Ankara’da yaşayan trans kadın İrem Akbulut, 2023 ve 2026 yıllarında Çankaya’daki Libya Caddesi’nde polis ve bekçiler tarafından darp edildiğini ve nefret söylemine maruz kaldığını söyledi.
Akbulut’un avukatı Elif Burcu Akman ise yaşananları translara yönelik sistematik kolluk şiddetinin bir örneği olarak değerlendirdi.
Akbulut, 2023 yılında markete gittiği sırada bekçilerin tehdit ve hakaretlerine maruz kaldığını söyledi. 7 Mart gecesi ise Çankaya’daki Libya Caddesi’nde benzer bir durumla yeniden karşılaştığını belirtti. Akbulut, kimlik kontrolü sırasında başlayan tartışmanın kısa sürede şiddete dönüştüğünü ifade etti.
Trans kadınların hedef olduğu cadde
Olayın yaşandığı Libya Caddesi, Ankara’da uzun yıllardır trans kadınların bulunduğu bölgelerden biri olarak biliniyor. Bölge aynı zamanda sık sık polis ve bekçi kontrolleriyle gündeme geliyor.
Akbulut, saldırıdan kısa süre önce bölgede görev yapan bekçilerin kendisini durdurduğunu ve kimliğini istediğini söyledi. Bekçiler GBT sorgusu yaptıktan sonra Akbulut’u serbest bıraktı. Yaklaşık 10 dakika sonra arkadaşına telefonda konuşurken yeniden durdurulduğunu anlatan Akbulut, kimliğini tekrar verdiğini belirtti. Bu sırada araçtaki bir polis kapıyı sert şekilde açtı ve kapı Akbulut’a çarptı.
Akbulut, bunun üzerine polis aracının plakasını görüntülemek istediğini ve “Burada kameralar var, kamera kaydını alacağım ve sizden şikayetçi olacağım” diyerek tepki gösterdiğini söyledi.
“Telefonumu almak için darp ettiler”
Akbulut’un anlatımına göre olayın en kritik anı polis aracının plakasını fotoğrafladığı sırada yaşandı. Akbulut, polislerin telefonuna el koymak istediğini ve bu sırada fiziksel müdahalenin başladığını söyledi. İki polisin kendisine saldırdığını, kolunu bükerek elindeki telefonu almaya çalıştıklarını belirtti.
Akbulut, polislerin fotoğrafı sildirmek için telefonu almaya çalıştığını, müdahale sırasında kendisini yerde sürüklediklerini ifade etti. Bir polis memurunun başını aracın arka kapısına sert şekilde vurduğunu da söyledi.
Akbulut daha sonra polislerin kendisini aracın nezarethane bölümüne götürdüğünü aktardı. Darp sırasında polislerin kendisine ve trans kimliğine yönelik hakaretler ettiğini söyleyen Akbulut, “Bu polis memurları bana yaptıklarını gülerek kendi aralarında anlattılar” dedi.
Akbulut, yaşananların yalnızca araç plakasını fotoğraflamasıyla ilgili olmadığını da vurguladı. Trans kimliği nedeniyle polislerin daha sert davrandığını belirten Akbulut, “Elimdeki telefonu almak için beni darp ettiler. Kafamı ayaklarıyla bastılar, suratıma tokat attılar ve saçlarımı yoldular. Trans olmam polislerin bana önyargılı ve sert müdahale etmesine neden oldu” diye konuştu.
Karakolda dört saat
Akbulut, darp sonrasında polis aracına bindirilerek karakola götürüldüğünü söyledi. Karakolda bulunduğu süre boyunca polisler telefonuna el koydu ve Akbulut yaklaşık dört saat kimseyle iletişim kuramadı. Bu süre içinde avukatına ulaşamadığını belirten Akbulut, bazı polislerin kendi aralarında yaşanan şiddetle ilgili konuşarak alay ettiklerini duyduğunu iddia etti.
Akbulut, polislerin “ben suratına bastım”, “ben tokat attım” gibi ifadelerle birbirleriyle yarıştıklarını söyledi ve bazı sözlerin özellikle trans kimliğini hedef aldığını dile getirdi.
Darp raporu
Olaydan sonra hazırlanan adli muayene raporunda Akbulut’un vücudunda darp bulgularına yer verildi. Rapora göre Akbulut’un sağ kaşının alt kenarında yaklaşık 1 santimetrelik ekimoz ve ödem, sağ elinin beşinci parmağının sırt kısmında ise yaklaşık 0.3 santimetrelik bir sıyrık tespit edildi.
