinde sigortasız kaldı. Sigortasını kaybedenlerin yüzde 80’i bunun nedeninin artan maliyetler olduğunu belirtti. Sigortasını koruyabilenler de kendilerini güvencede hissetmiyor: Altı kişiden biri, yıl boyunca primlerini ödeyebileceğinden emin değil. Yarısından fazlasıysa sağlık sigortasını sürdürebilmek için gıda, giyim ve diğer temel hane harcamalarını kısmak zorunda kaldığını ya da kalacağını söylüyor.
HRW’ye konuşan eski bir USAID dış yardım görevlisinin anlattıkları, krizin orta sınıfı da nasıl kırılganlaştırdığını gösteriyor. Verdiği örnekte geçtiğimiz yıl işini kaybeden bir kadının yaşadığı eyalet Medicaid kapsamını genişletmediği için kamu sağlık desteği alamıyor. Geçici öğretmenlik yaparak kazandığı yaklaşık 700 dolar aylıkla ayda 1.100 dolar özel sigorta primi ödemesi gerekiyor. Masraflarını kısmak için arabasını satmış, ailesinin yanına taşınmış ve Medicaid kapsamına girebileceği başka bir eyalete taşınmayı düşünüyor. Geleceği içinse şunları söylüyor: “Şu anda benim yaşımdaki biri için mesele, Sosyal Güvenlik ve Medicare’e ulaşacağım güne kadar hayatta kalmak.”
Sigortadan çıkmak zorunda kalanların resmi sayısı henüz açıklanmadı. Ancak ön göstergeler kaybın çok büyük olduğuna işaret ediyor. 41 eyalette özel sigortaya kayıtlar düştü. Düşüş, Kuzey Carolina’da yüzde 22’ye, Ohio’da yüzde 20’ye vardı. Bazıları, tamamen sigortasız kalmamak için daha ucuz ama daha niteliksiz planlara geçti. Bu süreçler tedaviye erişim sorununu ortadan kaldırmıyor sadece görünmezleştiriyor.
Daha ucuz planların çoğunda da muafiyetler çok yüksek. Ortalama yıllık muafiyet 2025’te 2 bin 759 dolarken 2026’da 3 bin 786 dolara çıktı. İnsanlar görünüşte sigortalı olsalar da hastaneye gittiklerinde ceplerinden binlerce dolar ödemek zorunda kalabiliyor.
HRW ve Oxfam, ABD’nin uluslararası hukuk kapsamında herkes için sağlık hakkını güvence altına almakla yükümlü olduğunu hatırlatıyor. Sağlık hakkı, kişinin ödeme gücüne bağlı olmadan sağlık hizmetlerine erişebilmesini gerektiriyor. Kongrenin vergi indirimlerini sürdürüp sağlık desteklerini uzatmaması bu hakkı baltalıyor; yalnız sağlık değil, barınma, gıda ve eğitim gibi diğer temel haklarda da zincirleme yoksunluğa yol açıyor.
McConnell, ABD’li kanun koyucuların “çok daha az kaynağı olmasına karşın herkes için sağlık hakkını daha iyi gerçekleştiren ülkelerden ders alması gerektiğini” söyledi. Ona göre en azından Kongrenin, aileleri sağlık primiyle kira arasında seçim yapmaya zorlamaması gerekirdi.
(AEK)