TBMM'de kurulan "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu" çalışmalarını tamamladı. Komisyon Başkanı Numan Kurtulmuş, "Artık sıra TBMM'de" dedi. Artık gözler partilerin yasal düzenleme önerilerini sunacağı genel kurulda. Partiler komisyona oturumların tamamlanması ile birlikte kendi görüşlerini içeren raporları da sundular. TİP adına komisyona katılan Milletvekili Ahmet Şık, sunduğu raporun genişletilmiş halini kitap haline getirdi.
Ahmet Şık, Ayna/Heli adını taşıyan kitabı TİP Genel Başkanı Erkan Baş ve Milletvekili Sera Kadıgil ile birlikte tanıttı. Etkinlik Baş'ın konuşması ile başladı. Konuşmasında birinci TİP’in “Kürtler vardır” tespiti nedeniyle 12 Mart'ta kapatıldığını söyleyen Erkan Baş, “Bugün de sosyalistler bu konuda tarafsız kalamaz. Eşit yurttaşlıktan bahsediyorsak Kürt sorunu baş mesele olarak görülmek zorundadır. Bu kitap da bu sürecin bir adımıdır” diye konuştu.
Şık ise çalışmayı, "Aslında bir kitap fikrinden ziyade bunu bir Türkiye İşçi Partisi'nin Kürt meselesi nedir ve kendi partinin bu konudaki yaklaşımı nedir, insanlara anlatmak üzerine bir rapor olarak yazmaya gayret ettik. Kitapta çok dürüstçe söyleyeyim, Yeni ne var derseniz elbette ki yakın süreç. Aslında kitabın arkasında benden önce bu konuda kalem oynatmış çok sayıda değerli insanlar var. Onların yazdıklarına, makalelerine, dergilerde yayınlanana bakarak iyi bir derleme oldu. Osmanlı'nın son döneminden başlayayım, hala günümüze de süren bu sorunu anlamak isteyenlere, anlatmaya çalışma iddiasında olan bir kitap oldu. Şöyle söyleyeyim, kitabın içerisinde ben ya da siz ideolojik duruş olarak yoksunuz. Yani bir gazeteci çalışması aslında mesleğimden kaynaklı olarak." şeklinde tanımladı.
Şık konuşmasına "Bize, özellikle bu meselesinin bir sonucu olan PKK üzerinden yıllarca bir resmi söylem üzerinden bir takım yalanlar söyleniyor. O yalanların karşısında, tarihsel süreç içerisinde bir takım olgular ve olaylarla, resmi anlatılım dışında bir de bu meseleyi böyle görmeye çalışın, bakın böyle bir bakış açısı da var demeye çalıştık. Umarım konuyu anlamak isteyenlere faydası olur. Mevzuyu mevcut siyasal iklimden ve iktidara ve aparatlarının kurduğu siyasal anlatı ve ideolojik dönüşüm üzerinden değerlendirmekten vazgeçen ve buna gayret etmek için okumak isteyenlere bir kaynakça olsun diye bir derdim var." diye devam etti. Kısa bir tanıtım kısmından sonra ise sorular yanıtlandı.
MHP lideri Bahçeli ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın süreçte farklı rolleri üstlendiğine dikkat çeken Şık, "İktidarın iki ortağı var ve sürekli koçbaşı olarak Devlet Bahçeli'yi görüyoruz. Orada da bir rol paylaşımı olduğunu düşünüyorum." şeklindeki sözlerini "Sevgili Pervin Bundan'ın bir söylesi var. Cansu Çamlıbel ile.Mesela orada çok çarpıcı bir şey söylüyor Pervin Hanım. Diyor ki, henüz Öcalan'ın, devletin bu konudaki atacağı adımlara dair hiçbir bilgisi olmadığını söylüyor. Gerçekten bir buçuk yıldır ne yapılıyor? Tuhaf buluyorum." diye sürdürdü.
Komisyon çalışmalarının atmosferi hakkında da bilgi veren Ahmet Şık yürütülen çalışmayı, "En başta süreç başladığında tabii ben de herkes kadar heyecanlandım. Çünkü yani çok açık bir şey var arkadaşlar. İşin içinde barış, umudu olan her şey beni heyecanlandırıyor. Ölenin sıfatına, kim olduğuna bakmadan söylüyorum. Şu son bir buçuk yılda bir tek insan savaş nedeniyle ölmedi. Bu çok kıymetli oldu. Hiçbir annenin yüreği yanmadı. Bu gerçekten çok kıymetli. Ama ben başta, özellikle doğal olarak Kürt hareketlerinin tabanında çok ciddi bir heyecan yaratıldı. Çok da doğaldı bu. Çünkü savaş yorgunu bir halktan bahsediyoruz. Çok kayıp veren bir halktan bahsediyoruz. Resmi rakamlarla 65 bin ölenden bahsedildi." sözleri ile anlattı.
Komisyon çalışmalarının ardından 'yasal düzenleme' beklentisine de değinen Şık, "İnsan hakları alınan mahkemesinin kararlarını uygulamak için bir yasal düzenlemeye ihtiyaç mı var? Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamak için bir nasıl yasal düzenlemeye ihtiyacı var. Sadece samimi, gerçekten demokrasi ve hukuk normlarını gözeten bir yerden bir politik kavga ihtiyacı var. Ama o politik kavgayı vermiyoruz. Şimdi çok açıkça söyleyeyim. İHAM ve AYM kararları üzerinden benim bildiğim 5 isim var. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Osman Kavala. Beş insanın gasp edilen özgürlüğüne kavuşması için herhangi bir yasal düzenleme ihtiyacı olur mu?" diyerek iktidarın adım atmamasını eleştirdi.
CHP'nin ara seçim-erken seçim talebine ilişkin ise TİP'li vekiller, "En büyük gündem yoksulluk. Ara seçim yapılması anayasal zorunluluk. Ama yapılmıyor, tek bir kişinin iki dudağı arasında. Bugüne kadar her seçime yeni bir siyasi partiler ve seçim yasası ile girdik. Bir seferinde seçim bölgeleri yeniden düzenlendi. Diğerinde ittifaklar düzenlendi. Neye ihtiyaçları varsa ona göre değiştiriyorlar. Emin olun AKP'nin de MHP'nin de elinin altında bir seçim kanunu vardır." diye konuştu.
(Mİ)