Önce saldırı, ardından adli kontrol
Olayın ardından savcılık soruşturma başlattı. Savcılık Akbulut hakkında “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla işlem yaptı. Sulh Ceza Mahkemesi, Akbulut hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve belirli aralıklarla imza verme yükümlülüğünü içeren adli kontrol kararı verdi.
Akbulut, benzer bir olayın 2023 yılının Kasım ayında da yaşandığını söyledi. O gün bakkala gittiği sırada bekçiler tarafından durdurulduğunu ve tehdit ile hakaretlere maruz kaldığını ifade etti. Akbulut, olay yerine gelen avukatının da hedef alındığını belirtti.
Akbulut karakoldan ayrılmak üzereyken bekçilerin üzerine atladığını ve kendisini yere yatırarak ters kelepçeyle gözaltına aldıklarını söyledi.
Olaydan sonra başlatılan soruşturma ilk aşamada “kamu malına zarar verme” iddiasıyla yürütüldü. Ancak süreç içinde araçta herhangi bir zarar bulunmadığını gösteren bir tutanak dosyaya girdi.
Dosya “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasına dönüştü
Avukat Elif Burcu Akman, kamu malına zarar iddiasından sonuç alınamayınca dosyanın yönünün değiştiğini söyledi. Akman, soruşturmanın bu kez “cumhurbaşkanına hakaret” iddiası üzerinden yürütülmeye başladığını belirtti.
Akman’ın verdiği bilgiye göre söz konusu soruşturma Ağustos 2023’ten bu yana devam ediyor. Dosyada yalnızca “cumhurbaşkanına hakaret” suçlaması üzerinden ayrım yapıldı ve bu başlık altında kamu davası açıldı.
Akman’a göre bu durum, polis şiddeti iddialarından sonra ortaya çıkan suçlamaların nasıl şekillendiğini gösteriyor.
“Münferit değil, sistematik”
Avukat Akman, yaşananların bireysel bir olay olarak görülmemesi gerektiğini söyledi:
“İrem’in maruz kaldığı bu süreç münferit bir olay değil. Bu durum translara yönelen sistematik kolluk şiddetinin bir örneği. Translar yalnızca trans kimlikleri nedeniyle kriminalize ediliyor ve yıldırma politikası kapsamında defalarca GBT kontrolüne maruz kalıyor. O anda çalışıyor olması, sokakta bekliyor olması, yürüyor olması ya da markete gidiyor olması fark etmiyor; trans kimliği tek başına hedef haline gelmesi için yeterli oluyor.”
Akman, sorunun yalnızca fiziksel şiddetle sınırlı olmadığını da vurguladı:
“Burada transfobik tutum, hakaretler, tehditler, nefret suçu iddiaları, avukata erişim hakkının engellenmesi ve hak arama iradesinin baskılanması gibi çok daha ağır bir tablo var. Kolluk beyanlarının çoğu zaman gerçeğin önüne geçirilmesi de bu tabloyu güçlendiriyor.”
Akman, etkin soruşturma yürütülmediği sürece bu tür müdahalelerin tekrar ettiğini söyledi. Ona göre yaşananları yalnızca bireysel bir mağduriyet olarak değil, translara yönelik artan şiddet ve ötekileştirme politikalarının sonucu olarak değerlendirmek gerekiyor.
“Translar yalnızca var oldukları için şüpheli muamelesi görüyor. İrem’in başına gelenler de bu tablonun bir parçası” diyen Akman, son olayda ortaya çıkan suçlama biçimine de dikkat çekti.
Akman şöyle konuştu:
“Polis şiddeti ve kötü muamele iddialarından sonra her seferinde ‘cumhurbaşkanına hakaret’ iddiasının devreye sokulduğunu görüyoruz. Yaklaşık iki buçuk yıl önce yaşanan benzer süreçte de aynı yöntem ortaya çıkmıştı. Bugün yine aynı yerde, yine benzer bir işkence pratiğinin ardından aynı iddianın öne sürülmesi cezasızlık politikasının bir yansıması. Cezasızlık sürdükçe bu ihlaller istisna olmaktan çıkıyor, bir yöntem haline geliyor.”
(FCA/EMK)


